• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Ekim 2021

PERSONA NON GRATA (İSTENMEYEN KİŞİ)

26 Salı Eki 2021

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Hayat beklendiği gibi sürüp gidiyordu. Faiz düşürülüyor, dolar fırlıyor herkes birbirini suçluyor, hasılı her zamanki gibi geçinip gidiyorduk.Ta ki 10 Büyükelçi Kavala ’nın derhal tahliyesini buyuran bir bildiri yayınlayana kadar. Bir anda çanak çömlek patladı, bilen bilmeyen herkes bir ağızdan konuşmaya başladı. Kimine göre Büyükelçiler haklı idi. Bu kişi dört yıldır hapiste idi ve hakkında bir hüküm kurulmamıştı. Bazıları ise durumu doğrudan iç işlerine ve egemenlik haklarına müdahale olarak gördüler. Onlara göre bu durum kabul edilemezdi.

Aslında bu karmaşayı yaratan büyükelçiler arasında herkes çok mutlu bir görüntü veriyordu. Kimine göre bu Türklere ayar yapmanın zamanı gelmiş geçmişti. Bu arada İzlanda, Norveç, Finlandiya gibi bazı ülkelerin, bu yalnız ve güzel ülkeyle ne problemleri olduğu hiç anlaşılamadı. ABD, Fransa ve daha birkaç ülke anlaşılabilir limitler içerisindeydi. Son zamanda uyguladıkları Yunanistan destekli uzun vadeli bir plan çerçevesinde Türkiye’yi çevreleme girişiminde bulunan, bu arada tatbikat bahanesiyle Trakya’ya binlerce Asker ve zırhlı birlikleri yığan, bu iki ülke durumdan son derece mutlu gözüküyorlardı. Yaptıkları hesaba göre Türkiye üst perdeden bağırır çağırır ve zaman içerisinde, her şey yoluna girerdi. Sonra da hep yapıldığı gibi, diğer adımın uygulanmasına geçilebilirdi.

Ancak bu sefer böyle olmadı önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gün yaptığı sonsuz konuşmalardan birinde ilk fitili ateşledi ve meseleyi ya bizi tanırlar ya da çeker giderler şekline soktu. Bundan sonra gene bilen bilmeyen ağzı olan olmayan bir sürü siyaset yorumcusu, bu durumu irdelemeye başladılar. Kimilerine göre bu durum bu on Büyükelçiye göz dağı vermek olarak anlaşıldığı gibi, arkası gelecek, Reis bunları istenmeyen şahıs ilan edecek şeklinde de yorumlandı.

Ve sonunda Eskişehir’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu on büyükelçinin sınır dışı edilmesi için dışişleri bakanına talimat verdiğini açıklayıverdi sonra da kıyamet koptu. Öncelikle Dışişleri ve Savunma bakanları, uygun biçimde, bu anlaşmaya karşı çıktılar. Bakanlığa çağrılarak toplam on beş dakikada bitirilecek olan istenmeyen şahıs ilanı nın temizlenmesi en az 20 sene sürecekti. Üstelik bu bildiriye imza koyan on büyükelçiden 7 tanesi NATO üyesi idiler ve bir savunma sistemi içerisinde müttefik idiler. Siz büyükelçiyi istenmeyen şahıs ilan edip sınır dışı edince diğer ülke ayni şeyi sizin büyükelçinize yapacak ve diplomatik ilişkiler bir anda maslahatgüzar düzeyine indirilecek, bu ise pek çok ilişkinin artık olamayacağı anlamına gelecekti. Özellikle NATO müttefiki olan 7 ülkeyle işlerin nasıl sürdürüleceği tam bir anlaşılmazdı.

Siyaseten yaratılan bu durum için devlet ilgili mekanizmaları çalışmaya başladı. Muhtelif alternatifler özellikle hariciyenin kıdemli diplomatları tarafı rapor haline getirildi. Buradaki ana tema konuyu sayın Cumhurbaşkanının inadına bırakmayıp, diplomatik yolla bir çözüm bulabilmekti.

On büyükelçinin ülkelerindeki   Dışişleri bakanlıklarının ilgilileri de alarm durumuna geçmiş ve durumun yumuşaması için çözüm aramaya başlamışlardı. Sonuçta sözleşmenin 41 inci maddesine uyacaklarını teyit ettikleri kısa bir açıklama yapılması konusunda anlaştılar. ABD ilk açıklamayı yaptı bunu Hollanda ve Kanada takip etti. Cumhurbaşkanlığından ise bu açıklamaların olumlu bulunduğuna ilişkin bir başka açıklama geldi. Artık sağduyu hâkim olmuş son derece stratejik bir bölgedeki Türkiye’yi ve özellikle onun Cumhurbaşkanını öfkelendirmeden olayı çözmek iradesi, herkese hâkim olmuştu.

Uluslararası diplomatik ilişkileri düzenleyen sözleşme 18 Nisan 1961 de imzalanmış,4 Eylül 1984 tarihinde TBMM de kabul ederek kanunlaşmıştır. İki maddesi Yürürlük hükümleri olmak üzere toplam 52 maddedir. Olayın çözümü için kullanılan ünlü 41 inci maddeye göre;

1. Kabul eden Devletin kanunlarına ve nizamlarına riayet etmek, ayrıcalıklarına ve bağımsızlıklarına halel gelmeksizin, bu gibi ayrıcalıklardan ve bağışıklıklardan yararlanan her şahsın görevidir. Anılan Devletin iç işlerine karışmamak da bu şahısların keza görevidir.

2. Gönderen Devlet tarafından kabul eden Devlet nezdinde yapılması misyonun uhdesine tevdi olunan bütün resmî işler, kabul eden Devletin Dışişleri Bakanlığı veya mutabık kalınacak başka Bakanlık ile veya aracılığıyla yürütülür.

3. Misyonun binaları, misyonun bu Sözleşmede belirtilen görevleri veya diğer genel uluslararası hukuk kuralları veya gönderen ve kabul eden Devlet arasında yürürlükte olan özel anlaşmalar ile bağdaşmayacak bir tarzda kullanılmaz.

Burada ülkelerin germek yerine geri adım atmayı tercih ettikleri maddenin ilk paragrafıdır.   Büyükelçilerin, Kabul eden devletin kanun ve nizamlarına ve iç işlerine karışmamak ilkesine uymalarının görevleri olduğunu açıklanmaktadır. İşte bu nokta zurnanın kötü ses çıkardığı yerdir. Saygıdeğer büyükelçilerin bu maddeden haberleri yokmudur ki böyle bir metne imza koymuşlardır.

Bu hengamede bir de ellerini ovuşturup, keyiften bayılacak hale gelen bir ülke vardır ve neden bu kadar isterikçe keyiflendiğini anlamak ise mümkün değildir. Her halde sağduyu ve devlet geleneği olayı çözünce pek üzülmüş karalar bağlamışlardır.

Diplomatik manevralarda hiçbir şey tesadüf olmadığına, her şey bir plan çerçevesinde yapıldığına göre, Konu bize göre bazı sorular sorulmadan kapatılmamalı,

     Egemen bir ülkenin iç işlerine, diplomatik bağışıklığı olan kişilerin karışamayacağı, Viyana sözleşmesinde açıkça belirtildiği halde neden, kahve içmek için bile ara sıra bir araya gelen bazı ülkelerin büyükelçiler, anlaşma hükümlerine aykırı bir bildiri yayınlamışlardır.

     Aynı kişilerin, kabul eden devletin kanun ve nizamlarına uymak yükümlülüğünde olmalarının gerektiği bu on büyük elçi tarafından bilinmemekte midir?

     Mesele Türkiye’nin göstereceği tepkiyi ölçmekse bu saçmalığın bir sonraki adımı nedir

     Türkiye hangi gerekçeyle en üst boyutta tepki göstermiştir. Büyükelçilerin sınır dışı edilmeleri gerçekten planlanmış mıdır yoksa meseleye iç politika yatırımı olarak bakmakla mı yetinilmiştir.

Sonuç olarak, son dönemde sık kullanılmasa bile Türkiye devlet ve diplomasi geleneği olan bir ülkedir. Büyükelçilerin sınır dışı edilmesinden sonra olabileceklerin hesaplanmadığını düşünmek bile istemem…

ABD TÜRKİYE RUSYA ÇİFTE SARMAL (2)

05 Salı Eki 2021

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

ABD TÜRKİYE RUSYA ÇİFTE SARMAL (2)

Türkiye ve Rusya arasındaki görüşme Soçi ’de yapıldı. Başkan Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıya dışişleri bakanlığı mensubu olmayan kişisel tercümanlarıyla katıldılar. Heyetler arası görüşme olmadı ve ilk defa toplantı sonucu bir açıklama da yapılmadı.

Bu gazetelerin yazdığı sıradan bir haber. Konuyu ayrıntısıyla incelemeden önce, bazı soruların sorulması ve yapılan diplomasi yanlışlıklarının tekrarlanmaması umuduyla açıkça yazılmasının şart olduğunu düşünürüm;

    Toplantının devlet başkanları düzeyinde olması ve bu iki devlet adamının olağan dışı sık görüşmesi ilk göze batan noktadır. Sayın Erdoğan 2019 ve 2020 de Moskova’yı ziyaret etmişti, Diplomasideki karşılıklılık ilkesi gereği bu görüşme Türkiye’de ve Ankara’da olmak zorundaydı. Devlet başkanları, tıkanan ciddi dış politika sorunlarını, siyasal karar vererek çözme makamıdır. Üstelik Rusya ve Türkiye devlet geleneği, dış politikayı bilen iki ülkedir ve diplomasi kadroları da yeterli deneyime sahiptir. Buna rağmen toplantıyı başkanlar düzeyine çıkarmak ve içeride hiçbir diplomatın bulunmaması, görüldüğü kadarıyla not alınmaması ve bir raporun mevcut olmaması yadırganan hususlardır. Ayrıca bu türden toplantılarda genel teamül her iki başkanın gazetecilerin karşısına çıkması, en azından içeride görüşülenlerin uygun bir dille anlatılması dır, istenirse soru alınmayabilir. Yazılıp çizilenler doğru ise, toplantıda not tutulmaması, görüşmenin ikili olarak yapılması ve kişisel tercümanların bulunması, toplantı sonucu basın toplantısının yapılmaması, Sayın Erdoğan tarafından talep edilmiştir.

     Bu tuhaf durumun iki sebebi olabilir. İlki içeride, özellikle İdlip konusundaki ciddi görüş ayrılıkları bu sefer, bu düzeyde dahi giderilememiştir. İkincisi ise iki başkan sadece daha önce yapılan anlaşmaya uyacaklarını açıklamakla yetinmeye karar vermişler ve öyle de yapmışlardır. Bu alternatif doğru ise Türkiye gerçekten kaybetmiştir ve yakın gelecekte İdlip ’in kuzeyine çekilecektir. Böylece meydan Suriye ve Rusya’ya kalacak, kara harekâtı başlayacak ve İdlip yerle bir edilecektir çünkü bu ikilinin beklemeye tahammülleri yoktur.

     Toplantının zamanlaması da özellikle Türkiye açısından doğru değildir. Sayın Cumhurbaşkanının BM de konuşma yapacağı tarih çok önceden bellidir. İlişkilerin bu kadar gergin olduğu ortamda Biden’ in ve AB liderlerinin görüşme taleplerini geri çevirecekleri de bellidir. Böyle sevimsiz bir durumun hemen arkasına Rusya ile görüşme koymak ABD ye ve diğer Avrupalı liderlere, böyle giderseniz Rusya ile anlaşabilirim mesajını iletmek olabilir ki Rusya ve diğerleri bunu yemezler.

    Yeri burası olmamakla beraber, Türkiye ABD ilişkilerini halen dışişleri bakanları seviyesinde yürütüldüğünün de altını çizmek gerekir. Yazılanlar doğru ise Cumhurbaşkanının Başkan Biden le görüşme talebi, Beyaz saray tarafından diplomatik teamüllere uymayan bir üslupla reddedilmiş ve sonra hava birdenbire sertleşmiştir. Ayrıca ABD’nin yeni büyükelçi adayı Jeff Blake’in Senato sorgulaması sırasında söylediklerini de çok yeni olduğu için bu bölüme aldım. Bu zata göre;

“Türkiye, gelecekte Rus silahları alması durumunda ek yaptırımlarla karşılaşacaktır. Bölgede saldırgan eylemlerine, Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi halkına uyguladığı baskıcı taktikler göz önüne alındığında, Türkiye’yi sorumlu tutmaktan kaçınmayacak bir büyükelçiye ihtiyaç vardır”

Anlaşılamayan bir şekilde bu densiz üsluba kimse cevap vermemiştir. Bu zat çok yakında Türkiye’ye gelecek ve göreve başlayacaktır ve büyük olasılıkla ayni üslubu sürdürecektir. Ne şekilde karşılık verilmesi ayrı bir inceleme konusudur.

     Türkiye’deki deneyimli ve bir tarafa marke olmayan yazarların sık gündeme getirdiği konu, uygulanan ve yanlışlıkları defalarca kanıtlanmış denge politikası, aslında sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tür ilişkileri yakındaki seçimlerde propaganda malzemesi olarak kullanacağı dır. Elde edilen ve kaybedilen kazanımlar tekrar iktidar olunduğunda mutlak geri alınacaktır. Ancak tek ve çok taraflı siyasi ilişkilerde bunun örneği pek görülmez. Ülkeler genelde salam politikasını tercih ederler aldıkları tavizi ceplerine koyarlar ve mutlaka zamanı gelince çoğu kez defalarca kullanırlar.

     İki başkanın baş başa yaptıkları görüşme sonucu resmî açıklama yapılmadığından, Gazetelerde yazılanların tamamı tahmindir veya olayın marke oldukları tarafa göre yorumlanmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bulduğu her fırsatta yaptığı açıklamalara göre;

     *Görüşmede Suriye konusunda detaylı görüş alışverişinde bulunulmuştur. Bu cümlenin gündelik hayata tercümesi üzerinde uzlaşılan herhangi bir konu yoktur, taraflar sadece karşılıklı pozisyonlarını belirtmişler ve bununla yetinerek bir karar almamışlardır veya alamamışlardır, şeklindedir.

     *Afganistan, Libya ve Karabağ meseleleri de görüşülmüştür. Bu cümlenin tercümeye dahi ihtiyacı yoktur. Hepsi çok taraflı ilişkiler içeren bu konuların bir cümleyle geçiştirilmesi, yukarıdaki yorumun aynisinin bu cümle içinde doğru olduğuna işaret etmektedir.

     *İdlip bölgesine yönelik Anlaşmalara olan bağlılık teyit edilmiştir, Terörist unsurların İdlip ten çıkarılması maddesinin uygulanması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bu cümle belkide açıklamanın en kritik cümlesidir. Astana mutabakatına göre bu görev Türkiye’nindir ve altı ayda söz konusu unsurların silahlarının alınacak ve bölge dışına çıkarılacaktır. Aradan üç sene geçmiştir ve herkes pozisyonunu korumaktadır üstelik Rusya için kritik önemdeki M4 karayolu çevresine yerleşmiş ağır silahlı unsurlar zaman zaman lojistik desteğin kesilmesine sebep olmaktadırlar. Türkiye aslında duruma engel olma ve anlaşmada söz verdiklerini yerine getirme konusunda isteksiz davranmaktadır. Hatta özgür Suriye ordusu adını taktığı içinde Suriye dışından gelen profesyonel savaşçılarında olduğu tuhaf oluşuma açıktan destek vermekte, buna ilaveten bölgede kurdurulan sürgündeki Suriye Hükümetini açıktan desteklemektedir. Topraklarının büyük çoğunluğunda kontrolü sağlayan Esad hükümeti için kabul edilebilir ve hazmedilebilir bir durum değildir. Bölgedeki hava trafik kontrolü Rusların elinde olduğundan Türkiye terörist unsurlara karşı uçak kaldıramamaktadır. Bu görevi Rusya üstlendiğinden Türkiye bölgede şehitler vermektedir.

     *Askeri teknik iş birliğinin geliştirilmesi iki liderin gündemindedir.

Toplantı sonrası benzer açıklama Kremlin sözcüsü Peskov tarafından da yapılmıştır. Kullanılan diplomatik lisanı, biz sıradan insanların anlayacağı dile çevirirseniz ulaşacağımız sonuçlar şunlar olabilir;

     *Görüşmeden Türkiye lehine somut sonuçlar çıkarılamamıştır.

     *İdlip konusunda yeni bir anlaşmaya gerek yoktur, statükonun korunması yeterlidir.

     *Askeri iş birliğinin sürdürülmesi konusu açık uçlu bir konudur.

Soçi zirvesinden bir sonuç çıkıp çıkmadığına gelince, Türkiye’nin isteği, birazda zorlamasıyla yapılan toplantıda İdlip ’teki sıkıntıları giderecek bir sonuç çıkmadığı gibi örtülü olarak, bölgedeki terörist unsurları silahsızlandırıp bölge dışına çıkarmazsan, ben ve Suriye hükümeti bölgeyi bombalamaya devam ederiz ve kara harekâtına başlarız mesajı verilmiştir. Bu bizim kuzeye çekilmeden daha fazla şehit vereceğimiz anlamı taşımakta, beklenen büyük göç dalgası gene bizim sırtımıza bırakılmaktadır. Belki de çözüm Rusya başlamadan Türkiye’nin bir kara harekatıyla el altından göz yumduğu terörist unsurları yok etmesidir. Aynı anda veya hemen arkasından Fırat’ın doğusuna geçerek pyd yi de temizleyebilir. Zor gibi görünmekle birlikte yapılmayacak iş de değildir.

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle