Türk Yunan ilişkileri yakın tarihin hiçbir döneminde değil sıcak hafif ılık dahi olmamıştır. Bu dost görünümlü temelde düşman ülkenin özellikle son dönemde ne yaptığını anlamak için öncelikle bağımsızlığını kazandığı döneme bir göz atmak gerekir.

Nikolaos Skoufas, Manolis Xanthos ve Athanasios Tsakalov adlı Yunanlı tüccarlar 1814 yılında Yunanlı yazar, politikacı ve devrimcisi Rigas Feraios ile İtalyan gizli örgütü Carbonari’den ilham alarak, önemli bir Yunan ticaret merkezi olan Odesa’da, Filiki Eteria (Arkadaşlar Cemiyeti) gizli örgütünü kurmuştur. Birleşik Krallık ve Birleşik Devletlerde sürgünde olan zengin Yunan toplumlarının desteği ve Batı Avrupa’daki Yunan sempatizanlarının yardımı ile isyanı planlamışlardır.

Cemiyetin temel hedefi; ulusal bir devlet kurmaktan ziyade, İstanbul’un başkent olduğu Bizans İmparatorluğunun yeniden canlandırılmasıdır. Filiki Eteria, 1820 yılının başlarında, geçmişte Rus Dışişleri Bakanlığı görevini de yapan Ioannis Kapodistrias’a isyanın başına geçmesini teklif eder, fakat ünlü politikacı bu teklifi reddeder. Filiki Eteria üyeleri aynı teklifi, Rus ordusunda görev yapan ve Çar Alexander I’in yaveri olan General Alexander Ypsilantis’e götürürler.

Filiki Eteria hızla genişler. Osmanlı İmparatorluğu ise 1821 yılında İran savaşı ve özellikle de Tepedelenli Ali Paşa isyanı ile meşguldü ve sonuçta Yunan isyanını bastırmakla görevli bazı paşalar Tepedelenli isyanına kaydırılırlar..

Aynı zamanlarda, Fransa Napolyon I sonrasında meydana gelen ayaklanmalara karşı birleşen ve uyum içinde hareket eden Avrupa’nın büyük güçleri de İtalya ve İspanya’daki ayaklanmalar ile meşguldür. Bu çerçevede Yunanlılar zamanın kendi ayaklanmaları için uygun olduğuna karar veriler. Orijinal plana göre ayaklanma Mora Yarımadası, Tuna Prenslikleri ve İstanbul olmak üzere üç yerde başlayacaktır.

Yunan bağımsızlık savaşı, Alexander Ypsilantis’in Rusya’da sürgünde bulunan Yunanlıların başına geçerek, günümüz modern Romanya’sı olan Osmanlı eyaleti Moldovya’ya saldırdığı 1821 yılında başlamıştır.

Osmanlı kuvvetleri, Yunanlılara kin duyan Romanyalıların da yardımıyla, Ypsilantis ve adamlarını süratle ezmiş, fakat Ypsilantis’in faaliyetleri, Balkanların daha güneylerine kadar yayılarak, uzun süredir fakirlikten kıvranan Mora yarımadası ve Ege adalarında yaşayan Yunanlılar arasında bir isyan hareketinin kıvılcımını ateşlemiştir. İkinci isyan hareketi, Yunan Devriminin başlangıcı olarak kutlanan 25 Mart 1821 tarihinde Mora Yarımadasında başlamıştır.

Bu isyan hareketleri mahalli yöneticiler tarafından bastırılamadığından, Sultan Mahmut II, Mısır’ın güçlü valisi Mehmet Ali Paşa’yı yardıma çağırmak zorunda kalmıştır

Yunanlılar tarafından Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlıklarını kazanmak maksadıyla 1821 de başlatılan, uzun ve kanlı savaşlar, 1829 da Avrupalı Büyük Güçlerin de yardımıyla tamamlanmış ve Yunanistan, 7 Mayıs 1832 yılında imzalanan İstanbul Anlaşması ile Osmanlı Devletinden tamamen ayrılarak resmen bağımsızlığını kazanmıştır.

O tarihten bugüne kadar maksimalist talepleri hiç tükenmemiş, özellikle birinci dünya savaşında İngilizlerin siyasi kışkırtma ve lojistik desteği ile İzmir e girmiş oradan bütün egeye yayılmıştır. Talepler hep aynıdır. Ege bölgesinin tamamı ege denizi ve Pontus eyaletleri olarak adlandırılan Ordu Trabzon ve Rize illeri onlara aittir, ayrıca Konstantinapol yani İstanbul, megalo idea daki büyük imparatorluğun değişmez başkentidir.

Ancak, tarihin çok ender çıkardığı büyük deha bu arsız talepleri sonlandırmış ve şımarık çocuk, İzmir’den, geldiği gibi gitmiştir.

Sonraki dönemlerde günümüze kadar pek çok kez Türkiye ve Yunanistan çatışma eşiğine gelmişler araya her seferinde birilerinin girmesiyle özellikle Yunanistan vaz geçmiştir.