Yazı dizisine başlangıçta Türk Dış politikası, adını düşünmüştüm hatta birkaç yazı yayınlandı bile, ancak yapılan acemice yanlışlıklar yüzünden ,İmparatorluk ve dış politika geleneği olan bu ülkenin,düştüğü acınası durum,bana bana serinin adını değiştirme ve gerçek sorumluyu kayda geçirme hakkı verdi. bir soru doğal olarak bazılarının hakkıdır,hiçmi doğru yapılan iş yok işte o sorudur. Buna verilecek cevapta adil olmak gerekir evet bazı işler doğru yapılmıştır,Ancak bu tesadüfmüdür yoksa net planlama sonucu yapılan politik manevramıdır, işte cevap bulamadığım soru bu…
Aslında,Bu yazıya başlarken soğuk kış günleri için bir çorba tarifi vermeyi planlamıştım. Ancak adı AKP nin Dış Politikası olan serinin ilk yazısını öne almayı daha uygun buldum. Kimseye bu imparatorluk geleneği olan ülkenin dış politikasının çorbaya benzediğini anlatmaya çalışmıyorum. Böyle düşünülmesi bile büyük haksızlık. Ancak uygulanan politikanın ise gereğinden fazla karmaşık ve yanlışlıklarla dolu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim
Siyasiler her üç söylemlerinden üçünde de Ülkenin diplomatik ve askeri kapasitesinin sınırlarını siyasetin belirlediğini inatla anlatırlar. Hatta daha da ileri giderek zaman zaman etrafın tenha olduğu yerlerde bu pastayı kimseye özellikle eski vesayet ürünlerine yedirmeyeceklerini açıkça söylerler. Aslında işler o kadar basit değildir. 2002 de bu ülkenin dış borcu 130 milyar dolarken,2016 da 421 milyar USD ye çıkmıştır. 2022 de ise bu yalnız ve güzel ülke, kişi başına düşen milli geliri 9300 USD olan ekonomik büyüklüğü ise 800 milyar USD ı çok az geçen, ekonomistlerin tanımına göre orta gelir gurubunda bocalayan bir ülke haline getirilmiştir. Bu arada ben o pastayı yedirmem diyerek dışlanan eski vesayet ürünleri Irak’ta ve Suriye’de her gün şehit düşmektedir üstelik savaştıkları yer vatan toprağı değil başkasının toprağıdır ve orada bulunmaları ise sadece bir siyasi tercihtir.
Ekonomi konuşurken tek konu, sadece rant, faiz ve borsaysa, sadece tüketim ve ithalat odaklı büyüyen bir ülkenin eli uluslararası siyasette ve diplomaside güçlü olamaz
Son yıllarda, dış politikada çevreleme, kuşatma, containment gibi terimler kullanılmaktadır. Bazı ülkeler, stratejik çıkarları olan dünyanın herhangi bir bölgesindeki bir başka ülkenin çevresindeki bütün ülkeleri belirli bir organizasyon etrafında örgütleyerek hedef ülkenin siyaseten çevrelenmesini sağlar ve bu sayede başka politikaların uygulamasını büyük ölçüde engeller. Yöntem, BM güvenlik Konseyinin 3 daimî üyesi. ABD, Rusya ve Çin tarafından sıklıkla kullanılır. Son iki örnek Ukrayna’da savaş çıkartıp İsveç ve Finlandiya’yı NATO ya alarak, Rusya’yı çevrelemek ve Yunanistan’ı kullanarak Türkiye ye aynisini yapmaya çalışmaktır. Tuhaf bir şekilde her ikisinde başarılı olamamıştır. Ukrayna’nın komedyen devlet başkanı ABD arkasına saklanıp dünyayı yardım için ayağa kaldırmış, Rusya’yı kahramanca bir direnmeyle durdurduğunu hatta bazı yerleri geri aldığını önüne gelene anlatmaya çalışırken enerji ve ağır sanayi alt yapısı Rusya tarafından çökertilmiştir
Yunanistan’ın kışkırtılmasına gelince bu tam anlamıyla abesle iştigal dir. ABD’nin bu konudaki çıkarı ise güneyde saçma bir tampon devlet kurulması dışında yoktur. İşgal edilen ve anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılan adaların, bir çatışmada kullanılması mümkün değildir ve eski hale getirilmesi son derece kolaydır zaman mesele nedir diye sorduğunuzda anlaşılabilir bir cevap alınamamaktadır.
Diplomasi de jeopolitik son derece önemlidir. Ancak, yararlanmak için akıl, bilgi ve tarih bilinci gerekir. Diplomasi kadife eldivenle gerektiğinde adam dövme sanatıdır. Bağırarak, ona buna sataşarak, sıklıkla hakaret ederek, yapılmaz. İnandırıcılık, tutarlılık, güvenilirlik ve öngörülebilirlik dış politikada çok önemlidir.
Ekonomik siyasi ve askerî açıdan gerekli aşamaları geçmeyen, aslında bunun için hazırlığı olmayan ve toplumsal sözleşmesi bulunmayan ülkelerin birkaç yıl içerisinde bölgesel güç beş on yılda küresel aktör adayı ve en fazla 12 yılda küresel aktör olamaz. Yaşadıklarımıza yakından baktığında bu gerçek açıkça görülebilmektedir.