• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Aralık 2022

AKP nin DIŞ POLİTİKASI Genel Bakış 3

22 Perşembe Ara 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Ortadoğu ,Doğu Akdeniz ve kuzey Afrika’daki büyük hidrokarbon rezervlerinin, bölge dışındaki ülkelerin buraya müdahale sebebinin, petrol arz güvenliği olduğu ve bölge petrolünün uluslararası pazarlara güvenle çıkmasının, müdahaleci ülkelerin vazgeçilmez çıkarları arasında olduğu sıkça satılan bir gerekçedir.

Bölgede çok petrol olduğu doğrudur;

BP enerji nin yaptığı hesaplamalara göre,2013 sonu itibariyle dünyadaki tüm petrol rezervi,238,2 milyar ton veya başka hesapla1687.9 milyar varildir. Irak’ta bu rezervin yaklaşık %9 u bulunmaktadır yani 21 milyar tonu vardır. Kürt bölgesi bilinen rezervleri 6 miyar tondur

Buradaki enteresan nokta, evet petrol ve doğalgazın hatırı sayılır bir rezervi vardır ancak bu kadar savaşın çıkması için yeterlimidir, sorusudur. Acaba, kimsenin açıklamadığı bir başka sebep varmıdır, örneğin İran’daki rejim değişikliğinden sonra ABD ve İran’ın ilişkileri hiç düzelememiştir. Benzer yorumu İngiltere ve Fransa içinde yapamayabilirsiniz. Ambargonun en koyu olduğu dönemde bu ülkeye, Avrupa hassas bütün malzemeleri örneğin yüksek kalite alüminyum, yüksek devirli santrifüjler, roket yakıtında kullanılan kimyasallar satmışlardır. Benzer satışların, teyit edilememekle birlikte ABD tarafından da yapıldığı tahmin edilmektedir. Özellikle santrifüj yapımında kullanılan yüksek evsafla alüminyum külçelerin çıkışı burasıdır. Buna ilaveten, petrol ve doğalgaz satışına ambargo konmuş, bu saçmalık yüzünden Türkiye bazı uzun kışları tam olarak donmasa bile hayli üşüyerek geçirmiştir. Bu arada, yabancı basındaki yoğun baskıların sonucu, dünyada yaratılan algı hiç petrol ve doğalgaz sattırmıyoruz şeklide oluşturulmuştur. Ancak spot piyasayı kontrol eden küresel sermaye İran’ın bütün petrolünü ve sıvılaştırılmış doğal gazını ucuz fiyata almıştır. Bu konuda o kadar ileri gidilmiştir ki anlık fiyat belirlenmesi gereken spot alımlar son yıllarda el altından kontrata bağlanır olmuştur.

Irak petrollerinin biri kullanılmayan üç çıkışı vardır ilki Basra körfezindeki petrol terminalleri, ikincisi bizden geçen ve yumurtalığa bağlanan boru hattı sonuncu ve şu anda kullanılmayan ise hayfa hattıdır. Başka deyişle, birileri kütle tahrip silahları var diye Irak’a müdahaleye zemin için kullandığı zaman bile petrol arz güvenliği vardı şimdide vardır. O zaman sorulması gereken bu kadar insan neden öldü binlerce km’den gelip Irak yönetimini devirdiniz ve bunu hangi uluslararası protokole göre yaptınız dönemde koalisyon birlikleri hangi uluslararası anlaşmaya göre kurulmuştur, soruları olmalıdır.

Dilerseniz sabaha kadar sorabilirsiniz ancak bu soruların hiçbirinin cevabı ya yoktur veya bir tek cevap vardır;

“Bölgede ABD’nin vazgeçemeyeceği çıkarları nın uygulanmak istenmesi”

Bu çıkarların, satılmak istenenlerden farklı olduğu açık seçik ortadadır. Burada çatışan sadece ABD’nin çıkarları değildir, iki ana sebep vardır. İlki, her gün biraz daha güçlenen Rusya’nın bir şekilde çevrelenmesi gerekmektedir, Bunun amaç için İran ve Azerbaycan ve Türkiye tam olarak kontrol edilmelidir. Ancak bu kontrol yıllar boyu süren her türlü yaptırıma rağmen, bir türlü sağlanamamaktadır. Bu iki ülkenin bir türlü yola gelmeyişinin aslında tek ve basit sebebi vardır. İran da Türkiye’de İmparatorluk geleneğinden gelen devlet ve diplomasi deneyimleri olan ülkelerdir ve bu iki ülke Azerbaycan’ı da kolları arasına aldıklarında, ABD hülyası çevreleme bir türlü olamamaktadır. Dışişleri kadrosunun yenilenmesi ve TSK da bir takım saçma mahkemelerle, elit bir kadronun yok edilmesini beraber okuduğunuzda, Atlantik ötesinde çıkarlar için yapılan planları çok daha net görebilirsiniz.

 ABD de kim başkan seçilirse seçilsin Rusya’nın gelişmesinden çok rahatsız olduğunu buldukları her fırsatta açıklamaktadırlar. Aslında rahatsız oldukları Rusya’nın büyümesi ve gelişmesi değil, Rusya- Çin iş birliğinin artmasıdır. Hatta adı ne olursa olsun bu iki ülkenin askeri iş birliğini geliştirmeleri Amerikan yönetiminin kabusudur.

Doğal olarak İsrail’in, Ortadoğu’nun Baş belası Türkiye ile aralarında kontrol edilebilir bir tampon olması Amerika’da bulunan her fırsatta dolaylı olarak işlenen bir konudur

Son olarak pek belli olmamakla beraber yakın gelecekte mutlaka çok taraflı bir savaş çıkaracak olan su meselesidir ve bunun olması fazla zaman almayacaktır.

Türk dış politikası ikinci körfez harekâtından bu yana çok zorlu sınavlardan geçmiş ve kimi zaman başarılı bazen de başarısız olmuştur. Bunun ana nedeni ülkeler hakkındaki siyasi görüşlerin ve alınan pozisyonların, sabah başka akşam başka olmasıdır. Aslında uzak veya yakın herhangi bir devletle kurulacak ilişkiye duygular egemen olamaz, sadece çıkarlar arasında bir denge kurulmaya çalışılır. Ülkenin bir duruşu vardır ve bu duruş, dışişleri bürokrasi tarafından belirlenir, siyasi iktidarlar kendi kafalarındaki politikalara göre çok ufak rota değişiklikleri yaptırırlar, böylece herhangi bir konuda ülke görüşü ortaya çıkar. Bu görüş en alt seviyedeki veya en üst seviyedeki bürokratlar tarafından aynen uygulanır. İktidar da olan siyasi görüşün temsilcileri de esasen kendilerinin belirlediği bu görüş çerçevesinde konuşurlar. Seçmene dönük birtakım hesaplarla ana politikaya aykırı demeç verilmez hele ağzına gelen söylendikten sonra söylediklerim yanlış anlaşıldı veya gazeteciler söylediklerimi çarpıttı, hiç denmez.

Doğal olarak belirlenen politikaya, ki o artık ülkenin o konudaki görüşüdür, ana muhalefet partisinin ise, uyma zorunluluğu yoktur. Her zaman, özellikle, politika belirlenirken, tam tersi savunulabilir, bunun bir sakıncası yoktur. Uluslararası politika bunu anlar ve bu da muhalefetin görüşüdür diye not eder.

AKP iktidara geliş yılından bugüne kadar geçen 16 yılda olup bitene ve uluslararası saygınlık açısından geldiğimiz yere bakılırsa, bu konuda rivayet muhteliftir. Her şeyden önce baştan beri parti kurmayları ve danışmanlar kadrosunun dışişleri bürokrasisini anlamaya niyetleri olmamıştır Kısmen ABD’den kopyalanmış sefir atamalarıyla, uygulanan politikaların altüst edildiği ve yenilerinin uygulanmaya başladığı görülmüştür. Artık çok taraflı uluslararası ilişkiler değil, Sünni Müslüman devletlerle dış politikasız bağlantılar kurmaya başlama zamanıdır. Ancak, Arapların karmaşık ilişkilerden hoşlandıkları ve yıllardır kaypak bir dış politika uyguladıkları unutulmuştur. Bu arada İhvan motifide devreye girince eski dostlar düşman olmuş ve sonuçta çevrede pek kimse kalmamıştır

Batı ülkeleriyle de durum oldukça karmaşıktır. Başaktör ABD söylediklerinin yapılmadığını görünce, Yunanistan’ı kullanarak ve Rusya’yı bahane ederek Türkiye’yi çevrelemeye başlamış, bunun doğal sonucu iki ülkenin namlu namluya gelmelerine çok az kalmıştır. Fransa ile başkanlık düzeyinde kapışma başlamış doğu Akdeniz de, deniz kuvvetlerinin karşı karşıya gelmesine neden olmuştur, Merkel sonrası Almanya ile ara bir türlü düzelmemiş bir sürü yeni ambargo konmuştur. Diğer ülkelerle olan ilişkiler yazı serisinin ilgili bölümlerinde tekrar ele alınacaktır.

Sonuçta sorulması gereken soru “Bu durum daha ne kadar sürdürülebilir olmalıdır” ve acıdır ki şu anda bunun cevabını bilen de yoktur

AKP nin DIŞ POLİTİKASI genel bakış 2

19 Pazartesi Ara 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Kitleleri, siyaseten etkilemenin en etkili yollarından biri, “Yönetimdeki siyasal iktidarın dış politika başarılarını abartarak anlatmak, bunun için bölgede herkes bizim sözümüzü dinler algısını yaratarak dağınık oyları bir araya toplamak ve iktidara yürümek” olarak özetlenebilir. Doğal olarak iş orada bitmez, bir sonraki adım, aslında bizi bütün dünya dinliyor algısının yaratılmaya başlamasıdır. Seçim zamanı geldiğinde yönetimdeki partinin yöneticileri özellikle genel başkanı artık bölgesel liderlikten dünya liderliği aşamasına çıkarılmıştır. Kolaylıkla anlaşılabildiği gibi bu sadece bir illüzyondur ve dış politika bilgi, görgü ve deneyimle şekillenir. Ne kadar satış başarılı olsa da diplomasi alanında hiçbir işe yaramaz

Bu yazı Türk dış politikasının genel anlamda fotoğrafını çeken bir Rapordan alıntılanmıştır.

Bu raporu kimin hangi maksatla yazdığı hangi siyasi partiye verildiği o siyasi partideki yönetim değişikliği, raporun şu anda nerede olduğu hiç de önemli değildir. Amaç bu olaya bir bütün halde bakmayı sağlamak ve gerçekten AKP yönetimindeki Türk dış politikasının nerelere gittiğini veya nerelere gidemediğini anlayabilmektir.

Bilindiği gibi, Türkiye, siyaseten dünyadaki en problemli, Ortadoğu, Azerbaycan Kafkasya üçgeninin tam ortasındadır ve kötü bir tesadüf, hepsiyle de sınır komşusu dur. Bu bölgede, tarihin hiçbir döneminde, sular durulmamış, barış, özgürce yaşam hakkı gibi temel insani değerler var olmamıştır. Buna karşılık, bölgede yaşamayan bazı ülkeler, orta ve uzun vadeli çıkarlarının vaz geçilmez olduğunu, bölge ülkelerine dayatmış, bir şekilde de kabul ettirmiştir. Bunun sağlanması maksadıyla uygulanan yöntemler hep aynıdır. O ülkelerde, kimi zaman askeri darbeler yaptırılmış kimi zamanda iktidarlar defalarca değiştirilmiş ve özellikle 20 inci yüzyılın başından itibaren, uygulanan politikaların, bu uzak ülkelerin çıkarlarına aykırı olmaması, mutlaka bir biçimde dayatılmıştır. Bu arada o üçgenin içinde yaşayan insanlar bu haksızlık ve adaletsizliğe zaman zaman başkaldırmışlar ancak acımasızca ezilmişler ve akan kanda bu nedenle hiç durmamıştır. Doğal olarak bu vahşi tutumun bölge İnsanlarına bir şekilde satılması gerektiğinde, her zaman onlar diktatördü biz size demokrasi getiriyoruz söylemi geliştirilmiş, tuhaftır ki bölge ülkelerine hiçbir zaman barış özgürlük ve adalet gelmemiştir.

Ortadoğu bu üçgenin şartları en sert olan bölgesidir ve Türkiye’de ve bölgedeki problem odaklı iki ülkenin sınır komşusudur. Yıllardır çeşitli toplantılarda, bir şekilde katılımcılara gösterilen bölünmüş Türkiye haritası, bölgede, kendilerine göre yaşamsal çıkarları olan bazı ülkelerin bu bölünmeyi el altından destekledikleri hatta bölgesel aktörleri de kışkırttıkları yadsınamaz kanıtıdır.

Peki buna karşın Türkiye ne yapmıştır. Bölgede olmayan ülkelerin çıkarlarına uyum mu sağlamıştır, karşımı gelmiştir, sorusunun tek bir cevabı yoktur. Kimi zaman denileni yapmış, kimi zamanda yapmamıştır ve yapmadığı zaman mutlaka bir bedel ortaya çıkmış ve o bedel ödetilmiştir.

   Türkiye ve Irak arasındaki siyasi ilişkiler tarihin hiçbir döneminde, huzurlu ve dostane olamamıştır. Osmanlı idaresi altında geçen uzun yıllar sakin gibi görünse de bölge aşiretleri özellikle, bu toprakları arka bahçesi sayan birileri tarafından sürekli kışkırtılmış ve isyana adeta zorlanmıştır. Tuhaf olan nokta her seferinde mutlaka içeriden ikna edilecek(!) birileri bulunmuştur. Ancak bütün İngiliz, Amerikan veya herhangi bir devletin hem lojistik desteği hem de insanları paraya boğması, kalkışan aşiretin başarılı olmasına yetmemiştir ve destekleyen ülkeler, bu bölgedeki çıkarlarını, isterikçe savunmaya, bunun için her şeyi göze almaya, devam etmişler temel stratejide bazı değişikliklerin yapılması gereğini algılayamamışlardır. Adı, etnik kökeni, ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan insanlar ise, kendi aralarında sürekli çekişmişler, kavga etmişler, ancak dışarıdan herhangi bir tehdit geldiğinde aralarındaki kavgayı hemen bırakıp gelen tehditle amansız bir mücadeleye girmişler, iş bittikten sonra kendi aralarındaki kavgalarına, bıraktıkları yerden devam etmişlerdir. Belki de anlı şanlı koca koca ülkelerin bir türlü anlayamadıkları nokta da budur.

Bu durum tabii her bölge ülkesi için doğru değildir. Ancak Bazı ülkelerin bazı yöneticileri ise her nedense çok kolay ikna edilebilmektedir…

AKP nin DIŞ POLİTİKASI Genel Bakış 1

06 Salı Ara 2022

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Yazı dizisine başlangıçta Türk Dış politikası, adını düşünmüştüm hatta birkaç yazı yayınlandı bile, ancak yapılan acemice yanlışlıklar yüzünden ,İmparatorluk ve dış politika geleneği olan bu ülkenin,düştüğü acınası durum,bana bana serinin adını değiştirme ve gerçek sorumluyu kayda geçirme hakkı verdi. bir soru doğal olarak bazılarının hakkıdır,hiçmi doğru yapılan iş yok işte o sorudur. Buna verilecek cevapta adil olmak gerekir evet bazı işler doğru yapılmıştır,Ancak bu tesadüfmüdür yoksa net planlama sonucu yapılan politik manevramıdır, işte cevap bulamadığım soru bu…

Aslında,Bu yazıya başlarken soğuk kış günleri için bir çorba tarifi vermeyi planlamıştım. Ancak adı AKP nin Dış Politikası olan serinin ilk yazısını öne almayı daha uygun buldum. Kimseye bu imparatorluk geleneği olan ülkenin dış politikasının çorbaya benzediğini anlatmaya çalışmıyorum. Böyle düşünülmesi bile büyük haksızlık. Ancak uygulanan politikanın ise gereğinden fazla karmaşık ve yanlışlıklarla dolu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim

   Siyasiler her üç söylemlerinden üçünde de Ülkenin diplomatik ve askeri kapasitesinin sınırlarını siyasetin belirlediğini inatla anlatırlar. Hatta daha da ileri giderek zaman zaman etrafın tenha olduğu yerlerde bu pastayı kimseye özellikle eski vesayet ürünlerine yedirmeyeceklerini açıkça söylerler. Aslında işler o kadar basit değildir. 2002 de bu ülkenin dış borcu 130 milyar dolarken,2016 da 421 milyar USD ye çıkmıştır. 2022 de ise bu yalnız ve güzel ülke, kişi başına düşen milli geliri 9300 USD olan ekonomik büyüklüğü ise 800 milyar USD ı çok az geçen, ekonomistlerin tanımına göre orta gelir gurubunda bocalayan bir ülke haline getirilmiştir. Bu arada ben o pastayı yedirmem diyerek dışlanan eski vesayet ürünleri Irak’ta ve Suriye’de her gün şehit düşmektedir üstelik savaştıkları yer vatan toprağı değil başkasının toprağıdır ve orada bulunmaları ise sadece bir siyasi tercihtir.

Ekonomi konuşurken tek konu, sadece rant, faiz ve borsaysa, sadece tüketim ve ithalat odaklı   büyüyen bir ülkenin eli uluslararası   siyasette ve diplomaside güçlü olamaz

  Son yıllarda, dış politikada çevreleme, kuşatma, containment gibi terimler kullanılmaktadır.  Bazı ülkeler, stratejik çıkarları olan dünyanın herhangi bir bölgesindeki bir başka ülkenin çevresindeki bütün ülkeleri belirli bir organizasyon etrafında örgütleyerek hedef ülkenin siyaseten çevrelenmesini sağlar ve bu sayede başka politikaların uygulamasını büyük ölçüde engeller. Yöntem, BM güvenlik Konseyinin 3 daimî üyesi. ABD, Rusya ve Çin tarafından sıklıkla kullanılır. Son iki örnek Ukrayna’da savaş çıkartıp İsveç ve Finlandiya’yı NATO ya alarak, Rusya’yı çevrelemek ve Yunanistan’ı kullanarak Türkiye ye aynisini yapmaya çalışmaktır. Tuhaf bir şekilde her ikisinde başarılı olamamıştır. Ukrayna’nın komedyen devlet başkanı ABD arkasına saklanıp dünyayı yardım için ayağa kaldırmış, Rusya’yı kahramanca bir direnmeyle durdurduğunu hatta bazı yerleri geri aldığını önüne gelene anlatmaya çalışırken enerji ve ağır sanayi alt yapısı Rusya tarafından çökertilmiştir

Yunanistan’ın kışkırtılmasına gelince bu tam anlamıyla abesle iştigal dir. ABD’nin bu konudaki çıkarı ise güneyde saçma bir tampon devlet kurulması dışında yoktur. İşgal edilen ve anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılan adaların, bir çatışmada kullanılması mümkün değildir ve eski hale getirilmesi son derece kolaydır zaman mesele nedir diye sorduğunuzda anlaşılabilir bir cevap alınamamaktadır.

  Diplomasi de jeopolitik son derece önemlidir. Ancak, yararlanmak için akıl, bilgi ve tarih bilinci gerekir. Diplomasi kadife eldivenle gerektiğinde adam dövme sanatıdır. Bağırarak, ona buna sataşarak, sıklıkla hakaret ederek, yapılmaz. İnandırıcılık, tutarlılık, güvenilirlik ve öngörülebilirlik dış politikada çok önemlidir.

Ekonomik siyasi ve askerî açıdan gerekli aşamaları geçmeyen, aslında bunun için hazırlığı olmayan ve toplumsal sözleşmesi bulunmayan ülkelerin birkaç yıl içerisinde bölgesel güç beş on yılda küresel aktör adayı ve en fazla 12 yılda küresel aktör olamaz. Yaşadıklarımıza yakından baktığında bu gerçek açıkça görülebilmektedir.

  

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle