Şimdi iki bölümü beraber okuyarak bir yorum yapmanın ve bazı soruları sormanın zamanıdır diye düşünürüm.

Her şeyden önce bu iki ilçede meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem Türkiye’nin karşılaştığı en büyük felaketlerden biri olmakla beraber, her nedense satılmaya çalışıldığı gibi dünyanın karşılaştığı en büyük felaket falan değildir. Yakın geçmişte Dünyada 9 ve üzeri büyüklüklerle de karşılaşılmıştır. Acı olan nokta bizde 32 binin üzerinde insanın enkaz altında kalmasının deprem büyüklüğü ile de bir ilgisi olmamasıdır. Bazı köşe yazarlarının artık açıkça yazıp söylemeye başladıkları gibi, Kahramanmaraş depremi dünyada gelmiş geçmiş en büyük deprem değildir ancak en kötü yönetilenidir.

Bu arada başka sorular sormanın da zamanıdır. Her şeyden önce deprem riskinin bu derece büyük olduğu bir bölgeye neden çok katlı inşaat izni verilmiş, başka yerlerde sıklıkla kullanılan tip projelerin uygulanması kabul edilmiştir. Neden bu kadar sık imar affı çıkarılmaktadır. Tesadüfen inşaat süresince kontrole takılan binaların, af sayesinde projede hiçbir değişiklik yapmadan, tamamlanmasına göz yumulmuştur. Deprem sonrası. yönetimin kesin arka çıkmasıyla Müteahit avı başlamıştır. Evet bu kişiler suçludur ve bunca insanın ölümünden sorumludur. Ancak tek suçlu onlar mıdır? Bu inşaata izin verenlerin, değişik nedenlerle ilgili yönetmelikleri denetlemeyenlerin, hiç mi sorumluluğu yoktur. Neden tutuklananlar arasında bu kategoriden kimse yoktur. Buna sebep siyasal baskılar mıdır?

Bu ve benzeri soruları çoğaltmak elbette mümkündür. Ancak olan olmuştur deprem öncesini geri getirme imkânı bulunmamaktadır. Bu durumda sadece yargının şaşmaz olması gerekli kararına güvenmenin dışında yapılabilecek bir şey de yoktur.

Ancak deprem sonrasının bozuk organizasyonu da, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bundan sonra tekrarlanmaması için ayrıntısıyla incelenmelidir.

Mevcut yönetim Doğal afetlerle mücadelenin koordinasyonunu AFAD ın yapmasına karar vermiştir. Anlatılan gerekçeye göre bu sayede bölgede çok seslilik önlenecek, yardımların etkin kullanılması sağlanacaktır.

Anlaşılamayan nedenlerle, Kahramanmaraş depreminde ise olay bir adım öteye taşınarak AFAD ve gerisindeki yönetim kademelerinin her şeye onay veren makam haline gelmesi istenmiştir. Bu ise örneğin jeneratörlerin dağıtılıp, yakıt verilmemesi yüzünden deprem bölgesinin gecelerce karanlıkta kalması gibi trajikomik olaylara yol açmıştır.

Olayın başlangıcında prosedür gereği içişleri bakanı tarafından yabancı yardımları da kapsayan dördüncü seviye ilan edilmiştir ve bu adım son dokuz gün boyunca doğru ve zamanında yapılan tek şeydir. Olay doğru okunmuş ve vakit geçirmeden, meseleyi siyasetin bitmez tükenmez kısır döngüsüne sokmadan hızla karar verilmiş ve uygulanmıştır.

Deprem sonrası, alınan siyasi karar gereği tüm yardım faaliyetlerinin AFAD onayından geçmesi, bu kuruluşun üst yönetiminin bu boyutta bir krizi yönetememesi nedeniyle art arda yanlışlar yapılmış ve bunun faturası zaten ailesinin bir bölümünü enkaz altında kalan acılı bölge halkı tarafından ödenmiştir.

Organize olarak yardım toplamaya ve dağıtmaya çalışan kuruluşlar kaba bir şekilde engellenmiştir.

Bu yanlışlıkların deprem alanında diğer arama kurtarma ekipleriyle birlikte gecesini gündüzüne katıp çalışan AFAD personeli ile bir alakası yoktur. Krizin kötü yönetimi sadece AFAD ın üst yönetiminin gerek eğitim gerekse deneyim yönünden eksik olmalarının neticesidir.

TSK’nın olayın başından itibaren devreye alınmamasının sebebi ise anlaşılamamıştır. AFAD ın çok zorlandığı deprem yardımlarının lojistiği, bu konulara çok alışık bir yapı tarafından daha kolay organize edilebilirdi. Bilindiği gibi TSK’nın bu tür doğal afetlerde çabuk görev alacak bir afet tugayı vardır, bu tugayın birliklerinin görevlendirilip görevlendirilmediği ve sahaya ne zaman intikal ettiği hakkında bilgi yoktur televizyonda sadece komando birlikleri görülmektedir. Sonuç olarak, dünyanın en büyük olmasa bile sayılı felaketlerinden biriyle karşılaşan Türkiye, neredeyse kırk bine yakın ölü yüz binin üzerinde yaralı ile ve kötü bir kriz yönetimiyle olayı tamamlamıştır