• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Ocak 2022

KURALLAR

18 Salı Oca 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Çok taraflı Uluslararası ilişkilerde, belirli kuralların konması, bu kurallara uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımların belirlenmesi, kaçınılmazdır. Ancak, kuralları ve uygulanacak yaptırımları, birilerinin baştan tanımlaması gerekir. Genelde kavga da bu noktada başlar, ancak diplomasi pratiklerine göre kuralları, kasabanın şerifi olarak ya ABD koyar veya beşli çeteye (BM güvenlik Konseyinin beş daimî üyesi) koydurtur. Burada yapılacaklar ve yapılmayacaklar net olarak tanımlanır ve sonuçta bir metin ortaya çıkar. Şimdi sıra, bu metnin başlığını koymaya gelmiştir. Kimi zaman metnin adı Falan Filan anlaşması olur, kimi zamanda MOU. Hiçbir şey bulunup uydurulamadığında ise ön uyum Anlaşması dahi olabilir. Doğal olarak anlaşmaya liderlik edecek ülke, adlandırma müzakerelerine en deneyimli ve bıçkın diplomatlarını yollar ve özellikle oy birliği ile geçmesi gereken örgütlerde, aklındaki neyse onu kabul ettirir.

Genelde mesele BM veya NATO ve benzeri örgütler içerisinde değerlendirildiğinden, Lider ülke veya beşli çete dışında dolgu maddesi olan ülkelerde vardır. Bunlar görüşmelerde hiç söz almazlar ve sadece telkin edilen istikamette oy kullanırlar. Bu arada, iki kişi olan temsilcilerinden biri nöbette kalıp oturumu takip ederken diğeri alışveriş listelerini tamamlamaya çalışır.

Son günlerde Brüksel’deki NATO karargahında, Rusya Federasyonu ile bir dizi görüşme yapıldı. Rusya’nın bu görüşmelerin burada yapılmasını neden kabul ettiği üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konu, ancak görünen o ki, taraflar ne konuşacaklarına dahi karar veremediler.

Rusya, ABD’nin NATO’nun arkasına saklanarak yaptığı çevreleme operasyonlarından şikâyet ederken, ABD/NATO, Rusya’nın genişleme politikasının kabul edilemezliğini konuşmak istiyordu. Diplomatik lisandan bir an için vazgeçerseniz, bu söylemler ve onlarda ısrarcı olunması, biz pozisyonlarımızı muhafaza ediyoruz ve bu noktadan kımıldamaya niyetimiz yok demektir.

Beklenildiği gibi Rusya’nın çevrelemenin durdurulması talebi, Genel Sekreter Stoltenberg ve alışılmışın dışında ABD dışişleri bakan yardımcısı W. Sherman tarafından yapılan bir açıklama ile reddedildi. Söylenen şuydu;

“NATO nun genişlemesini sağlayan açık kapı politikasından vaz geçmeyeceğiz. Rusya Uluslararası sınırları güç yoluyla değiştirmeye kalkarsa, izlemeyeceğiz, ancak diyalog a açığız.”

Şimdi, bu açıklamanın, diplomatik lisanda hangi istekleri barındırdığını görelim;

Askeri tatbikatlarda şeffaflığı arttırınız

Silahsızlanma görüşmelerini ve nükleer politikaları gözden geçiriniz

Nükleer silahların yaygınlaştırması anlaşmasına uyunuz

Moskova ve Brüksel arasındaki iletişim kanallarını yeniden açınız

Ayni metnin biz sıradan insanlar için tercümesine gelince;

Genişleme politikalarını uygulamaktan vazgeç

Ukrayna’yı NATO ya alacağız, işgali aklından bile geçirme. Aksi takdirde sana askeri güç kullanırız

Yaptığın tatbikatlarda gözlemci bulunduracağız sesini çıkarma

Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’da yaptığımız yığınağa göz yum

Karadeniz’de yaptığımız tatbikatlarda gözlemci bulundurma talebinden vazgeç

Polonya ve Romanya’da taktik Nükleer silahlar bulundurmamıza sesini çıkarma

Hangi lisanı konuşursanız konuşun, bunun adı ültimatomdur ve Rusya gibi batısıyla doğusu arasında 14 saat dilimi olan dev gibi bir ülkenin sessiz kalması beklenmemelidir. İlk akla gelen, Küba, Venezüella ve Nikaragua da deniz üssü kurmak için görüşmelere başlamak ve Kaliningrad a Füze yerleştirmek istemesi olacaktır. Artık bir zamanlar Küba ve Türkiye de olduğu gibi nükleer harp başlığı olan füzelerin konuşlandırılması dönemi bitmiştir. Uygulanan yeni yöntem, deniz ve/veya hava üssü kurulmasını talep etmektir. Suriye’de benzer politika uygulanmış Lazkiye ve Taurus da bir deniz ve bir hava üssü kurularak Petro’dan beri sıcak denizlere çıkma hayali gerçekleşmiştir.

Peki bu üç ülke böyle bir talebi kabul edecek midir? Nikaragua’nın durumu çok tartışmalıdır ve nasıl bakacağını bilebilmek için falcı olmak gerekecektir. Küba’nın ise konuda acı bir deneyimi vardır ve uygulanan ambargo nedeniyle çok sıkıntı çekmiştir. Küba Rusya pazarlık masasında bu ambargonun kalkması veya en azından hafifletilmesi için bazı maddelerin olacağı açıktır. Venezüella dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olmasına karşın ciddi ölçüde sıkıntı çekmektedir ve Rusya’dan gelecek hava ve deniz üssü isteklerine evet diyeceği açıktır.

Buradaki sorun kasabanın şerifinin ne diyeceğidir. Neredeyse burnunun dibine yerleştirilecek askeri üsler için pek mutlu olamayacağı ve sessiz kalamayacağı kesindir Aslında iki seçeneği vardır; ya bu üslere müdahale edecektir. Bu durumda, Rusya ile geniş çaplı bir çatışmaya girmesi kaçınılmazdır veya diplomasiyi ve şantajı kullanarak Rusya’yı caydırmaya çalışacaktır. Ana soru ABD kuvvet kullanmayı göze alabilecek midir? Bunca yıl yerleştiği Afganistan’dan, beraber çalıştıklarını Taliban ın ellerine bırakarak apar topar ayrılan Amerika ne kadar ileri gidebilecektir.

Doğal olarak bu soruların cevabını bilmiyoruz ancak Ukrayna’daki gelişmelerin incelenmesi belki bir ip ucu verebilecektir.

KAZAKİSTAN

14 Cuma Oca 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Bir süredir Kazakistan da bazı tuhaf olaylar arka arkaya sergileniyor. 31 Aralık da hayat, 2,8 milyon km karelik bu kocaman ülkede, normal gözüküyordu. Bu arada Ticaret bakanı, hızla doğalgaz ücretlerini 60 teng den (1,86 TL) 120 Teng e (3,72 TL) yükselten kararnameyi onaydan geçiriverdi. Yeni yıl eğlencelerine saatler varken kimse bunun nelere mal olacağını düşünmedi bile 1 Ocak, birazda yılbaşı rehavetiyle sakin geçti ancak sonra çanak çömlek patladı.

Olayın ayrıntılarını incelemeden önce, rezerv ler açısından gerçek bir enerji devi olan ve Türkiye’den dört kat büyük, bu ülkenin petrol, doğalgaz ve uranyum rezervlerine bir göz atmak gerek;

Kazakistan dünyada Rusya ve Çin ile ortak sınırı, hazar denizinde kıyısı olan tek ülkedir, Büyük güçlerden sadece ABD ye komşu değildir

Bu ülkenin hesaplanmış petrol rezervi 30 milyar varildir, %1,69 payla 12 inci sıradadır. Termal craking gibi eski yöntemlerle çalışan 3 adet rafinerisi vardır ve %60 verimlilikle ve ancak 350000 varil ham petrol işleyebilmektedir.

Kanıtlanmış doğal gaz rezervi 3,9 trilyon metre küptür, ancak ülke içerisinde dağıtım yapacak boru hatları, her nedense, bir türlü tamamlanamadığından ve kaynakların tamamına yakını Nur sultan adı verilen yeni başkentin inşa edilmesine kullanıldığından, Özbekistan’dan doğal gaz ithal etmektedir. Çinle arasında bir boru hattı vardır ve bu ülkeye 8,8 milyar metreküp doğal gaz satar. Yıllık ihraç toplamı ise 19,4 milyar metreküptür. Rezerv olarak dünyada 19 sırada olup, pazarın %0,89 una sahiptir.

Gerek Petrol gerekse doğal gaz üretim ve satışında, kalifiye bir ekonomistin, ki bu ben değilim, ilk bakışta göreceği yanlışlıklar vardır. Petrol üretiminde Sovyetler Birliği zamanında kullanılan çıkarma yöntemlerini kullanmaktadır ve Rusya dahi bu metotları terk etmiştir. Örneğin, kuyulara ham petrol stabilitesini temin için doğal gaz pompalanmaktadır. Bu çok pahalı bir yöntem olduğundan yıllar önce terk edilmiştir. Ayrıca rafinerilerini modernize edip daha yüksek katma değerli ürün ihraç edebilecekken yıllardır bu yapılmamıştır.

Doğal gaz üretiminde ise sıvılaştırma tesisleri eski teknolojidir ve çok düşük kapasiteyle çalışmaktadır bu nedenle daha çok gaz olarak satış tercih edilmektedir

Kazakistan’ın küçük bir şehrindeki mahalleden daha ufak olan Katar bile doğal gazı sıvılaştırmakta sonra satışa sunmakta, gaz satışını tercih etmemektedir. Ayrıca iç dağıtımı yapacak boru hatlarının neden tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi düşünülmemiş bunun yerine Özbekistan’dan ithalatın tercih edilmesinin zor anlaşılır bir noktadır. Kalkınma stratejisi olarak benzer yöntemi uygulayan bir başka ülke daha vardır ancak orada da bu sistem çalışmamakta ülke bir krizden diğerine sürüklenmektedir. Yanlış anlamaları engellemek için hemen söylemeliyim. Bu ülke Türkiye değil Tierra del Fuego dur (Ateş Toprakları), Güney Amerika’nın en ucunda yer almaktadır …

Uranyum rezervi 15 milyon ton olarak hesaplanmıştır ve dünya birincisidir. Üstelik, Çin e her sene 650 ton doğal uranyum satar ve bu bazı kaşların kalkmasına sebep olur

Şimdi ilk olarak iki basit soru sormalıyız, ilki Yılda 19.4milyar metreküp doğal gaz ihraç edilen, hesaplanmış rezervi 3,9 trilyon metreküp olan bir ülkede gaz fiyatları neden bir anda iki katına çıkarılır? İkincisi yurt içinde dağıtımı sağlayacak boru hatları neden tamamlanmaz ve Özbekistan’dan gaz ithal edilir, buna her yıl Çine satılan yaklaşık 9 milyar metreküp gazı da eklersek birilerinin buna fena halde kızmaya başladığını anlamanın, çok zor olamadığı görülmektedir. Belki de Kazakistan’daki kalkışmanın nedeni gerçekte birilerinin kızmaya başlamasıdır.

Anlatılanlardan anlaşılacağı gibi derin siyasi arka planı olan bu kalkışmada olan biteni anlamak için meseleyi olabildiğince basitleştirip ele almak gerekecektir

İncelenmesi gerekli ilk nokta bu kadar doğal gaz bolluğunda, neden senenin son günü büyük oranda zam yapılmasının açıklığa kavuşturulmasıdır. Baktığınız açıya bağlı olarak bu durum tipik bir kışkırtma operasyonu olarak görülebilir. Gelen zamdan sonra ilk kalkışma başta tengiz olmak üzere petrol ve doğal gaz üretim bölgelerinden gelmiştir ve buradan önceden hazırlık yapıldığını ve birilerinin zammı bahane ederek milleti sokağa döktüğü, noktasına gelebiliriz.

İkinci nokta Kazakistan’da son yıllarda artan selefi etkisidir. Başları kesilerek öldürülen iki polisle bir şeyler anlatılmaya çalışılmıştır. Bu konu yakın gelecekte ülke nin başına büyük dertler açacağa benzemektedir.

Üçüncü nokta kalkışmanın Ukrayna’daki renkli devrime çok benzemesidir. Bu durum, olayda Amerikan elinin doğrudan işin içinde olduğunun göstergesidir. Yaşlı ABD başkanının Demokrat olduğunu unutup, Tipik bir Neo con stratejisi olan Rusya’yı çevreleme işine sarılmasının nedeni, Çin orada bütün heybetiyle dururken, bir türlü anlaşılamamaktadır. Rusya, Polonya sınırından Viladivostok a kadar uzanan devasa bir ülkedir ve bu iş çevrelemeyle falan bitmez. Kazakistan’ın ise çok özel bir durumu vardır. Rusya’nın ortasında 2,8 milyon kilometre karelik bir ülkenin özellikle yeraltı zenginlileri nedeniyle mutlaka üzerinde çalışılmalıdır. Saros ve ekibinin Ukrayna’daki beceriksizliği, ülkenin fiili olmasa da ikiye bölünmesine ve kırımın işgaline sebep olmuştur. Sadece batı Ukrayna’yı destekleyerek ve NATO’ya alma tehdidi savurarak hiçbir şey yapamayacağını, ABD anlayamamaktadır.

101 ini hava indirme Tümeninin faal olan bir tugayını Polonya’da yerleştirmek bu işe yetmez

Dördüncü nokta, Kazakistan’a Rusya’nın doğrudan müdahale etmesini sağlayacak bir bahane yaratılması isteğidir. Olaylar çığırından çıkınca veya öyle gösterilince Esas Başkan Nazarbayev i uzaklaştıran, yeni Başkan Tokayev, KGAÖ tünü, anlaşmanın beşinci maddesine dayanarak, olayları bastırmaya çağırmış, genelde bu işin bir planlama safhası olması gerekirken bir hava indirme tugayı Astana hava alanına inivermiştir. Rusya’nın esas planı Kazakistan’ı işgal etmek değil Çin in önlenemeyen yükselişini önlemektir ve bu konuda ne yapılacağını, el altından ABD ile görüşmektedir.

Bu arada olaylar sırasında ölen beş bin civarındaki kazak a kimsenin aldırdığı yoktur. Devlet yetkilileri neredeyse olur böyle şeyler demeye getirmektedir. Bir başka olay şu anda Kazakistan’ın Başkanının kim olduğudur. Eski Başkan Nazarbayev hiçbir şey olmamış gibi el altından devam etmekte bu arada kendi isteği ile ayrıldığını açıklamaktadır. Böylesine çift başlı yönetim bu türden krizlerdeki en tehlikeli durumlardan biridir. İşe karışan veya karışmaya çalışan ülkeler kimi muhatap alacaklarını şaşırmışlardır.

Sonuç olarak, Rusya bu olayda ABD ye çok net bir mesaj vererek Kazakistan’dan elini çekmesini, Ukrayna’da, ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duymasını, bu ülkeyi NATO’ya alınmasını aklına dahi getirmemesini istemiştir. ABD bu isteklerin ne kadarını içine sindirecek ve uygulayacaktır; bunlar zaman gösterecektir. Şimdilik ABD Rusya maçının galibi Rusya gözükmektedir. Diğer taraftan Kazakistan Çin ticari ilişkilerinin, özellikle Uranyum ve Gaz satışının Rusya’yı gerdiği açıktır. Bu nedenle çıkan ayaklanmada bu ülkenin kışkırtıcı etkisi gözden kaçırılmamalıdır. Tuhaf bir şekilde ABD de ayni konulardan şikayetçidir ve bu bizlere, Kazakistan kalkışmasını farklı sebeplerle bu iki ülkenin başlattığını düşündürmektedir.

KOLLEKTİF GÜVENLİK ANLAŞMASI ÖRGÜTÜ

09 Pazar Oca 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ 1 Yorum

Aslında bu yazının amacı Kazakistan’da neden çıktığı ve nasıl bittiği anlaşılamayan olayların bir değerlendirmesini yapmaktı ancak Birdenbire kamuoyu önüne çıkan Kollektif Güvenlik anlaşması Örgütü (KGAÖ), olaya müdahale edip kalkışmayı bastırıverdi

Bir dönemin süper gücü, Resmi adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, adına Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) denen bir başka oluşuma dönüşerek, dağıldı.Bunun nedenleri ve perde arkasında kimlerin olduğu ise ayrı bir inceleme konusu.

Bağımsız Devletler Topluluğu, 8 Aralık 1991 günü Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan Minsk Anlaşması ile kuruluşunu ilan etmiştir. 21 Aralık 1991 tarihinde Letonya, Litvanya, Estonya ve Gürcistan dışında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanan tüm ülkeler anlaşmaya imza koydu.  

Gürcistan, 1993 yılında anlaşmayı imzalayarak topluluğa katılmışsa da Rusya ile yaşadığı savaşın ardından 15 Ağustos 2008 tarihinde topluluktan ayrıldı. 2005 yılında Türkmenistan, 2014 yılında da Kırım’ın ilhakı sebebiyle Ukrayna topluluktan ayrıldı. BDT’nin halihazırda 9 üyesi bulunmaktadır. 

Varşova paktının 1991 dağılmasından sonra  başta Rusya olmak üzere Tüm BDT ülkelerinde ciddi bir kollektif güvenlik sorunu doğdu, ve Belarus u da içeren Kollektif Güvenlik Anlaşması Mayıs 1992 de Taşkent’te imzalandı, anlaşma orta Asya merkezli bir görüntüye sahipse de Belarus nedeniyle doğu Avrupa’yı da kapsıyordu.

Kollektif güvenlik anlaşmasını imzalayan Rusya Federasyonu, Ermenistan, Tacikistan, Özbekistan ve Kazakistan’dan sonra 1993 de Belarus, Gürcistan ve Azerbaycan da anlaşmayı imzalamışlardır. Ancak Rusya’nın bu anlaşmayı manivela olarak kullanıp ülkeler üzerinde baskıyı arttırması ve dolaylı olarak genişleme eğilimleri göstermesi üzerine, 1997 de Azerbaycan, Gürcistan Ukrayna ve anlaşmayı imzalamayan Moldova, Rusya Federasyonu’nun Bölgesel etkinliğini azaltmak için başka bir bildiri imzalamışlar ve bunun sonucu olarak Azerbaycan ve Gürcistan Kollektif Güvenlik Anlaşmasından çekilmiştir.

Anlaşmaya Taraf olan ülkelerin en ilginci Özbekistan’dır. 2006 da ABD ile ilişkiler bozulunca tekrar anlaşmaya taraf olmuş 2012 de tekrar ayrılmıştır. Aslında Özbekistan’ın bu kadar sık karar değiştirme sebebi tamamen duygusaldır. ABD kendine özgü sebeplerle 1992 2001 arasında bu Ülkeye her yıl 160 milyon dolar vermiş anca bu para az geldiğinden, Ülke Kollektif güvenlik anlaşmasına geri dönmüş miktar 2002 de 263 milyon dolara çıkınca tekrar anlaşmadan ayrılmıştır. Ayrıca başlangıçta kira alamadığı Karşi-Hanabad üssünü Yıllık on beş milyon dolara ABD ye kiralamıştır.

Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün temelleri ise, Kolektif Güvenlik Antlaşması’na dayanmaktadır. Rusya’nın Mayıs 1992 de Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin kuruluşuna ilişkin yayınladığı bildiride BDT üyesi ülkeler ortak güvenlik antlaşması yapılmaya davet ediliyordu. Aslında bu bir davetten ziyade bir buyruğa benziyordu. Rusya’nın bu talebi doğrultusunda Taşkent’te Devlet Başkanları Konseyi toplandı. Bu zirvede altı üye ülke (Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan) Kolektif Güvenlik Antlaşması (Taşkent Antlaşması)’nı imzaladılar. Bu antlaşmayla taraflar kendi aralarında yeni bir askeri ittifak kurmuş oluyordu. Ancak bu anlaşma kurulacak bir örgütle ete kemiğe bürünebilir ve işlerlik kazanabilirdi. Sonuçta 7 Ekim 2002 tarihinde Belarus, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan devlet başkanları Taşkent’te Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) kurdular.

Olaya nasıl bakarsanız bakın, bazı diplomatik kılıflara büründürülen KGKÖ, temelinde kollektif savunma olan, bir askeri örgüttür. Anlaşmanın ünlü dördüncü maddesine göre

“Herhangi bir üye devletin güvenliği, istikrarı, toprak bütünlüğü ve egemenliğini tehdit eden bir silahlı saldırı durumunda, bu üye devletin talebi üzerine, diğer tüm üye ülkeler, asker de dahil olmak üzere gerekli yardımı gönderirler

Askeri güç kullanımı üye ülke devlet başkanlarının oy birliği ile alacakları karar sonrası oluşur.”

Açıkçası, Başkan Putin herhangi bir nedenle üye ülkelerden birine asker göndermek istediğinde geriye kalan beş ülkenin devlet başkanlarını toplar ve asker gönderme kararı aldırır. Çok yüzeysel bakışla KGKÖ eski Varşova paktının şimdilik altı üyelik bir modelidir ve zaman içerisinde mutlaka genişleyecektir.

Bunun en yakın örneği ise bir sonraki yazının konusu olan Kazakistan da işlenecektir.

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle