• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Eylül 2022

ELLİ YIL SONRA

29 Perşembe Eyl 2022

Posted by hulkiergun in Öykü

≈ Yorum bırakın

                                                         Elli yıl sonra

Televizyona çıkıp hergün yalan söyleyenler,ertesi gün bir gün önce söylediği yalanı unutup bir başkasını söyleyenler,Her işten komisyon almadan kılını dahi oynatmayan bazıları,aç insanlar,altı ay uyumayı kuran birileri,ve benzer yüzlerce problem. Herşeyden ve hepinizden çok sıkıldım

İhtiyar adam yaklaşık elli yıl sonra bir sosyal paylaşım sitesinden adını gördüğü yazışıp selamlaştıktan sonra buluşup bir kahve içmeye karar verdikleri eski Arkadaşını bekliyordu. ODTÜ’den aynı yıl mezun olduktan sonra her ikisi de kendi yoluna gitmiş ve bir daha hiç karşılaşmamışlardı. İhtiyar adam, burslu olarak okuduğu askeriye de çalışmaya başlamış, ayni yerde 45 yıllık evli olduğu karısıyla karşılaşmış, evlenmiş ve birlikte çocuk yapmamaya karar vermişler, aile içerisinde büyük patırtı çıkaran bu karara, önce alışılmış, daha sonra kabul edilir hale gelmişti.  Bugün neredeyse yalnız, orta yaşın üst sınırında iki yaşlı olarak sakin ve basit bir yaşam sürdürüyorlardı. Arkadaş ODTÜ iken sıkı devrimci idi, devletle başı pek çok kez derde girdiği için kamu da iş bulamamış ilk günden özel sektörde çalışmaya başlamıştı. İyi bir makine mühendisi olduğundan zaman içerisinde işlerini geliştirmiş eski devrim sloganlarını unutup evlenip çoluk çocuğa karışmıştı. 2015 de artık çalışmaktan vazgeçmiş işlerini ODTÜ li ve MİT mastırlı ve birkaç yerden doktoralı, makine mühendisi olan oğluna devretmiş, karısı da öldüğünden iyice yalnız kalıp kendini siyasete vurmuştu. Eski devrimcilik günlerinden tek arta kalan sıkı bir siyasi parti karşıtlığı olduğundan, kendi deyimiyle bağımsız siyasetçi olarak kalmış başka bir deyişle 1968 lerde olduğu gibi derdini gene kimseye anlatamamış, siyasi görüşleri gene havada kalmıştı. Birden kulağının dibinden gelen kalın ve boğuk sesle irkildi, birisi;

” Ne oldu ihtiyar derinlere dalmışsın midyemi çıkarıyorsun”

Kafasını çevirdiğinde yıllar sonra görebildiği Arkadaşına

”Ne midyesi bu saatte diye homurdandı midye sabah çıkarılır, sen nerelisin Eleşkirt’li mi, bu arada iyice yaşlanmışsın” yüksek egosunu ağır basarak, bana bak diye devam etti aramızda yirmi yaş fark var gibi duruyor neredeyse sana ağabey diyeceğim

El sıkışıp sarılırken, Arkadaş

” Hadi orada ihtiyar diye söylendi Arkadaşların Partiye ye girip ihaleler aldı üç beş kere hacca gitti, sen hala bıraktığım gibi gariban oturuyorsun”

İhtiyar adam adeti olduğu gibi cevap dahi vermeyip, sarılmak la yetindi.

Bir süre oturup birbirlerini inceleyip hangisinin daha yaşlı ve çökmüş olduğuna karar vermeye çalıştılar. Sonunda İhtiyar Adam,

”Kabul et diye homurdandı, ikimiz de birbirimizden boktan görünüyoruz artık bunu içimize sindirmemiz lazım”

Kısa bir sessizlikten sonra Arkadaş kafasını salladı haklısın dedi mal meydanda

Bu arada sipariş almak için bekleyen garsona da tepemizde dikilip durma biz seni çağırırız diye söylendi.

Arkadaş

”Çok huysuz adamsın diye homurdandı Okuldayken de böyleydin devrimci fikirlerin ateşlendiği o 60 lı yıllarda baba kitapların hepsini ilk sen okumuştun, biz ise hala devrimi spor sahasına yağlı boya ile yazıp ara sıra polisle çatışmak zannediyorduk, çok iyi bilmene rağmen hiç bir toplantımıza katılmadın hiç bir eylemde bulunmadın , 68 lerde senin ajan olduğuna inanmaya başlamıştık hatta bazıları seni temizlemeyi bile düşündü karşı çıkanlar ise  Hüseyin, Yusuf ben idik bu arada şehir dışında olan Sinan da duyunca kıyameti kopardı, böylece yırttın ihtiyar, sevildiğini bil”

İhtiyar adam omuzlarını silkti ve

” Çok umurumdaydı sanki diye homurdandı. Doğru, baş yapıtlarınızı sizden önce okudum çünkü insanların beni siyasetin arkasına saklanarak kandırmalarından hoşlanmam. Eylem ve toplantılarınıza gelince, biliyorsun ben askeriye hesabına okuyordum ve devamlı takip altındaydık. Ailem, büyük ihtimalle bursum kesilirse beni okutamayacaktı, anlayacağın okulu bitirememekten korktum açıkçası. Doğal olarak bu sizin fikirlerinizi desteklemediğim anlamına gelmez, rahmetli Sinan la da Hüseyin ile de Yusuf’la da defalarca bunu konuşup tartıştık, özellikle Sinan ın telkiniyle beni geniş cephe içerisinde bırakmayı kabul ettiler, geniş cephe o dönemde işçi köylü sınıfına bürokratları ve sıradan insanları katmak için Mao nun bulduğu bir yöntemdi. Sen bunları bilmiyor musun ki bana anlattırıyorsun, ne lüzumsuz adamsın

Arkadaş huysuzlanma dedi ve ilave etti sana kalsak biz kahvede içemeyeceğiz ve gülümsedi, senin şimdi üç aylık bitmiştir bırak da ben ısmarlayayım

İhtiyar adam terslendi

“Haddini bil diye homurdandı ben senden hem bir yaş büyüğüm hem de burası benim evime yakın, edepsizliği bırakta şu dikilip duran adama ne istediğini söyle”

Arkadaş inadına

“Hay Allah dedi bari ucuz bir şey seçeyim de bütçen zorlanmasın. Gelen garsona İrlanda kahvesi istiyorum dedi Bailey ile hazırlayın, sakın başka bir şey koymayın hemen anlarım ve sana zorla içiririm sonra sordu; sen ne içiyorsun

“Duble espresso, yanında Konyak Napolyon vsop olsun. Sıradan konyak getirirsen hemen anlarım ve seni ona teslim ederim sakın deneme.

Garsonun, bu iki tuhaf ihtiyarın davranış biçiminden ödü kopmuştu, en iyisi siparişleri getirip görünmemek diye düşündü.

Arkadaş

”Seninle görüşmeyeli zevklerin incelmiş ve iyice rafine olmuş bunları karşılayabilecek misin ihtiyar ancak bu sefer homurdanmadan cevap ver senin ağzından homurtudan başka bir şey çıkmaz mı?”

İhtiyar adam

“Bailey li İrlanda kahvesi sipariş etmeden bunları düşünecektin homurtulara gelince senin orta kulakta bir problemin var galiba, bütün konuşmaları homurtu olarak algılıyorsun.”

Kısa bir sessizlikten sonra Arkadaş,

İstersen sana görüşmediğimiz 50 yılda sana ne yaptığımı anlatayım. İhtiyar adam sokuşturdu doğru dedi devrim için nasıl büyük kapitalist olduğunu dinlemek enteresan olacak

Arkadaş aldırmadı ve devam etti

” ODTÜ’den mezun olduğumuz gün, devrim olacağına kesin inandığımızdan diploma törenini engelledik seni dahi o gün göremedim. Sonra iş aramaya başladım polisteki kaydım nedeniyle hiçbir devlet kurumuna beni almadılar ben de ata sanayide bir torna atölyesinde çalışmaya başladım Ustam iyi adamdı bana bildiği her şeyi öğretti ancak çıraklara ödediği parayı ödedi, tipik sömürü düzeni anlayacağın. Bir gün dükkâna çalışmayan çok eski bir motor getirdiler ve çalışması için o güne göre epeyce para teklif ettiler usta bana baktı ne dersin dedi bu motoru daha önce görmüştüm yavaşça işi al usta dedim ben hallederim. Ustam, bak mühendis dedi beceremezsen itibarım mahvolur ben de seni bir temiz döverim. Al usta yaparız dedim ve usta bir süre tereddütten sonra motoru aldı. Ben üç gün hiç uyumadan motoru dağıtıp kırılan parçayı buldum ve ustaya gösterdim, baktı ben bu parçayı yaparım dedi, yaptı da. Sonra motoru toplayıp işi teslim ettik. Usta belli etmiyordu ama o gün beni oradaki kebapçıya götürüp döner ısmarladı ancak beş kuruş para vermedi. Daha sonra bu tip işler hep geldi ve her seferinde hallettim. Usta bana ufaktan para da vermeye başlamıştı. Bir sabah tuhaf bir şekilde bana çay ısmarladı ve artık kendi işini kurmalısın evlat dedi. İyi de usta dedim verdiğin parayla ben on beş gün geçinebiliyorum bir de iş nasıl kurarım. Usta devam etti arka sokakta İsmail’in torna atölyesi var, ölümünden beri kapalı karısıyla konuştum o dükkânı sana tutacağız tezgâhları iyidir, bakımlarını da beraber yaparız. Motor işinden epey para kazandım bunların yarısını senin için bir kenara ayırmıştım o parayla altı aylık kiranı ödedim yarın sabah beraber gider dükkânı açarız bu arada dün bir motor daha geldi oda senin ilk işin. Ustayı hayretle dinlemiştim benim bildiğim o beni sömürecekti ben ona çırakları ayartıp başkaldıracaktım ve kendi düzenimi kuracaktım, kitaplarda böyle yazıyordu, işte ihtiyar o gün devrimci söylemleri daha farklı anlamaya başladım.

İhtiyar adam dayanamadı,

 ”Bu kapitalist olmaya başladığın tarih herhalde dedi, keşke bir yere kaydetseydin”

Arkadaş

 ” Kopasıca sivri dilin bunca seneye rağmen yuvarlanmamış, edepsizlik etme de dinle; Çalışmaya başladıktan sonra dükkânda işler çok iyi gitti artık Ankara’daki tüm eski makinelerin tamircisi olmuştum, bu arada Ustam öldü bana bunca iyilik yapan adamın ailesini çaresiz bırakmak istemedim, piyasaya olan bütün borçlarını ödedim ve kızının da düğününü yaptım, dükkanını ve tezgahlarını çok iyi bir fiyatla satın aldım. Biliyor musun ihtiyar bunları ilk kez birine anlatıyorum ve bu hayatımda tanıdığım en huysuz ancak en ketum adam, inanılır gibi değil. Her neyse ustamın dükkanını, son model cnc tezgâhları olan bir imalathaneye çevirdim ve işler daha da gelişti ve 2000 başına geldik. İhtiyar ben şimdi bir mola vereyim biraz da sen öt bakalım.

Pekâlâ dedi İhtiyar Adam ve devam etti

” Biliyorsun ben askeriye hesabına okudum. Mezun olunca tayinimi staj için Kara Kuvvetlerine çıkardılar burada uzun süre kimyasal silahlara karşı korunma tedbirleri ile uğraşan ancak bu işi hiç yapmayan bir bölüme verdiler. O bölümün Başkanı oldukça titiz ve ayni ölçüde geçimi zor bir insandı, ondan çok şey öğrendim, en azından bir bürokratın eğer isterse bir işi nasıl sürünceme de bırakıp, yapmayacağını öğrendim bu da bir şey çünkü sonraları çok kullandım. Derken günün birinde Dairenin başkan yardımcısıyla aramızda çok sert bir tartışma geçti ve ilk tayin listesinde ben Konya’ya sürüldüm. Zor günlerdi, eşim de çalışmayı bıraktığından ciddi para sıkıntısı çekiyorduk. Bir gün ziyaretime Tukaş ın genel müdür yardımcısı eski bir mühendis subay geldi. Bizlerden çok eski olduğu için gereken hürmeti gösterdim ve yardım ettim. Laf arasında artık askeriyedeki işin sonuna geldiğimi ve ayrılarak ABD ye yerleşeceğimi söyledim. Gerçekten karısı Amerikalı olan bir yedek subay yardımıyla oradaki işleri halletmiştim sadece istifa zamanı olan ocak ayını bekleyip ayrılmam gerekiyordu. Adam çok üzüldü ve hemen harekete geçmemem için bana adeta yalvardı ve gitti. Çok kısa bir süre sonra Ankara KKK’den bir telefon aldım, beni Daire Başkanı aramıştı ve acele görüşmek istediğini söyledi. Gittim tabii, bana söylenen; çalıştığım yerde hizmet süremi tamamladığım ve beni Ankara’ya almayı düşündüklerini, bunu isteyip istemediğim idi. Bende kartları açık oynamayı tercih ettiğimden ocak döneminde istifa edeceğimi söyledim. Kapıyı kapattırdı ve içeri girişi önleyen kırmızı düğmeye bastı. Bak, ben Amerika’dan mezun oldum ve okurken de orada çalıştım seni tanırım ve Amerikalılarla yapamayacağını biliyorum gel bu işten vazgeç ve seni buraya alalım beraber çalışalım dedi. Neticede bilinmeyen bir maceraya atılmaktansa düzenimi bozmayıp bir süre daha kalmaya karar verdim. İş de benim de anlatacağım bu kadar şimdilik sen devam et bakalım.

Arkadaş;

” Seni de dinleyen bir bok anlattığını zanneder, askeriye maceralarını hep kısa geçiyorsun, arada bana anlatmadığın bir dolu şey olduğunu adım gibi biliyorum, hadi öt bakalım ayrıntıları”

İhtiyar adam bir süre Arkadaşına uzun uzun baktı ve kafasını salladı

” Bak dedi sana her şeyi anlatamayacağımı buraya gelmeden anlamışsındır diye düşündüm, ancak gördüğüm kadarıyla tipik kapitalist taktiği ile ne kaparsam kardır diyorsun. Avucunu yalarsın ihtiyar aynı yollardan beraber geçtik, bana yediremezsin. Ayrıca sen hiç Amerikan filmi seyretmedin mi, bunları sana anlatırsam seni öldürmem gerek.

“Bana bak dedi Arkadaş kültür emperyalizminin sömürü parçalarından alınmış sloganlarla karşıma gelme külahları değişiriz. Tekrar ediyorum ayrıntıları öt.”

İhtiyar adam bir süre daha baktı, ancak gözlerinde şaka göremedi, gerçekten bir şeyler öğrenmek istiyor gibiydi ve devam etti

” Bak ihtiyar, beni hiçbir biçimde ve hiçbir yöntemle korkutamayacağını biliyorsun, ben yaşamım boyunca o kadar ölüme dokundum ki artık ne o bana aldırıyor ne de ben ona. Anladın mı, bir daha anlatayım mı? ”

Arkadaş iyi diye homurdandı ne bok yersen ye bütün keyfimi kaçırdın. Şimdi benim kalkmam gerekiyor arayı uzatmadan tekrar görüşelim bir sürü şey konuşmalıyız.

İhtiyar adam ” Hangi Bakan la iş bağlamaya gidiyorsun sana anlatmadılar mı ölünce insanı birkaç metrelik beze sarıyorlar ve cebi yok”

Arkadaş kahkahayı patlattı sen ayda mı yaşıyorsun, bazı giysilerin de cebi ve düğmeleri yok ama millet bir yolunu buluyor, yeryüzüne in oğlum yukarılarda fazla yaşayamazsın.

İhtiyar adam Arkadaşına sarılırken defol git artık diye homurdandı buluşmak için sen beni ara, benim vaktim bol

Kapıdan çıkarken Arkadaş bir direğin arkasına saklanmaya çalışan garsonu gördü;

“Bana bak dedi İrlanda kahvesi yerine filtre kahvenin üzerine Bailey karıştırıp getirdiğini anlamadığımı sanma gene geleceğim ve bunun hesabını vereceksin, senin konyak nasıldı ihtiyar

” Sıradan konyaktı vsop değildi, tekrar geldiğimizde giderken bunu da götürelim de bir soralım bakalım”

Rengi iyice beyazlaşan garsona aldırmadan, Gülerek ayrıldılar

AKP’nin DIŞ POLİTİKASI, ABD Genel Bakış 1

22 Perşembe Eyl 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

AKP iktidara geldiğinde, ne anlama geldiğini tam olarak sindiremeden, en önemlisi konu hakkında hiçbir deneyimi ve yetişmiş kadrosu olmadan, Proaktif dış politika uygulayacağını açıklamış ve seçim programına böylece girmişti.

     Ancak deneyimsizliğin etkisiyle sorunlar uygulama ile beraber başladı.Her şeyden önce değil dışişleri politikalarını belirlemek ve uygulamak,devlet tecrübeleri bile yoktu.Ancak bunun önemide onlara göre pek yoktu.Her kamera görüşlerinde boyunlarındaki damarlar kabarıncaya kafdar bağırarak ayni şeyi söylüyorlardı

“Bizi halk seçti kardeşim,neyi nasıl istersek öyle yaparız.

Parti yönetim kademelerinden sıkça,bu monşerlerle iş yürümez kendi kadromuzu kuracağız sesleri yükselmeye başladı.Bu saygıdeğer bayanlar ve baylar ,ana merkezlere atanacak bir sefir veya sefirenin kaç senede o hale gelebildiğini, bile bilmiyorlardı .

Bu bahsedilen kadronun, daha sonraları Prag ve Kualalumpurda nelere mal olduğuna da bir göz atmak gerekir.Her iki ülke, uzun süre bu iki dışişleri mensubu olmayan sefir ve sefireye  agreman vermedi.Uluslararası diplomasi pratiğine göre bunun anlamı tek bir kelime ile açıklanırdı

“değiştir”

Doğal olarak bu basit talep, deneyimsiz kadrolar tarafından anlaşılamadığı için ülkelerin dış işleri bakanlıkları ile istişareler yapıldı hatta araya adamlar konduğu bile dillendirildi.Sonuçta bu sefir ve sefireye agreman verildi ancak görevde oldukları sürece maslahatgüzar muamelesi gördüler. Aslında ,bu yalnız ve güzel ülke bu kadar itilip kakılmayı ,sebep ne olursa olsun, hak etmemişti

Her şey tamammış gibi ,Nedeni pek anlaşılmamakla beraber siyasi çevrelerde bir yeni moda daha çıkmıştı.Artık herkes ben osmanlı torunuyum diye haykırıyordu.Sonra ortaya yeni abdülhamitçilik çıktı.Doğal olarak kimsenin ne olduğu konusunda en  ufak bir fikri yoktu.Sanırım hala da yok.

.Doğal olarak proaktif dış politika uygulayan başka deyişle ön alıcı politik manevralarla olayları çözen Türkiye gibi bir ülkeye sadece sıradan bir bölgesel güç olma sınırına kadar izin verileceğini de anlamak gerekti ve böylede oldu,egemenler paylaşmak istiyorlardı ancak bunu kendi aralarında yapmayı tercih ediyorlardı.

Çok taraflı dış politika Türkiye için yeni uygulanan bir politik aparat değildir.En azından bizim için önemli olan Cumhuriyetin kuruluşundan beri uygulanıyor olmasıdır. Ancak son yirmi yılda çok taraflı ululararası ilişkiler ile taraf ülkeleri ilişkiye zorlamak iyiden iyiye karıştırılmaktadır. Hele dini motifleri zorlama unsuru olarak kullanmak, ülke liderleri arasındaki ahbap çavuş ilişkilerinin öne çıkması,ülke çıkarlarının geride kalması çoğu zamanda kaybolmasıtopluca zarar edilmesini getirmektedir. Örneğin bu aralar Türkiye ve Rusya federasyonu çok yakın ilişkiler içerisindedir.Ve acıdırki biz bu ilişkilerdeki aşırı kırılganlığı göremiyor bu ülkeyede ömür boyu dost gözüyle bakıyoruz.Bazen hayret ediyorum insanlar hiç mi tarih okumazlar.

Benzer durum ABD ile olan ilişkiler içinde geçerlidir. Rusların aksine amerikalılar hızla büyük düşman koltuğuna doğru hareket halindedir .Türkiye acil ihtiyaç olarak S 400 ü seçmesiyle birlikte amerika eski planı dolaptan çıkarmış hızla Bizi köşeye sıkıştıracak manevraları arka arkaya yapmaya başlamıştır.Önce israil baskısıyla F35 projesinden atmış sonra CATSAA yaptırımlarını yürürlüğe koymuş ve uluslararası platformlarda yoğun bir sıkıştırma operasyonlarına başlamıştır.Buna karşılık bizim ne yaptığımıza gelince, cevap hiç birşeydir.

Son büyük kavga hazır alınacak 40 adet F-16 blok 70 ve 80 modernizasyon kiti alımında çıkacağa benzer.Başkan Bidenin gönülsüz yaptığı herhalinden belli açıklamasına göre bu hazır uçakları ve modernizasyon kitlerini vermek ABD çıkarlarına uygundur.Ancak seçim arifesi, rum ve ermeni lobileri farklı düşünmektedirler.Onlara göre,evet bu F16 paketi türkiyeye verılebilir ancak bu uçaklar ege ve doğu akdenizde uçamaz ve nato görevlerinde yer alamazlar.

Bu lobi yorumu ,  hemen siyasi duruş haline getirilerek temsilciler meclisinden ve senatodan hızla geçerek kanunlastı.Doğal olarak bu haliyle bu durum Türkiyenin baslangıç isteklerini hiç bir yönüyle  tam olarak karşılamıyordu.

Uçak konusu, biraz fazla hassas olduğundan  üzerinde biraz daha durmak ve düşünmek gerekecektir.Türkiye çok uzun zamandır ABD nin servis dışı bıraktığı uçakları kullanmıştır.

F 16 projesi ile bu bir ölçüde değişmiş ancak politik çaresizlikten yeni uçak alamamış eldeki Phantom ları israilde modernize ettirerek envanterde tutmaya devam etmiştir. Her nekadar biraz şişirme bir uçak olan F35 in üretimindede rol alarak beşinci nesil bir uçağını envanterine katmak üzere anlaşmaları imzalamıştır.Ancak  durum İsrail in orta vadeli planlarıyla ve Yunanistanın ezeli ebedi Megalo idea sıyla ters düşmüş yoğun lobi faaliyetleri sonucu Türkiye projeden çıkarılmıştır( atılmıştır.)

Kendi beşinci nesil uçağımız 2023 de hangardan çıkacak,2030 daHava Kuvvetlerine teslim  edilecektir.Siyasi  konjektürün bu kadar gergin olduğu bir dönemde mutlak ihtiyacı için türkiyenin başka kaynaklara başvurması kaçınılmaz okacaktır .Doğal olarak kati ihtiyacı bilmem,bilsem bile yazmam olanaksız.Tahmınim 150 dolayında beşinci nesil uçak geçiş dönemi için yeterli olacaktır .

Bir şey artık çok açık görülmeye başlamıştır. ABD artık Kasabanın şerifi tavrıyla ortalarda dolaşıp şunu al veya bunu alma emirlerini vermekten uzaklaşmaktadır ,uluslararsı siyasi konjektür ve güçler dengesi iyiden iyiye doğuya kaymaktadır.Türkiyenin uçak tedariki ile bu yapıyı birlikte okuduğunuzda ortaya çıkan durum Rus ve çin uçaklarının şansının baya çok olduğu görülmektedir.Böyle bir seçim yılların diyalogunu “ver vermem veya veririm ama senato kabul etmez” sona erdirecektir.Doğal olarak bir zamanlar supergüç olan ,sonraları avengelist kapitalist karışımı tuhaf bir yapıya dönüşen bu göçmen ülkesi, Türkiyeye bir şekilde ödetmeye çalışacaktır.Bunu nekadar becerir bilemem ancak düşündüğü her şeyi yapamıyacağı kesindir.Ne Türkiye eski Türkiye ne Dünya eski şerifin kasabasıdır artık.

AKP iktidarının dış politikası nın birinci bölümünde büyüklerin koyduğu kurallara göre küçüklerin oyunu nasıl yanlış oynadığı anlatmaya çalıştık

İkinci bölümde büyüklerin nasıl oyun kurduklarını ve diğerlerini nasıl o oyunu oynmaya zorladıklarını göreceğiz .

AKP’nin DIŞ POLİTİKASI ABD,YUNANİSTAN,TÜRKİYE

09 Cuma Eyl 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ 2 Yorum

Yunanistan ve Türkiye arasında, ABD’nin açık kışkırtmasıyla ipler her gün biraz daha geriliyor. Uluslararası diplomasi pratikleri mevcut durumun bu D -1 safhası olduğunu, başka deyişle sıcak çatışmanın bir gün öncesi olduğunu yüksek sesle konuşmaya başladılar.

Şimdi son dönemde tarafların gerginlik arttırıcı söylemlerine bir göz atalım;

Atina yönetimi Türkiye’yi Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya şikâyet etti. Türkiye’nin resmen kınanması gerektiğinin vurgulandığı mektupta, iki ülke arasında artan tansiyonun Avrupa’da yeni bir Ukrayna doğurabileceği öne sürüldü.

Associated Press in (AP) haberine göre, Yunanistan, gönderdiği mektuplarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözlerine karşılık olarak, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin son yarım yüzyılda üç kez savaşın eşiğine geldiğini ifade etti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, uluslararası kuruluşlara iletilen mektuplarda, NATO müttefiki Türkiye’nin AB, NATO ve BM kurumları tarafından kınanması gerektiğini söyledi.

Dendias ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşını örnek göstererek, “Bu zamanında yapılmazsa ya da durumun ciddiyeti göz ardı edilirse kıtamızın bazı bölgelerinde gelişmekte olan duruma benzer bir duruma şahit olma riskiyle karşı karşıya kalırız” dedi.

Dendias, Erdoğan’ın sözlerini, “Yunan halkına yönelik kabul edilemez tehdit” olarak niteledi ve uluslararası kurumlardan derhal Türkiye’yi kınamalarını talep etti.

NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e hitaben yazılan mektuplarda ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Anlaşılan Türk lider, gelecekte sergileyecekleri saldırganlığa şimdiden hazır olduklarını göstermeyi seçti ve daha da önemlisi bunu makul bir eylem olarak görüyor […] Türk tavrı, bölgemizde ve kriz zamanında NATO’nun güney kanadında istikrarı bozabilir.”

Ege’de Türk jetlerini taciz eden Yunanistan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözleri üzerine harekete geçti. Türkiye’yi NATO, BM ve AB’ye şikâyet eden Yunanistan son mektubunda bir skandala daha imza attı. Türkiye’yi Rusya’ya benzeten Atina hükümeti, “Türkiye’yi kınayın yoksa Avrupa, Ukrayna’nın ardından yeni bir savaş riskiyle karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın Türkiye’yi Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), NATO’ya şikâyet ettiği skandal mektubun detayları ortaya çıktı. Atina S-300’leriyle NATO görevinde olan Türk jetlerine radar kilidi takmış, bölgede gerilimi tırmandırmıştı. Yunanistan’ın tacizlerine sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Samsun’da düzenlenen TEKNOFEST’te konuştu. Erdoğan, “Ey Yunan, tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur. Yunanistan’a tek cümlemiz var, İzmir’i unutma” ifadeleriyle uyardı.Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözleri Yunan’ı endişelendirdi

Türkiye, Yunanistan’ın Ege’de ağır tahriklerini karşılıksız bırakmadı. Çavuşoğlu’nun imzasıyla 25 AB ülkesine AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’e, BM Güvenlik Konseyi Daimî Üyeleri ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, Ege sorunlarının çözümüne ilişkin Türkiye’nin tutumunu ve görüşlerini açıklayan mektuplar gönderdi.

Politico sitesinde Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias imzasıyla gönderilen son mektupta Avrupa’nın “yeni bir Ukrayna” riskiyle karşı karşıya kalacağı iddia edildi. Erdoğan’ın sözlerini “Yunan halkına yönelik kabul edilemez tehdit” olarak niteleyen Yunanistan, uluslararası kurumlardan derhal Türkiye’yi kınamalarını istedi. Mektupta, “Bunu zamanında yapmamak ve durumun ciddiyetini hafife almak, bizi kıtamızda yaşanan benzer bir olayı yeniden yaşama tehlikesiyle karşı karşıya getirir. Bu hiçbirimizin görmek istemeyeceği bir şey” ifadeleriyle Türkiye’nin söylemi Rusya’nın Ukrayna işgaline benzetildi.

Şimdi bütün bu saçma ötesi söylemleri bir kenara bırakarak can alıcı noktaları ayıklamak zorundayız. Bilindiği gibi hiçbir diplomatik cümle yazıldığı gibi okunmaz.

Dünyadaki en hassas bölgeden birinde bulunan Türkiye her şeyden önce diplomatik gelgitleri ile ünlüdür. Hiçbir şeye Uzun süre evet veya hayır demez. Konjonktür değişti gerekçesi ile anında karar ve pozisyon değiştirebilir. Bu aslında yazıldığı ve okunduğu kadar kötü değildir sadece Türkiye’yi öngörülemez ülkeler sınıfına sokar hepsi o kadar.

ABD’nin 10 bin km mesafeden, bölgede vazgeçilemez çıkarları vardır. Ancak Bu Türkiye işine hep engel olmaktadır. Bölgedeki alması gerekli aslan payını cosi fan tutte diplomasisi uygulayan bir Ülkeyle yapamamaktadır. Bu nedenle ya bu ülke dediklerini yapacak hale sokulacak veya varlığı sonlandırılacaktır.

Yunanistan kurulduğu günden beri hiç devlet olamamıştır. Hep kendisine bir payanda aramış ve her Zaman bulmuştur. Bu son olaylarda da durum aynıdır. Bu seferki payanda ABD dir. Eni iki boyu üç karış olan ülkede şu anda aktif 9 ABD üssü vardır.

Türkiye ve Yunanistan çatışmaya karar verirlerse bunun nasıl olacağı konusunda pek çok rivayet muhteliftir. Ancak en doğru lafı muhtemelen Henry Kissinger söylemiştir

               “İlk kurşunu atan kim olursa olsun yanar”

Bu sıradan garibin hesaplarına göre çatışma olacaksa bunu Yunan deniz kuvvetleri başlatır ve hava kuvvetlerinde de ege denizine yakın bölgelerde bir intihar hücumuna kalkışır. Bu operasyonun Türkiye’ye maliyeti 1 trilyon dolar civarında olur ve Yunanistan askeri hedefleri tümüyle yok olur ekonomisi bir daha belini doğrultamaz ve muhtemelen ABD işgalinde kalır.

Türkiye’nin savunma sanayi roket bölümündeki hızlı gelişmesine gelince,hiç şüphe yokki içlerinden biri olarak gelinen nokta gurur vericidir ancak basının ilginç bir bölümünün satmaya .alıştığı gibi ilk defa türkiye tarafındqn icat edilmiş de değildir.1945 sonrası oluşan dengede ABD hava kuvvetlerinin hızla gelişip büyümesine karşı Sovyetler birliği ,her kademeden hava savunma sistemlerine , kıtlararası balistik füzelere öncelik vermiştiv ve bu doğru bir tercihtir.Yunanistan pazardan sebze alır gibi uçak almaktadır ve bu kadar çeşitli uçağın lojistik desteğinin sağlanması ise teknik açıdan mümkün görülmemektedir..Bir çatışmada yunan uçakları kalkacak ancak inecek meydan bulamıyacaktır.Meseleye bu açıdan baktığınızda vuruş kabiliyeti yüksek roket sistemlerine öncelik verilmesi ,son icra komitesi toplantısında araştırmaları ve test atışları tamamlanan roketlere seri imalat izni verilmesi de doğru karardır. Yanlış olan ise onbin kilometre uzaklıktaki bir ülkenin kendince vazgeçilmez çıkarları için iki komşu NATO üyesi ülkeyi savaşa zorlayacak siyasi ve askeri adımların ard arda adımların atılmasıdır.

Son soru Şudur

“Bu kadar yıkıma ,ölüme ve yıllar süren yoksulluğa değecek mi hanımlar beyler.Ukrayna da değdi mi…”

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle