Bu bir kitabın ön söz bölümüdür. Zannetmeyin ki yayınlanacak ve siz bunu istediğiniz hatta rastladığınız bir kitapçı da bulacaksınız.Hayır bu asla olmayacak bittiğinde bir buluta atılacak ve orada kalacak.Peki adama sormazlar mı buluta atmak için bittiğinde bin beş yüz sayfadan fazla olacak üç kitabı hangi kafa ne gibi bir ruh hali ile ve neden yazar .Bu sorunun cevabı yazılmaya başladığı gün yoktu bu günde yok bittiğinde de olmayacak

Her şeyden önce, bir zamanlar yazar çizer takımını, bazı saçma davalardan koruyan, olur olmaz kişilerin özellikle siyasilerin avukatlarının aklına estikçe açtıkları tazminat davalarından uzak tutulmalarını sağlayan bir yasal gerekliliği, belki işe yarar umuduyla, yerine getirerek başlamak istiyorum

Bu kitapta adı geçen kişiler ve oluştuğu yazarca uydurulan olaylar, tamamen kurgusal olup gerçek kişilerle ve olaylarla benzeşmeleri tümüyle rastlantıdır”

Bilinen hiçbir forma uymayan sadece biraz Roman a benzeyen bu seriye başlarken kaç Kitap olacağını bilmiyordum. Tuhaf ama üç Kitabın tamamlanmasına rağmen şimdi de bilmiyorum. Yıl bazında olayları inceleyip yazıyorum ve bir türlü de bitiremiyorum. Sebebine gelince bu Roman daki ana karakterlerden biri veya bunlardan bazıları her siyasi dönemeçte öyle garip şeyler yapıp olayları toparlıyor ve masadan karlı olarak ayrılıyor ki bana da yazmaya devam etmek düşüyor ve bu tuhaflığın bir türlü sonu da gelmiyor.

Bu seride, üç ana gurup karakter var bunlardan birincisi, Siyasiler ve siyaseti iyi bildiğimi sanmama rağmen ne işe yaradıklarını ve neye hizmet ettiklerini bir türlü anlayamadığım tarikat ve benzeri oluşumlar. Yazdıklarımı tesadüfen okuyanlar biraz zorlarlarsa, kimin kim olduğunu kolaylıkla çıkaracaklardır

İkinci gurup doğal olarak Askerlerdir. Belki sadece Komutan olarak geçen karakterin kim olduğu anlaşılabilir ancak bunun çok önemli olduğu kanısında değilim. Mete Handan beri ordu siyasete karşı, başında kim olursa olsun, benzer davranış kalıplarını sergiler. En üst düzeyde yapılan birebir konuşmalarda pozisyonunu net olarak açıklar bir şeye karşı ise karşı olduğunu da söyler ve sonuçta kararı siyasilere bırakır gibi yapar, ancak bırakmaz verilen direktife olabildiğince kendi tezlerine uygular ve çıkan sonuçları arşivler. Zamanı geldiğine inandıklarında, ortaya çıkarır o anda uygun gördüğü biçimde hesabını sorar. Bir Komutanın belirlenen görüşe karşı olduğunu izah ediş biçimi çok çarpıcıdır ve gerçekten söylendiğine de eminim, derki komutan

“Siz bize bir emir verirsiniz bizde alt birliklere emri uygulama için yayarız, ancak en uçta gecenin ayazında, yağmurun veya karın altında bekleyen ve hedefi gören bir tek kişi vardır ve o ateş eder veya etmez ne biz ne de siz buna hiçbir şey yapamayız”

Son gurup adına VAKIF denen aslında olmayan sadece bu ülkenin aydınlık yüzünü tanımlayan birileridir. Askerler ile tarikat siyaset karmaşası arasında denge unsurudurlar ve Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine gönülden bağlıdırlar. Bu durumdan sapmalara asla taviz vermezler ve kabul de etmezler, ancak o kadar güçlüdürler ki siyasiler onlara hiçbir şey yapamaz tarikatlar ise sadece ortadan kaldırmaya çalışırlar. Tıpkı benzer felsefeye bağlı ve ancak bir türlü bir araya gelemeyen 45 milyon seçmen gibi.

Bu Seriyi yazmaya başladığımda, mevcut siyasi konjonktür içerisinde yayınlanamıyacağını biliyordum ve bugün de ayni görüşteyim. Ancak bir başka şeyden de kesinlikle eminim;

Bu ülkenin aydınlık insanları, bir gün ve bir şekilde bir araya gelecek ve bu karanlığı da aydınlatacaktır. İşte o gün o da belki bu kitaplar yayınlanabilir. Şimdilik sadece dostların önerileri alınacak ve arşivlenecek tir. Tıpkı Mete Han dan bu yana birilerinin yaptığı gibi