Yazının başlığını okuyunca birilerinin ağzına geleni söyleyeceğini ve hakkımda hiç iyi düşünmeyeceklerini biliyorum. Bin bir sorunla boğuşan ve  yaşamak için gerçek bir savaş veren       bu yalnız ve güzel ülkenin insanları ,bazı ekonomistlerin her birinin kendine özgü bir iktisat teorisi  ile her gün başka bir çözüm yolu önerdikleri, ile uğraşmak yerine nerede olduğunu bile çok az kişinin bildiği Siri Lanka’ da neler olduğu na akıl yormak pek sağlıklı düşünce sistematiği olarak görünmez. Ancak acaba mesele bu mudur?

Dünyanın iki farklı yerinde o kadar benzeşen olay olur ki mutlaka bir yerlerde kayıtlara geçirmek zorunda kalırsınız. Uluslararası ilişkiler öğretilen bütün okullarda ders programının neredeyse yarısı “vaka çalışması” (Case Study) adı verilen özel siyasal olaylar üzerinden öğretilir ve bana göre Siri Lanka ile bazı ülkelerin benzerliği mükemmel bir vaka çalışmasıdır.

Bu yazıyı hazırlarken, bundan sonrası için iki yol vardı, ya bu ülkenin konumu, ekonomisi ve Türk ekonomisi ile karşılaştırmaları yazacaktım veya bu ülkede hızla gelişen ve sivil itaatsizlik düzeyine erişen halk hareketlerinden bahsedecektim ve ben ikinci yolu seçtim.

Eski adı Seylan, sonradan kim bilir hangi nedenle Siri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti olan bu ada devleti, Son elli yıllık süreçte, iki önemli siyasal olayla sarsılmıştır. İlki 1971 Seylan ayaklanmasıdır. Oluşan halk ayaklanmasının bastırılmasında, ABD, Çin Hindistan ve Sovyetler birliği önemli katkıda bulunduğu bilinmektedir. ’71 olaylarının en önemli sonucu nasıl başladığı bilinmeyen sosyalist dönemin bitmesi olmuştur.

İkinci yakın tarih olayı ise yaklaşık 27 yıl, sıcak şekilde yaşanan Tamil ayaklanmasının bastırılmasıdır. Bu bastırma olayına bazı kesimler Soykırım dahi diyebilmektedirler. Üstelik Tamil katliamının gerçekleşmesinde yine İngiltere’den Çine den, onayın ötesinde destek verildiği bilgileri de pek az değildir.

Sri Lanka yaklaşık 20 yıldır tek bir aile tarafından yönetilmektedir. Ya cumhurbaşkanı ya da başbakan hep Rajapaksa’lardan çıkmış tır. “Bu kadarı da olmaz” demeyin. Bu yıl başında hem Cumhurbaşkanlığı hem de Başbakanlık koltuğunda Rajapaksa ailesinden iki kardeş oturuyordu. Hükümette de altı bakan Rajapaksa soyadını taşıyordu. Anlaşılan devlet değil tam bir aile şirketi.

Kötü yönetim, yanlış ekonomi politikaları, enerji fiyatlarındaki hızlı yükseliş, Covid nedeniyle turizm gelirlerinde yaşanan azalma ve son olarak da Ukrayna savaşıyla başlayan gıda krizi Sri Lanka’yı hızla iflasa götürmüştür. Döviz rezervleri bir yıl içerisinde, Maliye Bakanı’nca açıklandığına göre, 50 milyon dolara inmiş, ve yanlış operasyonlar, aşırı SWAP işlemleri nedeniyle negatif rezerve düşmüştür. Âdeta tam takır kuru bakır hale gelen hazinesi 50 milyar doları bulan borçlarını ödemeye yeterli gelmiyor. Dış borçların önemli bir bölümü Çin’e ve Hindistan’a. Çin’in verimsiz yatırımlar için açtığı kredilerle Sri Lanka’yı bilinçli bir şekilde borç batağına soktuğu iddiaları var. Bu ay başında petrole olan talebi düşürebilmek amacıyla okullar tatil edildi. Haftalık mesai dört güne çekildi. Yine de benzin istasyonlarının önünde Güney Asya’nın en yaygın toplu taşıma vasıtası bizim “tuk tuk” dediğimiz ‘rickshaw’ların oluşturduğu kilometrelerce uzunluğundaki kuyruklar bitmek bilmiyor. İlaç bulunamıyor. Temel gıda maddelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Ülkeden kaçan kaçana. Bu arada Rajapaksra ların cumhurbaşkanı olanı biraz nazlandıktan sonra önce Maldivler’e oradan da Singapur’a askeri bir uçakla kaçtı. Yanında, her halde siyasi geçmişindeki anıları temsil eden objelerin olduğunu pek zannetmem. Ekonomideki tüm bu olumsuzluklara rağmen haziran ayı için açıklanan resmi enflasyon oranı %54,6. Görünen o ki Sri Lanka’nın istatistik kurumunun dünyadaki benzer örneklerinden pek farkı yok.

Sonuç olarak ülkelerin yönetim biçimleri bazen birbirine benzeyebilir. Yukarıda anlattığım zırvaların hangi ülkedekilere benzediği ayrı bir sorun bana göre Burkina Faso’ya benziyor siz ne dersiniz?