• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Mart 2023

SEÇİMLERDEKİ TUHAFLIKLAR

28 Salı Mar 2023

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

2002 yılından bugüne kadar yapılan seçimlerin tamamında biraz dikkatli gözle baktığınızda bazı tuhaf sonuçların çıktığını gözlemleyebiliriz. Bu tuhaflıkların en ünlüsü ve tipik bir siyasi kara mizah örneği olan 2014 mart ayı yerel seçimleri Nevşehir ili sonuçlarıdır.

YSK ve diğer kaynaklara göre Nevşehir ili nüfusu 68bin dir. Anılan yerel seçimlerde bu ilde kullanılan geçerli oy sayısı 55606, AKP’nin aldığı oy sayısı 88622.Parti aritmetiksel bir mucize yaratarak İl nüfusundan fazla ve Kullanılan geçerli oy sayısının nerdeyse iki katına yakın oy almıştır.

Bu mucize sonuca yapılan itirazla itiraza verilen yanıtın kaydına ise rastlanmamıştır.

Stockholm Üniversitesi öğretim üyelerinden Erik Mayersson, Türkiye’deki tüm seçimlerde yaptığı incelemeler sonucu bir başka tuhaflık daha ortaya koydu. Oy kullanılan sandık nerede ve hangi ortamda olursa olsun, Geçersiz oy sayıları arttıkça CHP oy sayısı düşmekte AKP oyları da paralel olarak artmaktadır. Doğal olarak bazı münafık fikirliler, sayım sırasında pek çok geçerli CHP oyunun geçersiz sayıldığı böylece AKP’nin oylarının arttığını öne sürseler de, bunun da doğal olarak ispatı mümkün olamamıştır…

Görev tanımı gereği YSK, seçimlere ilişkin yapılan itirazları tek tek inceler. Bu işlemin doğal sonucu olarak oyların itiraz edilen noktada yeniden sayılması gerekir. Ancak uygulama hiç de böyle değildir. YSK sadece sonucu değiştirecek nitelikteki hatalı sayımların yeniden sayılmasına hükmeder ve yeniden sayım yapılır. Ancak yeniden sayımların sonucu değiştirdiği de hiç görülmemiştir.

Bazı özel durumlarda, ki bu özel durumu hukuksal olarak tarif eden çıkmamıştır, YSK sonucun değişeceğine ilişkin makul şüphe olmasına rağmen yapılan itirazı reddeder ve sonuçları açıklayıverir. Nihai karar YSK ya ait olduğundan ve karara itiraz hakkı da bulunmadığından, sandıkta lehine sonuç çıkan partinin tepe yöneticileri gazetecilerin ısrarlı sorularına, boş verin siz itirazı falan, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti diyiverir.Buradaki Üsküdar’ın bizim bildiğimiz  Üsküdar mı olduğu yoksa başka bir şeyimi tanımladığı hiç anlaşılmaz.

Bir başka tuhaflık seçmen sayılarındaki sürekli değişikliktir.2002’den bu yana yapılan genel veya yerel seçimlerin her birinde farklı sayıda seçmen oy kullanmış, seçim bölgeleri sürekli değişmiştir. Bir seçimde bir ilçeye bağlı olan herhangi bir mahalle bir sonraki seçimde başka mahalleye bağlanmış, kimsede zahmet edip nedenini açıklamamıştır. Hâlbuki Türkiye’de doğum ve ölüm oranı istatistiki olarak belirlenmekte, Ayrıca il ve ilçe sayılarında, ulusal güvenlik sorunları dışında değişiklik olmamaktadır. Doğal olarak iktidar partisi duruma herhangi bir yorum yapmayıp sessizliği tercih ederken, muhalefet bölgeden beklenen oy sayısı ve milletvekili sayısına göre bu değişikliklerin kasıtlı olarak yapıldığını söylemektedir. Biz sıradan insanlar ise ,hangisinin haklı olduğu hiç bilmez hatta hiç ilgilenmez ve gider futbol takımı tutar gibi alıştığımız partiye oyumuzu kullanırız

Yerleşik hukuk pratiğine göre YSK uzun yıllar sürdürdüğü uygulamalarda belirli kurallar geliştirmiştir, Bunlardan birisi sadece sonucu etkileyecek sandıkların yeniden sayılmasıdır. Bir başkası ise YSK daki iktidar partisi temsilcisinin ricası üzerine, ki bu açıklama Dönemin YSK başkanı tarafından yapılmıştır, zaman kısalığı nedeniyle hepsi mühürlenemeyen oy pusulalarının da geçerli sayılması kararı olmuştur. Başlangıçta çok masum görünen ancak yasaya da aykırı olan bu istek, mühürsüz oyların çokluğu nedeniyle sonucu etkiler hale gelmiştir. Mühürsüz oy pusularının kaç adet olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber 2.5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir ve bu ise kazananı kaybettirecek ölçüde büyük rakamdır.

YSK nın bu görüşlere karşı tek savunması mühürsüz oyların kendi bastırdıkları oy pusulaları olduğu bu nedenle bir hilenin söz konusu olamayacağı, şeklindedir ancak bu açıklamaya mühürsüz oy pusulalarının ne kadarının ve hangi laboratuvar koşullarında kontrol edildiği dahil edilmemiştir. Bu işten anlayanların söylediğine göre basılı oy pusulalarını elde ovuşturarak veya gözle inceleyerek ayırt etmek pek olası görülmemektedir.

2002 den bugüne yapılan onca seçimden en kritik olanı Nisan 2017 de yapılan adına Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi denilen bir tuhaf idare tarzı için, Anayasada yapılan değişikliklerin onaylanması  referandumudur. En basit tanımıyla rejim değişikliği anlamı taşıyan bu referandumda, Oylama gününden önce idare tarafından bazı ilave adımlar atılmıştır.

   Her şeyden önce Anayasa değişikliği teklifi TBMM de hemen hiç tartışılmamış ve sözler devamlı kavgalar ile kesilmiştir.

    Anayasa değişikliğine karşı olan HDP’nin tüm parti yönetim kademeleri göz altına alınmış ve tutuklanmışlardır.

     Yurt dışındaki seçmenlerin adres kayıtları olmasa bile oy kullanmalarının önü açılmıştır.

     Referandum yerleşik teamüllere karşın OHAL döneminde yapılmıştır. Bu konu fazlasıyla yanlış olduğu için Venedik Komisyonu raporunda

“Mevcut Olağanüstü halin Anayasal referandum için adil ve demokratik bir ortam sağlamadığı”

     Görüşüne yer verilmiştir ve bu durum ilk kez bu kadar açık bir şekilde tenkit edilmektedir.

Sonuç olarak ve her nedense 2002’den bugüne kadar yapılan bütün seçimlerde bazı tuhaflıklar olmuş ve bunların hiç birisine yapılan itiraz kabul edilmemiştir. Ancak Tuhaflıkların en tuhafı böylesi olayların alışkanlık haline gelmesi ve her seçimde tekrarlanmasıdır. İnsanların önce bu beklentiden uzaklaşması ve denetim mekanizmalarının doğru çalıştırılması ve denetlenmesi gerekmektedir. Bu noktadaki doğru soru ise denetleme mekanizmalarının olup olmadığıdır.

ALTILI MASADA NELER OLUYOR

07 Salı Mar 2023

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Uzunca bir süredir neredeyse tamamı yelpazenin sağında olan altı parti, bir araya gelerek, mayıs ayındaki seçimlerden, birilerinin koyduğu adla, Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin değiştirilerek, güçlendirilmiş parlamenter sistemi getirmeyi, her gün biraz daha kısıtlanan bireysel özgürlüklerin çağdaş ülkeler seviyesine çıkarılmasını amaçlayan, çalışmalar yapmaya başlamışlardı. Bu amaçla daha demokratik bir anayasa taslağı ve neyi nasıl yapacaklarını açıklayan katılan altı partinin milletvekillerinin hazırladığı bazı çalışmalar açıklandı. Gelen tepkiler ilginçti genelde her iki metin AKP dışındaki siyasal görüşe sahip insanlar tarafından benimsendi. Doğal olarak eksiklikler vardı ancak bunlar kolaylıkla giderilebilirdi. Altı siyasi partinin konu üzerinde çalışan milletvekillerinin amacı ortaya neyi nasıl yapacaklarına ilişkin bir siyasi irade koymaktı ve bunu yaptılar.

AKP siyasi görüşünü benimseyenlere gelince her şeyden önce uzun yıllardır siyasi yazılar yazan ben, bu siyasi görüşün ne olduğunu anlamadığımı itiraf etmeliyim. Bana göre bu sistem, Sabit uluslararası tanımlara uyan bir değerler bütünü olması gerekirken, her an değişebilen bir söylenenin ötekini tutmadığı daha ziyade, kendi tanımlarıyla, devlet değil anonim şirket anlayışı ile yönetilen karın paydaşlara zararın devlete fatura edildiği bir tuhaflıktır.

Gerçekte AKP politikalarının ana amacının ne olduğu ayrı bir yazı konusudur ve acıdır ki kaleme alma zamanı değildir. Ancak o günde gelecektir.

Altılı masanın çalışmalarına, AKP yönetiminin ilk tepkisi, bu yapılanların vesayet artığı bir rejim getireceği, karar vermekte zorlanacakları ve işe yaramayacağı, idi. Doğal olarak beğenmeleri beklenemezdi. Çünkü 20 yıl önce planlanan sermaye transferi daha tamamlanmamıştı ve istenen veya dikte edilen düzen değişikliği bitmemişti. Dolayısı ile yola devam şarttı.

Altılı masa çalışmalarını tamamlamış artık zurnanın kötü ses çıkardığı yere gelinmişti. Soru cumhurbaşkanının kim olacağı idi. Yaptıkları son toplantıda beş parti genel başkanı Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirtmişken çanak çömlek patladı. İyi parti genel başkanı Meral Akşener, genel idare kurulundan sadece İmamoğlu, Yavaş ikilisi için onay aldığını bu durum için görüşmesi gerektiğini söyleyerek toplantıdan ayrıldı. Parti merkezine dönünce hemen bir basın toplantısı yaptı ve konuya ilişkin yakası açıldık, açılmadık ağzına ne gelirse söyledi. Toplumun büyük çoğunluğuna bir hüzün çöktü ve ister istemez merhum Süleyman Demirel in kendine has bir söylemi geldi

“Rüzgârsız havada dönen fırıldağın mutlaka bir üfleyeni vardır.”

Gözler hemen AKP kanadına döndü ve komplo teorileri art arda gelmeye başladı. Ancakçok az kişinin aklına başını siyasi işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı ve birkaç destekçisinin çevirdiği dolap olduğu geldi. Bu kerameti kendinden menkul kişiler MHP ye partinin geri dönmesini istiyorlar ve bunun için Akşener’e akla gelen her türlü engellemeyi yapıyorlardı.

Ancak Akşener akıllı ve kurt bir siyasetçi idi ve MHP ye dönüş teorilerinin ülkeyi gerçekten batıracağımı anlamıştı. Bu arada altılı masanın diğer başkanları sıkı bir telefon diplomasisi ile Akşener’in geri dönüş ortamını hazırladılar. İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediye başkanlarının görevleri uhdelerinde kalmak şartıyla cumhurbaşkanı yardımcısı olmaları teklifi çabuk kabul gördü hemen hemen tek itiraz AKP’nin kerameti kendinden menkul hukukçusundan geldi bu durum anayasaya aykırı idi. Doğal olarak kimse buna aldırmadı.

Neredeyse gece yarısına varan çalışmalar sonucu altı parti 11 maddelik bir deklarasyon yayınladılar. Buna göre Kemal Kılıçdaroğlu, Masanın cumhurbaşkanlığı adayı kalan beş genel başkan görev tanımları yapılmak kaydı ile cumhurbaşkanı yardımcısı olacaklardı. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının cumhurbaşkanlığı yardımcısı olma zamanına ise cumhurbaşkanı karar verecekti.

Görünüşte her şey yolunda gidiyordu ancak sorulması gereken önemli bir soru vardı İyi Parti genel başkanı Meral Akşener neden bir önceki toplantıda toplantıyı terk etmiş neden pazartesi günkü toplantıya gelmiş önerisi kabul edilir gibi yapılmasına rağmen neden Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığını desteklemişti.

Güzide siyasi analizcilere göre hepsi bir manevradan ibaretti. Amaç İyi Parti’nin, Milletvekili listelerinin hazırlanmasında ve sonraki yönetim döneminde, daha fazla taviz almasıydı.

Bana göre mesele sadece bu değildir. İyi partide bazı tasfiyelerin yapılmasının belki de zamanı gelmiştir. Peki tasfiye torbasına kimler doldurulacaktır? Ve gene bana göre Akşener’e toplantıyı terk ettiren ve zehir zemberek konuşma metnini hazırlayan bazıları kendilerini hazırlamalıdırlar. Zaten bunu yapmaz ise ve seçim kazanılırsa meclis gurubu kesinlikle kontrol edemez ve sayın Akşener böyle tuzağa düşmeyecek kadar deneyimli bir siyasetçidir.

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle