• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Şubat 2023

NEDEN 2

17 Cuma Şub 2023

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Şimdi iki bölümü beraber okuyarak bir yorum yapmanın ve bazı soruları sormanın zamanıdır diye düşünürüm.

Her şeyden önce bu iki ilçede meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem Türkiye’nin karşılaştığı en büyük felaketlerden biri olmakla beraber, her nedense satılmaya çalışıldığı gibi dünyanın karşılaştığı en büyük felaket falan değildir. Yakın geçmişte Dünyada 9 ve üzeri büyüklüklerle de karşılaşılmıştır. Acı olan nokta bizde 32 binin üzerinde insanın enkaz altında kalmasının deprem büyüklüğü ile de bir ilgisi olmamasıdır. Bazı köşe yazarlarının artık açıkça yazıp söylemeye başladıkları gibi, Kahramanmaraş depremi dünyada gelmiş geçmiş en büyük deprem değildir ancak en kötü yönetilenidir.

Bu arada başka sorular sormanın da zamanıdır. Her şeyden önce deprem riskinin bu derece büyük olduğu bir bölgeye neden çok katlı inşaat izni verilmiş, başka yerlerde sıklıkla kullanılan tip projelerin uygulanması kabul edilmiştir. Neden bu kadar sık imar affı çıkarılmaktadır. Tesadüfen inşaat süresince kontrole takılan binaların, af sayesinde projede hiçbir değişiklik yapmadan, tamamlanmasına göz yumulmuştur. Deprem sonrası. yönetimin kesin arka çıkmasıyla Müteahit avı başlamıştır. Evet bu kişiler suçludur ve bunca insanın ölümünden sorumludur. Ancak tek suçlu onlar mıdır? Bu inşaata izin verenlerin, değişik nedenlerle ilgili yönetmelikleri denetlemeyenlerin, hiç mi sorumluluğu yoktur. Neden tutuklananlar arasında bu kategoriden kimse yoktur. Buna sebep siyasal baskılar mıdır?

Bu ve benzeri soruları çoğaltmak elbette mümkündür. Ancak olan olmuştur deprem öncesini geri getirme imkânı bulunmamaktadır. Bu durumda sadece yargının şaşmaz olması gerekli kararına güvenmenin dışında yapılabilecek bir şey de yoktur.

Ancak deprem sonrasının bozuk organizasyonu da, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bundan sonra tekrarlanmaması için ayrıntısıyla incelenmelidir.

Mevcut yönetim Doğal afetlerle mücadelenin koordinasyonunu AFAD ın yapmasına karar vermiştir. Anlatılan gerekçeye göre bu sayede bölgede çok seslilik önlenecek, yardımların etkin kullanılması sağlanacaktır.

Anlaşılamayan nedenlerle, Kahramanmaraş depreminde ise olay bir adım öteye taşınarak AFAD ve gerisindeki yönetim kademelerinin her şeye onay veren makam haline gelmesi istenmiştir. Bu ise örneğin jeneratörlerin dağıtılıp, yakıt verilmemesi yüzünden deprem bölgesinin gecelerce karanlıkta kalması gibi trajikomik olaylara yol açmıştır.

Olayın başlangıcında prosedür gereği içişleri bakanı tarafından yabancı yardımları da kapsayan dördüncü seviye ilan edilmiştir ve bu adım son dokuz gün boyunca doğru ve zamanında yapılan tek şeydir. Olay doğru okunmuş ve vakit geçirmeden, meseleyi siyasetin bitmez tükenmez kısır döngüsüne sokmadan hızla karar verilmiş ve uygulanmıştır.

Deprem sonrası, alınan siyasi karar gereği tüm yardım faaliyetlerinin AFAD onayından geçmesi, bu kuruluşun üst yönetiminin bu boyutta bir krizi yönetememesi nedeniyle art arda yanlışlar yapılmış ve bunun faturası zaten ailesinin bir bölümünü enkaz altında kalan acılı bölge halkı tarafından ödenmiştir.

Organize olarak yardım toplamaya ve dağıtmaya çalışan kuruluşlar kaba bir şekilde engellenmiştir.

Bu yanlışlıkların deprem alanında diğer arama kurtarma ekipleriyle birlikte gecesini gündüzüne katıp çalışan AFAD personeli ile bir alakası yoktur. Krizin kötü yönetimi sadece AFAD ın üst yönetiminin gerek eğitim gerekse deneyim yönünden eksik olmalarının neticesidir.

TSK’nın olayın başından itibaren devreye alınmamasının sebebi ise anlaşılamamıştır. AFAD ın çok zorlandığı deprem yardımlarının lojistiği, bu konulara çok alışık bir yapı tarafından daha kolay organize edilebilirdi. Bilindiği gibi TSK’nın bu tür doğal afetlerde çabuk görev alacak bir afet tugayı vardır, bu tugayın birliklerinin görevlendirilip görevlendirilmediği ve sahaya ne zaman intikal ettiği hakkında bilgi yoktur televizyonda sadece komando birlikleri görülmektedir. Sonuç olarak, dünyanın en büyük olmasa bile sayılı felaketlerinden biriyle karşılaşan Türkiye, neredeyse kırk bine yakın ölü yüz binin üzerinde yaralı ile ve kötü bir kriz yönetimiyle olayı tamamlamıştır

NEDEN 1

17 Cuma Şub 2023

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen depremlerin üzerinden 10 gün geçti. Ölü sayısı 39 bini yaralı sayısı ise 100 bini aştı. Şimdi önce dünyada meydana gelen büyük depremlere sonra da AFAD yaptığı rakamdan başka bir şey söylemeyen ruhsuz açıklamasına bir göz atalım

Dünya tarihindeki en şiddetli deprem, Şili’de 22 Mayıs 1960’ta meydana geldi.

Yaklaşık 1000 kilometrelik bir alanda hissedilen 9,5 büyüklüğündeki deprem sonucunda 1655 kişi hayatını kaybetti, 3 bin kişi yaralandı, 2 milyon kişi evsiz kaldı.

Ülkede 550 milyon dolarlık hasara neden olan deprem sonucu oluşan tsunami, 10 bin kilometrelik alana yayılarak Hawaii, Japonya ve Filipinler’e kadar ulaştı. Dev dalgalar sonucu Hawaii’de 61, Japonya’da 138, Filipinler’de de 32 kişi yaşamını yitirdi.

En şiddetli ikinci deprem olarak kayıtlara geçen Alaska depremi 28 Mart 1964’te meydana geldi.

Üç dakika süren 9,2 büyüklüğündeki deprem, tsunamiyi tetikledi. Sarsıntı ve ardından oluşan dev dalgalar, 128 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olurken yaklaşık 310 milyon dolarlık hasar oluşturdu.

Bu şiddetteki bir depremde yaşanan az sayıda can kaybı mucize olarak değerlendirildi.

Bugüne kadar en uzun süren deprem Sumatra’da 26 Aralık 2004’te meydana geldi. 9,1 büyüklüğündeki deprem, yaklaşık 10 dakika sürdü.

Sarsıntı sonucunda oluşan metrelerce yükseklikteki dev dalgalar, Endonezya’nın yanı sıra Asya’nın kuzeyi ve Afrika’nın doğusunda 14 ülkeyi etkiledi.

En çok ölüme yol açan doğal afetlerden biri olarak kabul edilen depremde yaklaşık 230 bin kişinin hayatını kaybetti. Deprem ve tsunami nedeniyle 1 milyon 700 bin kişi evsiz kaldı.

Japonya’nın Tohoku bölgesinde 11 Mart 2011’de meydana gelen deprem, ülkede bugüne kadarki en şiddetli deprem olarak kayıtlara geçti.

9 büyüklüğündeki deprem okyanus tabanında 1 kilometrelik kırık oluşturdu, bunun sonucunda ülkenin kuzeydoğu kıyılarında tsunami yaşandı.

Deprem ve sonrasında yaşanan tsunaminin neden olduğu 19 bin can kaybının yanı sıra Fukuşima nükleer santralinde sızıntı meydana geldi.

1 milyon dolar hasar oluştu

Rusya’nın kuzeydoğusundaki Kamçatka’da 4 Kasım 1952’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem, Hawaii kıyılarında yüksek dalgaların oluşmasına neden oldu.

Can kaybının yaşanmadığı felaket sonucu 1 milyon dolarlık hasar oluştu.

Şili’de 27 Şubat 2010’da meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki depremde 500’den fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.

Şili’nin yanı sıra Peru, Ekvador, Kolombiya, Kosta Rika ve Panama gibi Latin Amerika ülkeleri deprem sonrası oluşan tsunamiden etkilendi.

30 milyar dolarlık hasara neden olan deprem 1,8 milyon kişiyi mağdur ederken, 500 binden fazla ev tamir edilemeyecek şekilde hasar gördü.

Ekvador ve Kolombiya kıyıları yakınlarında 31 Ocak 1906’da meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki depremde, yaklaşık 1000 kişi yaşamını yitirdi.

Depremin ardından oluşan tsunami, okyanusu geçerek Japonya’ya kadar ulaştı.

Alaska’nın Rat Adaları açıklarında 4 Şubat 1965’te görülen 8,7 büyüklüğündeki deprem, 10 metre yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.

Küçük çapta hasara yol açan depremde can kaybı yaşanmadı.

Endonezya 3 ay arayla iki yıkıcı deprem yaşadı

Endonezya’nın kuzeybatısında bulunan Sumatra Adası’nda Aralık 2004’te gerçekleşen 9,1 büyüklüğündeki yıkıcı depremin yaraları sarılırken, bölge yaklaşık 3 ay sonra bir kez daha sarsıldı.

Sumatra’da 28 Mart 2005’te yerin 30 kilometre altında 8,6 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Afette 1400’den fazla kişi hayatını kaybederken depremin tetiklediği tsunami nedeniyle yüzlerce kişi yaralandı.

Tibet’te 15 Ağustos 1950’de yaşanan 8,6 büyüklüğündeki depremde en az 1500 kişi öldü. Çin ve Hindistan’da birçok şehri de etkileyen deprem, heyelanlara yol açtı. Bunun sonucunda yüzlerce yapı zarar gördü.

AFAD’dan yapılan açıklama şöyle:

“06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan Merkezli 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmiştir. Depremlerin ardından 2.724 artçı deprem meydana gelmiştir.

SAKOM’dan alınan son bilgilere göre Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde toplam 31.974 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 158.165 afetzede, bölgeden diğer illere tahliye edilmiştir.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 35.495 arama kurtarma personeli görev yapmaktadır. Dışişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde diğer ülkelerden gelen arama kurtarma personeli sayısı 9.793’tür.

Ayrıca AFAD, Emniyet, Jandarma, MSB, UMKE, Ambulans Ekipleri, Gönüllüler, Yerel Güvenlik ve Yerel Destek Ekipleri’nden görevlendirilen saha personel sayısı ile birlikte bölgede görev yapan toplam personel sayısı 238.459’dur.

Afet bölgesine başta ekskavatör, çekici, vinç, dozer, kamyon, arazöz, treyler, greyder, vidanjör vb. iş makineleri olmak üzere toplam 12.322 araç sevk edilmiştir.

Afet bölgelerine 40’ın üzerinde Vali , 152 Mülki İdare Amiri, 19 AFAD üst yöneticisi ile 68 il müdürü görevlendirilmiştir. Ayrıca, uluslararası yardımların koordinasyonu için 13 büyükelçi ve 17 Dışişleri Bakanlığı personeli bölgede görevlendirilmiştir.

Bölgeye, personel ve malzeme sevkiyatı için hava köprüsü kurulmuştur. Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı 170 helikopter ve 76 uçakla toplam toplam 4.097 sorti yapılmıştır. Bölgeye personel, malzeme sevkiyatı ve tahliye amacıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 24, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından 2 olmak üzere toplam 26 gemi görevlendirilmiştir

SEÇİMLER, SAYILAR,SONUÇLAR

11 Cumartesi Şub 2023

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Bu çalışmaların amacı, T.C Anayasasının bazı maddelerinin değiştirilerek, daha otoriter, TBMM’ni Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile aşan bir başka düzene geçmekti.

 Adına her nedense Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi denilen ve bir örneğine rastlayamadığım yöntemler bütünü, Cumhurbaşkanına, çok az zorlamayla yasama yürütme ve yargı erk lerini elinde toplamasını sağlayabilecekti ve nitekim de öyle oldu.

2016 darbe girişiminin ardından ülkede olağanüstü hâl ilan edildi. Sonuçları çok kötü olabilecek olan ABD destekli kalkışma, hiç konuşulmamasına hatta şehitlerinin şehit sayılmamasına rağmen, Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı bir gurup asker tarafından bastırıldı. Olağan üstü halin de inkâr edilemez katkısıyla 2017 de Türkiye anayasa değişikliği referandumu ile ülkenin yönetim şekli başkanlık sistemi olarak belirlendi. Ancak batıdan yükselen tepkiler dikkate alınarak adına” cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi” dendi.

Yapılan ilk planlamaya göre bu sisteme geçiş tek aşamada ve aniden olmayacaktı. Önce Cumhurbaşkanlarını halk seçecek ve bu sayede itiraz kapılarının çoğu kapanacaktı.

2007 yılında bu değişiklik yapıldı, Anayasa tekrar değiştirilerek cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesinin önü açıldı.

2017 Referandum sonuçlarına göre;

                                 Katılma oranı            : %85.1

                                  Seçmen sayısı           :    58.5 milyon

                                  Kullanılan oy            :    49.8 milyon

                                  Geçerli oy                :     48.9 milyon

                                      Evet                      :      25.1 milyon    %51.4

                                      Hayır                    :      23.8 milyon     %49.6

                                      FARK                 :          1.4 milyon

Bu sonuçlarda ilk dikkati çeken nokta 48.9 milyon geçerli oyun kullanıldığı bir referandumda Kabul/Ret arasındaki farkın sadece 1.4 milyon olmasıdır. Harcanan büyük paralara, Büyük propagandalara ve algı yaratma çabalarına rağmen sadece 1.4 milyon seçmen bu yeni ilginç sistem lehine oy kullanmıştır. Ayrıca bu sonuç, sistemin söylenenlerin tersine Türk halkı tarafından tam olarak benimsenmediği ve kabul edilmediği sonucunu da göstermektedir. Doğal olarak AKP kurmayları ayni görüşte değildir. Onlara göre Bir sistemin kabulü için %50 + 1 oy bile yeterlidir ve Türk halkı kabul için yeterli çoğunluğu sağlamıştır ve bu fark Cumhuriyetin kuruluş değerlerinden vazgeçerek bir anlamda rejim değişikliği için yeterlidir. Böylesine tuhaf şartları kabul etmeyen ve içine sindiremeyen %49 luk gurup demokrasi açısından ihmal edilebilir konumdadır.

2018 seçimi,  Cumhurbaşkanını belirlemek için 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimdir ve genel seçimler de   aynı gün yapılmıştır. Seçim, normal şartlarda 3 Kasım 2019’da yapılması öngörülüyordu. Erkene alınmasının nedeni, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından kıl payıyla geçen 2017 referandumda kabul gören anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi için daha fazla beklenmemesi gerekçe olarak gösterilmiştir. 

 Tuhaf olan nokta, Erken seçim kararının açıklanmasından iki gün sonra, Yurt dışından AKP yönetimine aykırı sesler yükselmeye başladı Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri    Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, olağanüstü hâl yürürlükteyken özgür, adil ve şeffaf bir seçim düzenlemenin zor olduğunu belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, bu açıklamayı kabul edilemez olarak değerlendirdi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, ülkenin içinde bulunduğu koşullarda yapılacak seçimin ‘Avrupa kriterlerine’ uygun olmayacağını gerekçe göstererek seçimin ertelenmesi yönünde çağrı yaptı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd bin Ra’ad al-Hussain de benzer bir açıklama yaparak seçimden önce olağanüstü hâlin kaldırılmasını talep etti

 AK Parti ve MHP milletvekilleri bu çağrıyı “siyaseten haksız, yersiz ve hadsiz” olarak niteledi.

Görevdeki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına bir kez daha aday oldu. Selahattin Demirtaş ikinci defa aday olur iken Muharrem İnce, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek de seçimde cumhurbaşkanı adayı olduklarını duyurdular.

Kasım 2017’de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifak yapmayı önermesi sonucunda Şubat 2018’de Cumhur İttifakı kuruldu. Seçimin normal şartlarda 3 Kasım 2019’da yapılması gerekiyordu ancak Bahçeli’nin erken seçimi gerekli gördüğünü belirtmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın 18 Nisan 2018’de buna olumlu yaklaştığını açıklaması ile seçim tarihi erkene alındı.  Aynı gün olağanüstü hâl seçim tarihini de içine alacak şekilde üç ay daha uzatıldı.

 20 Nisan 2018’de erken seçim önerisi Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde kabul edildi.

2018 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin rakamsal sonuçlarına gelince:

                                Seçmen Sayısı                  :  59.4 Milyon

                                Kullanılan oy                    :  51.2 Milyon

                                Geçerli oy                         :  50.1 Milyon

                                Katılma oranı                    :   %86.2

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları

                                Recep Tayyip Erdoğan     : %52.6

                                 Diğer beş aday                 : %47.4   

Bu rakamlardan ilk dikkati çeken 1917 referandum sonuçlarını neredeyse birebir yansıtmasıydı. Aradan geçen bir senede yapılan her türlü propaganda ve yeni rejimi satış çabaları fayda etmemiş herkes aldığı oyda kalmıştı. AKP propaganda makinesi gene Çalıştı %50+1 yeterli topluma pompalanmaya başladı. Ve toplum bir süre sonra buna inandı…                             

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle