Uzunca bir süredir neredeyse tamamı yelpazenin sağında olan altı parti, bir araya gelerek, mayıs ayındaki seçimlerden, birilerinin koyduğu adla, Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin değiştirilerek, güçlendirilmiş parlamenter sistemi getirmeyi, her gün biraz daha kısıtlanan bireysel özgürlüklerin çağdaş ülkeler seviyesine çıkarılmasını amaçlayan, çalışmalar yapmaya başlamışlardı. Bu amaçla daha demokratik bir anayasa taslağı ve neyi nasıl yapacaklarını açıklayan katılan altı partinin milletvekillerinin hazırladığı bazı çalışmalar açıklandı. Gelen tepkiler ilginçti genelde her iki metin AKP dışındaki siyasal görüşe sahip insanlar tarafından benimsendi. Doğal olarak eksiklikler vardı ancak bunlar kolaylıkla giderilebilirdi. Altı siyasi partinin konu üzerinde çalışan milletvekillerinin amacı ortaya neyi nasıl yapacaklarına ilişkin bir siyasi irade koymaktı ve bunu yaptılar.

AKP siyasi görüşünü benimseyenlere gelince her şeyden önce uzun yıllardır siyasi yazılar yazan ben, bu siyasi görüşün ne olduğunu anlamadığımı itiraf etmeliyim. Bana göre bu sistem, Sabit uluslararası tanımlara uyan bir değerler bütünü olması gerekirken, her an değişebilen bir söylenenin ötekini tutmadığı daha ziyade, kendi tanımlarıyla, devlet değil anonim şirket anlayışı ile yönetilen karın paydaşlara zararın devlete fatura edildiği bir tuhaflıktır.

Gerçekte AKP politikalarının ana amacının ne olduğu ayrı bir yazı konusudur ve acıdır ki kaleme alma zamanı değildir. Ancak o günde gelecektir.

Altılı masanın çalışmalarına, AKP yönetiminin ilk tepkisi, bu yapılanların vesayet artığı bir rejim getireceği, karar vermekte zorlanacakları ve işe yaramayacağı, idi. Doğal olarak beğenmeleri beklenemezdi. Çünkü 20 yıl önce planlanan sermaye transferi daha tamamlanmamıştı ve istenen veya dikte edilen düzen değişikliği bitmemişti. Dolayısı ile yola devam şarttı.

Altılı masa çalışmalarını tamamlamış artık zurnanın kötü ses çıkardığı yere gelinmişti. Soru cumhurbaşkanının kim olacağı idi. Yaptıkları son toplantıda beş parti genel başkanı Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirtmişken çanak çömlek patladı. İyi parti genel başkanı Meral Akşener, genel idare kurulundan sadece İmamoğlu, Yavaş ikilisi için onay aldığını bu durum için görüşmesi gerektiğini söyleyerek toplantıdan ayrıldı. Parti merkezine dönünce hemen bir basın toplantısı yaptı ve konuya ilişkin yakası açıldık, açılmadık ağzına ne gelirse söyledi. Toplumun büyük çoğunluğuna bir hüzün çöktü ve ister istemez merhum Süleyman Demirel in kendine has bir söylemi geldi

“Rüzgârsız havada dönen fırıldağın mutlaka bir üfleyeni vardır.”

Gözler hemen AKP kanadına döndü ve komplo teorileri art arda gelmeye başladı. Ancakçok az kişinin aklına başını siyasi işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı ve birkaç destekçisinin çevirdiği dolap olduğu geldi. Bu kerameti kendinden menkul kişiler MHP ye partinin geri dönmesini istiyorlar ve bunun için Akşener’e akla gelen her türlü engellemeyi yapıyorlardı.

Ancak Akşener akıllı ve kurt bir siyasetçi idi ve MHP ye dönüş teorilerinin ülkeyi gerçekten batıracağımı anlamıştı. Bu arada altılı masanın diğer başkanları sıkı bir telefon diplomasisi ile Akşener’in geri dönüş ortamını hazırladılar. İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediye başkanlarının görevleri uhdelerinde kalmak şartıyla cumhurbaşkanı yardımcısı olmaları teklifi çabuk kabul gördü hemen hemen tek itiraz AKP’nin kerameti kendinden menkul hukukçusundan geldi bu durum anayasaya aykırı idi. Doğal olarak kimse buna aldırmadı.

Neredeyse gece yarısına varan çalışmalar sonucu altı parti 11 maddelik bir deklarasyon yayınladılar. Buna göre Kemal Kılıçdaroğlu, Masanın cumhurbaşkanlığı adayı kalan beş genel başkan görev tanımları yapılmak kaydı ile cumhurbaşkanı yardımcısı olacaklardı. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının cumhurbaşkanlığı yardımcısı olma zamanına ise cumhurbaşkanı karar verecekti.

Görünüşte her şey yolunda gidiyordu ancak sorulması gereken önemli bir soru vardı İyi Parti genel başkanı Meral Akşener neden bir önceki toplantıda toplantıyı terk etmiş neden pazartesi günkü toplantıya gelmiş önerisi kabul edilir gibi yapılmasına rağmen neden Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığını desteklemişti.

Güzide siyasi analizcilere göre hepsi bir manevradan ibaretti. Amaç İyi Parti’nin, Milletvekili listelerinin hazırlanmasında ve sonraki yönetim döneminde, daha fazla taviz almasıydı.

Bana göre mesele sadece bu değildir. İyi partide bazı tasfiyelerin yapılmasının belki de zamanı gelmiştir. Peki tasfiye torbasına kimler doldurulacaktır? Ve gene bana göre Akşener’e toplantıyı terk ettiren ve zehir zemberek konuşma metnini hazırlayan bazıları kendilerini hazırlamalıdırlar. Zaten bunu yapmaz ise ve seçim kazanılırsa meclis gurubu kesinlikle kontrol edemez ve sayın Akşener böyle tuzağa düşmeyecek kadar deneyimli bir siyasetçidir.