• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Haziran 2022

BÜYÜKLERE MASALLAR 2

21 Salı Haz 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Evimin yanındaki küçük ağaçlıkta yaşayan saksağanlar, kargalarla olan savaşlarını bitirdikten sonra normal hayatlarına dönmüşlerdi. Çevredeki güvercinlere, bazen kumrulara sataşıyorlar, onlara bölgelerinde yaşam hakkı tanımıyorlar, küçük ağaçlığa ve buradaki yuvalarına yaklaştırmıyorlardı bile. Koloni liderleri olan 3 büyük saksağan artık sadece ağaçlığın değil hemen hemen tüm bölgenin en sözü geçen kuşları olmuşlardı. Ancak bunlar arasında bir tane vardı ki gerçek lider oydu. Aşağı yukarı tavuk büyüklüğündeydi. Lider görüntüsü veren diğer iki kuşu da ara sıra hırpaladığı köşeye kıstırıp tüylerini yolduğu da oluyordu. Dişiler üzerindeki saygınlığı ve beğenilirliği ise sınırsızdı. Gözüne kestirdiğini, kimdir kimin nesidir, arkadaşı varmıdır diye düşünmeden ve fazla da uğraşmadan bir köşede hallediyordu. Hiçbir saksağan buna karşı çıkamıyor hatta seslerini dahi çıkaramıyorlardı. Hasılı lider saksağan canlı, cansız her şeyin sahibi ve tek hâkimi idi. Bu hızlı yaşamın doğal sonucu olarak, Kolonide birbiriyle kardeş bir sürü yavru saksağan olmuştu ve şundan çok eminim ki, Lider saksağan çocuklarının çoğunu da tanımıyordu bile.

 Kolonide görüntüde işler büyük bir düzen içerisindeydi, daha doğrusu liderin koyduğu kurallar geçerliydi, diğer saksağanlar, değil bu kuralları değiştirmek, hayatı kolaylaştıracak başka bir uygulama düşünemiyorlardı bile. Görüntüde bütün saksağanlar eşitti. İş paylaşımına göre çalışıyorlar elde edilen ganimet, Lider yüklüce miktardaki payını aldıktan sonra kalanlar arsında eşit olarak paylaşılıyordu. Ancak görülen farklıydı. G. Orwel’ in dediği gibi, bütün saksağanlar eşitti ancak bazıları daha fazla eşitti. Kolonide daha fazla eşit olanlar paylaşılan ganimetin çoğunu ve en güzel yerini onlar alıyor, fiili olarak çalışmıyorlar sadece yapılanları denetleyip, emre uymayanları bir kenarda yoluyorlardı.

Bu arada son büyük savaşın mağlubu kargalar taktik değiştirmişlerdi. Artık beşerli onarlı sürüler halinde buldukları zayıflara saldırıyorlar tüylerini iyice yolduktan sonra hep beraber kaçıyorlardı. Saksağanlar bir süre olayı gözlediler ve kuvvetlerini bir yere toplamak yerine ayni sayıda guruplar halinde kargaları beklemeye başladılar ve sonuçta kargalar gene yenilerek bu sefer ortadan, belkide bir süreliğine kayboldular. Ağaçlıkta yaşayan bir de baykuş ailesi vardı. Erkek olanı kirli beyaz oldukça iri bir kuştu ve saksağanlar bu aileye hiçbir zaman dokunmadılar, dokunamadılar.

Bir sabah ağaçlığı çeviren tel örgü üzerinde koloni liderlerinden ikisinin kendi iriliklerinde ancak yavru olduğu anlaşılan kıvrık gagalı ne olduğunu bilemediğim bir vahşi kuş yavrusunun kanatlarını yolmaya başladığını gördüm. Bir iki tüyden sonra yavru kuş hırsla çırpındı ve genlerinden gelen güçle iki saksağanın elinden bir hamlede kurtuldu sonrada hızla yükseldi ve gözden kayboldu. Başlangıçta, saksağanların her zamanki edepsizliklerden biri olduğunu zannettim bir hafta kadar sonra meselenin o kadar basit olmadığı anlaşıldı.

 Fırtınalı bir öğle üzeri gökte 3 kuş belirdi. Çok iri iki kuş ve bir de geçen gün yolunan yavru kuş. Hemen içeri girip Google dan bölgede yaşayan vahşi kuşları listelemesini istedim. Resimlerden çıkan sonuca göre bu bir bozkır kartalı ailesi idi, yerleşim yerlerinde çok az görülürdü ve yaşam alanları, kontrolsüz yapılaşma yüzünden, daraldığından çok az sayıda kalmışlardı. Kanat açıklıkları tahminen 180 cm olan iki kuş ve daha küçük olanı bir aile idi ve belli ki geçen gün saldırıya uğrayan yavrularının intikamını almaya gelmişlerdi. Ağaçlıkta bir anda bütün saksağan sesleri kesildi, yaprakların arasından görebildiğim kadarıyla bütün yönetim kadrosu en sık yaprakların olduğu yerlere sığındılar bu arada lider hiç görülmüyordu belli ki o hepsinden iyi saklanmıştı.

Bozkır kartalları, bir süre olağan üstü zariflikle kanat çırpmadan havada süzüldüler. Ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını çok merak ediyordum onlarda bir iki yavruyu yolup bırakacaklar mıydı yoksa başka planları mı vardı. Yarım saate yakın süzüldükten sonra kartallardan bir tanesi acı bir çığlıkla dalışa geçti ve ağaçlardan birine hızla yaklaşmaya başladı. Ağaçlardan bir saksağan yükseldi ve aynı anda havadaki ikinci kartal havalanan saksağan liderlerinden birini havada yakaladı ve öldürdü ve götürüp ağaçlara attı. Tekrar yükseldiler ve o gün o ağaçlıkta üç lider saksağan yöneticisini havada öldürüp getirip gene ağaçların arasına attılar. Sonra tekrar yükseldiler ve iki vahşi çığlık atıp uzaklaştılar. Gördüklerimden donup kalmıştım. Saksağan kolonisinin bugüne kadar ki saldırılarında hiç ölüm olmamıştı, neticede birini yakalayıp tüylerini yolup bırakıyorlardı. Ancak son olayda kendi yavrularına saldıran ve sorumlu tuttukları lider konumundaki üç saksağan kartallar tarafından öldürülmüştü. Ne yavrulara ne dişi saksağanlara ne yuvalara dokunmuşlardı sadece sorumlu bulduklarını yok ederek sakın bir daha denemeyin mesajını net bir biçimde anlatmışlardı. Takip eden günlerde kartallar bir daha görünmediler, saksağanlar da aralarından başka bir lider seçtiler, yeni seçilen eskisi ne yaptıysa ayni yoldan devam etti ve kartal yavrularına bir daha kimse bulaşamadı. O olaydan sonra ne saksağan kolonisinin yaptıklarını ne de kargalarla bitmeyen savaşlarını bir daha izlemedim.

Peki, şimdi bize bunları neden anlattın diye sorulabilir. Cevap aslında basit, Hiçbir gizli mesajı, art gayesi , perde arkası senaryosu yok sadece bir hayvan hikayesi bu…

BÜYÜKLERE MASALLAR

17 Cuma Haz 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ 2 Yorum

Oturduğum evin arka tarafında bir ağaçlık var, genelde kavak ağaçlarından oluşmuş aralarına nereden katıldığı belli olmayan adını bile bilmediğim, öğrenmek için çaba da sarf etmediğim bir sürü başka ağaç. Çevresinde yükselen, adına her nedense Site denilen günün modası çok katlı binalara, buralarda yaşayan duyarsız umursamaz ve sadece o günü yaşamaya çalışan insanlara, inadına ve en azından şimdilik yaşama tutunan bir ağaçlık işte.

 Bu ağaçlıkta yaşayan saksağan kolonisi, eve taşındığımda benim ilk dikkatimi çeken şey olmuştu. Kendilerine özgü kuralları vardı. Her şeyden önce tek eşliydiler, yuvalarını ulaşılması zor yerlere bazen de tam tersi yerde çalılıkların arasına yaparlardı.

Koloninin çok ilginç bir nöbet sistemi vardı, birbirine yakın olan yuvalarında en az bir yetişkin, doğal olarak bir erkek, gece ve gündüz nöbetçi olurdu. Kendilerine göre düşman belledikleri türler yaklaştığında iğrenç sesle haykırarak herkesi ayağa kaldırırlar ve nasıl planladıklarını hiç anlayamadığım savunma düzenine geçerlerdi.

Biraz da hırsızdı keratalar, ortada, balkon kenarında hiç yiyecek bir şeyler bırakmaya gelmezdi. Hemen organize olurlar, bir şekilde ama mutlaka o yiyeceği çalarlardı. Bu işi o kadar doğal yollarla yaparlar ve kendilerinde o derece hak görürlerdi ki sanki birini yakalayıp ne yapıyorsun sen diye sorsanız sanki, ne yapalım ağabey ekmek parası evde çoluk çocuk aç ,yemek beklerler zaten iş de yok, diyeceklermiş gibi gelirdi bana.

Yetişkinleri, genelde neredeyse tavuk kadar iri olduklarından çevrede pek düşmanları yoktu. Ara sıra çevrede daha az sayıdaki kumru kolonilerinden birini iki saksağan kıstırır, bağırta bağırta   tüylerini yolarlar sonra serbest bırakırlardı. Sanki bizden birine bulaşırsanız başınıza gelecek budur gibilerden bir mesaj ileterek…

Ara sıra bazı kediler koloninin yaşadığı ağaçlıktaki yavru saksağanları gözlerine kestirirlerdi. Bunu aniden kopan cayırtıdan anlardım. En irilerinden iki saksağan kedileri havadan takip etmeye başlar, kedi kaçarak kurtulacağını zannederdi, halbuki bilmezdi ki arazi üstünlüğü ve hava hakimiyeti saksağanlardaydı. Zavallı kediyi orada burada sıkıştırıp orasından burasından tüylerini yolarlar ve bunu zavallı hayvanı canından bezdirip kapalı bir yere kapağı atana kadar sürdürürlerdi.

 Bir gün gene civarda yaşayan bir karga kolonisi, o ağaçlığa göz koydu. Ağaçlar yüksek ve çevrede yiyecek boldu. Çevredeki insanlar tuhaf yuvalarının camlarına yiyecek falan bırakıyorlardı, doğadaki en zeki yaratıklardan birini reisi olan koloni lideri, o ağaçlığa girip saksağanları oradan kovmaya karar verdi.

 O sabah ağaçlıktan alışılmadık sesler gelmeye başladı. Ağaçların sıkça hareket etmesi olup bitenleri anlatıyordu. Kargalar birazda iriliklerine güvenerek ufak sürüler halinde saldırıya başladılar. Ağaçlıkta kıyamet kopuyordu ve bana sıkı eğlence çıkmıştı. Kendi kendime, kargalar benim bildiğim kargalar ise bu akşam ağaçlıkta yönetim el değiştirir diye düşündüm. Doğal olarak da yanıldım. Saksağanlar kuvvetlerini derhal bölerek, ağaç ağaç bölgelerini savunmaya başladılar. Bu durum kargaları da sayıca bölünmelerine yol açtı ve gün sonunda kaybettiler. Ertesi gün tahmin ettiğim oldu ve kargalar büyük sürüler halinde gelerek sayı üstünlüğünü ele geçirdiler, daha doğrusu öyle zannettiler. Saksağanlar gece bütün yavrularını daha emniyetli bir yere taşımışlar başlarına yaşlı ama deneyimli dişilerden birkaç tane nöbetçi bırakmışlardı. Geriye kalanlar sabah erkenden ağaçlara dağılmış yuvaları boş bırakmış ve kargaların girmesi için bir kapıyı da açık bırakmışlardı. Ve kargalar bu tuzağa düştü bütün güçleriyle o kapıdan geçip yuvalara saldırdılar ondan sonra ise olanlar oldu artık ağaçlıktan sadece tüyleri yolunan kargaların sesi geliyordu.

Ancak ,Kargalar pes etmedi kuvvetleri geri çekip dinlenip yenileri ağaçlara yolladılar, ancak saksağanlar küçük guruplar halinde ağaçlıktan çıkıp dinlenen kargaları kovup içerde kalan kargaların lojistik desteğini kestiler ve sonunda kargalar tamamen taktik değiştirip bölgeyi terk ettiler. Bu günlerde ara sıra ve ağaçlığın nispeten boş olduğu saatlerde saldırıp yuvalardaki yavruların ve o arada kıstırdıkları dişilerin tüylerini yolmakla meşguller. Ancak bölge hala saksağanların

Peki, ben bu kadar şeyi neden anlattım, eskilerin dediği gibi kıssadan hisse ne (şimdikiler önermesi nedir diyorlar galiba). Onu da oturup kendiniz bulun. Bu ağaçlık nerededir, saksağanlar kimlerdir, kargalar kimlerdir hadi oturup düşünün biraz… Sakın yanılıp kendinize vazife icat etmeyin ben sadece iki kuş kolonisinin bölgenin kontrolü için yaptıklarını anlattım o kadar…

KARMAŞA

09 Perşembe Haz 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

 O kadar baştan kara gidiyoruz ki bu iş nasıl toparlanacak siyasi kadrolarda, iktidarı ve muhalefeti ile bilen yok. Herkes bulduğu ve kamuoyuna mucize gibi sunduğu yöntemin, her bir şeyi bir anda düzelteceğini aydınlık günlerin çok yakın olduğunu gördüğü, her kameraya söylüyor ve muhalefetteki münafıkların aslında bu işi hiç bilmediklerini öne sürerek o kameraya olan görevini tamamlıyor ve başka kamera aramaya başlıyor.

Ekonomik gidiş ile başlamak iyi olacaktır diye düşünürüm. İktidar partisi ekonomistlerine göre yüksek faiz sebeptir ve enflasyon ise bunun neticesidir. Bu nedenle merkez bankasının politika faizlerini düşürmek gerekir. Böylece hem ihracat artacak hemde cari açık kapanacaktır. Dolar biraz kıpırdayabilir bu ise ihracatçıların işini kolaylaştıracak ve rekabetçi fiyatların oluşmasına sebep olacaktır. Özet olarak bu teori Türkiye’yi girdiği sorunlar yumağının dışına çıkaracak. Kaçınılmaz olarak iktidar partisi içerisindeki bir gurup oyu konsolide etmek içinde, Nass orada dururken kimse bizden faiz artırımı beklemesin söylemi ortaya atıldı. Doğal olarak da T.C Anayasasının üçüncü maddesi unutuldu veya unutulmuş görünüp dikkate alınmadı

Muhalefet partilerinin böyle saçma ekonomik teoriye hiçbir yayında rastlamadıklarını söylemelerine rağmen önce birkaç kez Merkez Bankası başkanı ve maliye bakanı değişti, sonunda birkaç para kurulu toplantısı sonucu Merkez bankası Politika faizini %14 e kadar indirdi. Bu mucize ekonomik teorinin fikir babalarına göre dolarda bir miktar artış olacaktı ancak sonra tekrar eski seviyesine dönecekti. Öyle de oldu dolar 16 liraya kadar çıktı ve bir daha geri dönmedi. Bu arada G20 lerin neredeyse tamamının merkez bankaları faiz arttırmaya devam etti.

İktidar partisi faiz artırımının gerektiğini öne süren muhalefet partileri önce münafıklıkla sonra da terörist olmakla suçladı ve bunun doğal sonucu olarak insanlar düşündüklerini söylemekten korkmaya başladı. Ortada tek bir söylem dolaşmalıydı öylede oldu. Faizleri düşürmek iyi bir şeydi ve bizi aydınlık gelecekler bekliyordu.

Doğal olarak öyle olmadı cari açık büyüdükçe büyüdü, ihracatın ithalatı karşılama oranları azaldıkça azaldı siyasilerin birbirlerine karşı kullandıkları söylemlerin düzeyi görülmemiş seviyelere indi ve küfretme ile alenen hakaret arasında bir yerde kaldı.

Ekonomi bu ülkedeki tek sorun bu değildi bir de borçlar meselesi vardı. Türkiye kısa vadeli borçlarını ödemek için 180 milyar dolara ihtiyaç duyuyordu, siyasi risk puanı 800 ü bulduğundan kimse borç vermiyordu üstelik bu borcun nasıl ödeneceğini de kimse bilmiyordu.

Bu arada Ülkeye yeni terörist tanımları ortaya çıktı. Örneğin gezi olaylarına katılanlar katıksız teröristti, sürtüktü. Yardım edenler ise Sarosçuydu

Yarım asırlık kavgalımız PKK ve türevleri için Kuzey Irak’a girildi. Sürekli olarak Kandil algısı yaratıldı ancak esas harekât istikameti Gara Sincar ekseni olmalıydı. En azından asker profesyoneller böyle görünmesini istediler bölge Suriye harekâtı içinde ele alınacaktı

Rusya Ukrayna savaşı patlayınca dikkatler dış politikaya çevrildi. Türkiye bu iki ülkeyi barıştırmak ve savaşı durdurmak için arabuluculuğa soyundu. Taraflardan birinin bunu kabul etmez görünmesine karşın konu herkese farklı satıldı ve doğal olarak inandırıcı olmadı.Her iki ülkenin devlet başkanı ile defalarca telefonda görüşüldü. Ağırda olsada bazı ilerlemeler kaydedildi. Bu arada Ukrayna’daki Türk vatandaşlarının tahliyesi birinci sınıf bir operasyondu. Hariciyedekiler bu işe, prensip onayı dışında, hiçbir politikacının karışmasına izin vermemişlerdi

Yunanistan gün geçtikçe daha saldırgan söylemlere başladı. Artık açıkça oraya gelirsem çok fena yaparım demeye başladı. Kendi başına buna cesaret edemeyeceği açıktı ancak arkasında, iki karış toprağında 19 adet askeri üs verdiği ABD vardı. Başbakan Mitçotakis geliştirdiği şikâyet politikası ile ABD ye gitti kongrede bilmem kaç defa sözü alkışlarla kesildi Aslında söylediği çok basitti. Türklere F16 Blog 70 vermeyin bize f 35 verin diyordu. Türkiye bu saçmalıkları sabırla dinledi ve kimse bu zata ayıp el işareti yapmadı. Sadece Dışişleri bakanı bir kez daha, anlaşmaları ihlal edip adaları silahlandırmaya devam ederseniz, buraların mülkiyetini tartışmaya açarız dedi bu diplomatik kavgada yapılabilecek açık tehditlerin en diplomatçası idi.

Bu arada her nedense, boşanmış eşlerde kadın eski kocası tarafından en hafifinden bıçaklanarak, biraz parası varsa namlusu değiştirilmiş oyuncak tabancalarla öldürülüyorlardı. Dakika başı dövülen veya öldürülen doktorlar da dikkate alındığında ve her iki olay beraber okunduğunda, sebebin toplumu birleştirmek yerine tam ortasından ayırıp kutuplaştırma çabalarından meydana geldiği sırıtıp duruyordu ve kimse yaptığı bu büyük kötülükten vazgeçer gözükmüyordu

Bütün bu kadar lafı neden yazdığıma gelince;

Türkiye çok zor bir dönemden geçmektedir ne AKP ne de CHP durumu düzeltmek için bir şey yapmamakta sadece seçimlerde nasıl karlı çıkacağının çalışmaları üzerinde yoğunlaşmaktadırlar. Ancak bir gün keser dönecek beraberinde sapı da döndürecektir. O zaman ne olacağını ise bilen biri veya birileri bulunmamaktadır en önemli sorun yukarıdakilerden hiçbiri değildir. En önemli sorun seçimi kazanmak ve diğer tarafı silmektir.

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle