• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Temmuz 2022

OLMUYOR

30 Cumartesi Tem 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Olmuyor beyler,

iktidara geldiğinizde dış politikanın yönetilmesi konusuna el atmaya karar verdiniz.İlk iş olarak yıllarını dış politikaya vermiş kariyer diplomatlarına tırpan atmak oldu. Böylece büyük bir birikim, yok oldu. Aslında düşünce sistematiğinize göre elinizde hazır yazılmış ”Stratejik Derinlik” kitabını her bölümünü uygulayarak başlayabilirdiniz, ne de olsa yazar da elinizdeydi,öylede yaptınız. Ancak geldiğiniz nokta, komşularla sıfır dost oldu. Bu yetmemiş gibi, ABD ve AB ye ,özetle sizinle ayni dünya görüşünü paylaşmayan tüm ülkelere, kendinizce yol gösterir, fikirlerinizi empoze eder oldunuz. Başlangıçta bu ben dahil omurgalı dış politikayı savunan herkese çok iyi geldi. Artık Dünya söylemlerinizi tartışıyor, politikalarınızı anlamaya çalışıyordu. Hayat ne güzeldi, Türkiye hızla küresel güç haline geliyordu. Ancak bir noktada deniz bitti. Durup dururken Mısırda ,ordu Mursiyi deviriverdi. sonrada Müslüman Kardeşlerin tozunu atmaya başladı. Yapılan hesaplara göre bu,politik söylemlerinizin sonunu getirebilirdi ve öylede oldu. Hergün başka fırsatta yapılan açıklamalara kimse ciddi bakmamaya başladı. Ancak yılmadınız, tüm diplomasi kurallarını çiğneyerek yeni hükümeti tanımıyacağınızı ilan ettiniz ve sefirinizi geri çektiniz. Evet kimse yeni rejimi tanımamıştı ancak iç politika manevralarıyla kimse de bunu açıklamamış elçisini geri çekmemişti. Aslında gözden kaçırdığınız nokta bugünki Mısırın Osmanlı İmparatorluğu kalıntılarından olduğu, ve ciddi bir dış politika geleneği olduğuydu. Tepkiler gelmekte geçikmedi, iki diplomatınıza, ki bunlar seviyesini düşürdüğünüz ilişkilerde Türkiyeyi temsil edecek kişilerdi, Mısır giriş vizesi vermedi ve ikidiplomat geri dönmek zorunda bırakıldı. Diplomatik lisanda skandal olan bu mesajı da okuyamadınız, hiç bir şey olmamış gibi yerlerine başkasını aramaya başladınız.
Bu tuhaf dış poliitikayı Suriye konusunda zaten baştan beri uyguluyordunuz. En baştan beri bir zamanlar sıkı dostunuz olan, beraber ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptığınız, Başer Esad la küstünüz. Ulusal çıkarların ön plana alınması gereken dış politika uygulamalarına, bir ülkenin, devlet başkanına küsmayi nasıl sığdırdınız kimse anlamadı.
Derken bir gün Esad kimyasal silah kullanıverdi. Ortalık ayağa kalktı, bütün ana oyuncular önce bu durumu çok fena cezalandıracaklarını söylediler, sonra konuyu parlementolarına taşıyıp macuna yatırdılar. Ancak yılmadınız, öyle geçerken uğradık olmaz daha uzun süreli askeri müdahale olmalı ve rejim değişikliği olmalı demeye başladınız,
Kimsenin size aldırmadığı, 90 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını arayan ABD Başkanının, Türk Başbakanını aramadığı neden sonra fark edildi ve doğal olarak bu da sizler tarafından dikkate alınmadı. Irak harekatından önce ABD Başkanının yaptıklarının aynisi olan bu uygulama , okuma alışkanlığınız olmadığı için hiç dikkatinizi çekmedi.
Peki unutulan veya dikkate alınmayan neydi;
Herşeyden önce uluslararsı politikada üç tip oyuncu olduğunu anlayamadınız. Oyun kurucular belli idi ve kapalı bir kuluptü, kimseyi aralarına almazlardı. Burada tek öncelikli konu kendi ulusal çıkarlarıydı. Diğer ülkelerin kendilerine bu konuda yardımcı olmaları beklenir çoğu zaman da buna zorlanırlardı. Sizler dış politikayı yönetememeye başladığınızda Türkiye bu konumdaydı. Birde diğer ülkeler vardı ki bunların söylediğine genelde kimse aldırmazdı.
İşte saygıdeğer beyler siz Türkiyeyi bu guruba indirdiniz veya küme düşürdünüz. Bana kalırsa bu işi gercekten beceremiyorsunuz. Ya öğrenin düzeltin veya başka bir çare bulun…

Not : Bu yazı yedi yıl önce Temmuz 2015 e yazılmış ve O zaman var olan Radikal gazetesinde yayınlanmıştır.Doğal olarak bugünkü şartlar ile örtüşmesine rağmen Torbaya,çuvala,bavula doldurulup kabul edilen bazı yasalar uyarınca,Tümüyle değiştirilmiştir. Ancak örijinal hali arşivlerdedir ve arşivler asla unutmaz…

SRİ LANKA DA NELER OLYOR

20 Çarşamba Tem 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Yazının başlığını okuyunca birilerinin ağzına geleni söyleyeceğini ve hakkımda hiç iyi düşünmeyeceklerini biliyorum. Bin bir sorunla boğuşan ve  yaşamak için gerçek bir savaş veren       bu yalnız ve güzel ülkenin insanları ,bazı ekonomistlerin her birinin kendine özgü bir iktisat teorisi  ile her gün başka bir çözüm yolu önerdikleri, ile uğraşmak yerine nerede olduğunu bile çok az kişinin bildiği Siri Lanka’ da neler olduğu na akıl yormak pek sağlıklı düşünce sistematiği olarak görünmez. Ancak acaba mesele bu mudur?

Dünyanın iki farklı yerinde o kadar benzeşen olay olur ki mutlaka bir yerlerde kayıtlara geçirmek zorunda kalırsınız. Uluslararası ilişkiler öğretilen bütün okullarda ders programının neredeyse yarısı “vaka çalışması” (Case Study) adı verilen özel siyasal olaylar üzerinden öğretilir ve bana göre Siri Lanka ile bazı ülkelerin benzerliği mükemmel bir vaka çalışmasıdır.

Bu yazıyı hazırlarken, bundan sonrası için iki yol vardı, ya bu ülkenin konumu, ekonomisi ve Türk ekonomisi ile karşılaştırmaları yazacaktım veya bu ülkede hızla gelişen ve sivil itaatsizlik düzeyine erişen halk hareketlerinden bahsedecektim ve ben ikinci yolu seçtim.

Eski adı Seylan, sonradan kim bilir hangi nedenle Siri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti olan bu ada devleti, Son elli yıllık süreçte, iki önemli siyasal olayla sarsılmıştır. İlki 1971 Seylan ayaklanmasıdır. Oluşan halk ayaklanmasının bastırılmasında, ABD, Çin Hindistan ve Sovyetler birliği önemli katkıda bulunduğu bilinmektedir. ’71 olaylarının en önemli sonucu nasıl başladığı bilinmeyen sosyalist dönemin bitmesi olmuştur.

İkinci yakın tarih olayı ise yaklaşık 27 yıl, sıcak şekilde yaşanan Tamil ayaklanmasının bastırılmasıdır. Bu bastırma olayına bazı kesimler Soykırım dahi diyebilmektedirler. Üstelik Tamil katliamının gerçekleşmesinde yine İngiltere’den Çine den, onayın ötesinde destek verildiği bilgileri de pek az değildir.

Sri Lanka yaklaşık 20 yıldır tek bir aile tarafından yönetilmektedir. Ya cumhurbaşkanı ya da başbakan hep Rajapaksa’lardan çıkmış tır. “Bu kadarı da olmaz” demeyin. Bu yıl başında hem Cumhurbaşkanlığı hem de Başbakanlık koltuğunda Rajapaksa ailesinden iki kardeş oturuyordu. Hükümette de altı bakan Rajapaksa soyadını taşıyordu. Anlaşılan devlet değil tam bir aile şirketi.

Kötü yönetim, yanlış ekonomi politikaları, enerji fiyatlarındaki hızlı yükseliş, Covid nedeniyle turizm gelirlerinde yaşanan azalma ve son olarak da Ukrayna savaşıyla başlayan gıda krizi Sri Lanka’yı hızla iflasa götürmüştür. Döviz rezervleri bir yıl içerisinde, Maliye Bakanı’nca açıklandığına göre, 50 milyon dolara inmiş, ve yanlış operasyonlar, aşırı SWAP işlemleri nedeniyle negatif rezerve düşmüştür. Âdeta tam takır kuru bakır hale gelen hazinesi 50 milyar doları bulan borçlarını ödemeye yeterli gelmiyor. Dış borçların önemli bir bölümü Çin’e ve Hindistan’a. Çin’in verimsiz yatırımlar için açtığı kredilerle Sri Lanka’yı bilinçli bir şekilde borç batağına soktuğu iddiaları var. Bu ay başında petrole olan talebi düşürebilmek amacıyla okullar tatil edildi. Haftalık mesai dört güne çekildi. Yine de benzin istasyonlarının önünde Güney Asya’nın en yaygın toplu taşıma vasıtası bizim “tuk tuk” dediğimiz ‘rickshaw’ların oluşturduğu kilometrelerce uzunluğundaki kuyruklar bitmek bilmiyor. İlaç bulunamıyor. Temel gıda maddelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Ülkeden kaçan kaçana. Bu arada Rajapaksra ların cumhurbaşkanı olanı biraz nazlandıktan sonra önce Maldivler’e oradan da Singapur’a askeri bir uçakla kaçtı. Yanında, her halde siyasi geçmişindeki anıları temsil eden objelerin olduğunu pek zannetmem. Ekonomideki tüm bu olumsuzluklara rağmen haziran ayı için açıklanan resmi enflasyon oranı %54,6. Görünen o ki Sri Lanka’nın istatistik kurumunun dünyadaki benzer örneklerinden pek farkı yok.

Sonuç olarak ülkelerin yönetim biçimleri bazen birbirine benzeyebilir. Yukarıda anlattığım zırvaların hangi ülkedekilere benzediği ayrı bir sorun bana göre Burkina Faso’ya benziyor siz ne dersiniz?

MADRİT’ TE NELER OLDU 1

10 Pazar Tem 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

28-30 Haziran 2022 tarihleri arasında Madrid’de, kritik bir NATO Zirvesi yapıldı ve çok hassas iki konu görüşüldü ilki, NATO nun 2022 stratejik konsept değişikliği idi. Buna göre Rusya ve Çin in üye ülkeler tarafından nasıl algılanacağı kararlaştırılacak ve gerekli konsept değişikliği görüşülerek karara bağlanacaktı, ikincisinde ise iki yeni ülkenin teşkilata alımı prosedürü başlatılacaktı. Konsept değişikliği apayrı bir konu olduğundan ayrıca incelenmesi gerekecektir

Rusya Ukrayna çatışmasından sonra, ABD, planları neredeyse 25 sene önce yapılan Rusya’yı çevreleme harekatının Avrupa bölümünü tamamlamak amacıyla İsveç ve Finlandiya’nın örgüte girmesi için kulis çabalarını arttırmış, kendine özgü metotlarla Avrupa’nın tamamını ikna etmişti. Ancak Türkiye, teröre destek oldukları gerekçesiyle bu genişlemeyi kabul etmeyeceğini en üst düzeyden açıkladı. Bu veto ederim açıklaması mı idi yoksa konu hakkında görüş bildirme amacını taşıyordu, anlaşılamadı.

“Açık kapı” politikası izleyen ve bu politikanın uygulamasında büyük çelişkiler olan teşkilat, kapının kime açık kime kapalı olduğunu tarif etmekte zorluklar yaşamaktadır. Örneğin Makedonya Yunanistan’ın vetosu nedeniyle 27 yıl beklemiş üstelik ülkenin ismini değiştirmek için referanduma gitmiştir. Bu durumda açık kapının sadece ABD çıkarlarına uyanlara açık olduğunu söylememiz fazla yanlış olmayacaktır.

Bir ülkenin teşkilata alınmasının kuralları için, 4 Nisan 1949 tarihli NATO sözleşmesinin ilgili maddelerine göz atmak gerekir

“açık kapı” politikası izliyor. Bu politika, ittifakın kurucu anlaşmasının 10. maddesine dayanıyor.

Madde 10

Taraflar, bu Antlaşma’nın ilkelerini geliştirebilecek ve Kuzey Atlantik Bölgesinin güvenliğine katkı yapacak durumda olan herhangi bir Avrupa devletini bu Antlaşma ‘ya katılmaya oy birliği ile davet edebilirler. Davet edilen Devlet katılım belgesini Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti’ne vererek bu Antlaşma ‘ya taraf olabilir. Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti aldığı her bir katılma belgesinden tüm Tarafları haberdar edecektir.

Sadece okuma yazma biliyorsanız veya İngilizceniz alışveriş düzeyinde ise, bu maddeden anlayacağınız; Bir ülkenin istek yapması, teşkilat yetkili organlarca kabulü, yapılan resmi davet sonucu kabul metninin imzalanması ve teşkilata giriş, olacaktır. Ancak, istek yapan ülkenin NATO ya üye olması için bazı aşamalardan geçmesi gerekmektedir.

Öncelikle, NATO uzmanlarıyla davet edilen ülkenin temsilcileri Brüksel’de bir araya gelerek görüşmeler yapar. Bu görüşmelerde davet edilen ülkenin NATO’nun siyasi, yasal ve askeri şartlarını karşılayıp karşılamadığı, NATO üyeliğinin ekonomik, askeri, yasal, siyasi ve istihbaratla ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceği müzakere edilir. 

Bu müzakerelerde, davetli ülkenin NATO şartları ve standartlarını yerine getirmek için reform yapıp yapmayacağı belirlenir ve bazı taahhütler istenerek kayda geçirilir

Sonraki aşamada, davet edilen ülke, NATO Genel Sekreteri’ne resmi niyet mektubu gönderir ve NATO üyeliğinin yükümlülüklerini ve üzerine düşen taahhütleri kabul ettiğini bildirir. Reform yapılacaksa bu mektupta reformların takvimi de belirtiliyor.

Üçüncü adımda NATO, Washington Antlaşması’na ilave katılım protokollerini hazırlanır. Böylece ittifakın kurucu anlaşması bir anlamda güncellenmiş olur. Bu protokoller, NATO ülkeleri tarafından imzalanır.

Katılım protokollerinin NATO üyesi ülkeler tarafından kendi ulusal yasaları ve prosedürleri uyarınca onaylanması gerekir. Onay süreci ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Örneğin onay için ABD’de Senato’nun üçte ikisinin oyu gerekirken, İngiltere’de parlamentoda resmi bir oylama gerekmemektedir.

Tüm üye ülkeler, kendi onay süreçlerini tamamladıktan sonra Washington Anlaşması’nı saklayan ABD’ye yeni üyenin katılımını öngören protokolleri kabul ettiklerine dair bildirim yapar. Burada Anlaşmayı saklayan ülke tanımıyla ABD ,ülke seçiminden giriş işlemlerinin uzamasına veya kısalmasına kadar her şeye müdahale edebilmektedir ve böyle bir yetkinin başka örneği yoktur. Ancak 1949 şartlarını düşündüğünüzde Galiplerin galibi ABD Washington antlaşmasını imzalayan 12 ülkeye her istediğini kolaylıkla kabul ettirmiştir. Bu ülkeler, Kanada, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda, İtalya’dır

Son olarak bütün bu aşamalar tamamlanınca NATO Genel Sekreteri, yeni üyeyi ittifaka katılmaya davet eder, yeni üye de kendi ulusal yasal sürecini tamamlayarak katılım belgesini Washington Antlaşması’nı saklayan ABD’ye teslim eder ve NATO üyesi olur.

Serinin bu bölümünde NATO ya giriş şartlarını tanımlamaya çalıştık. Artık sıra İsveç Finlandiya arasında yapılan görüşmeleri ve Mutabakat muhtırasının aslında ne olduğunu incelemeye geldi.

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle