Mısır ve Türkiye arasındaki siyasi ilişkiler hiçbir dönemde çok iyi olmamıştır,hatta iyi ve sorunsuz da olmamıştır.Mısır Yönetimini standart bir kalıba sokmak mümkün değildir.Kimi zaman koyu bir arap milliyetçisi olur,kimi zaman ,özellikle darbe zamalarında, yönetimde laik unsurlar, başka değişle ABD nin eğittiği generaller öne çıkar,Kimi zaman, müslüman kardeşler gibi radikal dinci bir örgütün başkanı halk tarafından Cumhurbaşkanı olarak seçilir. Eş zamanlı olarak da yeni bir laik darbenin hazırlıkları,ABD tarafından başlatılır.

İki ülke açısından jeopolitik ya da ciddi bir tehdit sayılabilecek bir sorun alanı olmamasına rağmen ilişkiler neden gerildi?

Soğuk Savaş dönemindeki güç dağılımı, iki bağımsız devlet olarak Türkiye ile Mısır’ın ikili ilişkilerini en fazla etkileyen unsur olmuştur. Türkiye ve Mısır’ın bölgesel politikaları ve ikili ilişkileri de bu durumdan bağımsız değildir. ABD-SSCB rekabeti 1950’lerin başından itibaren Ortadoğu’daki konumlanmayı ve ikili ilişkileri de etkiledi. Bu anlamda Türkiye-Mısır ilişkileri açısından en önemli gösterge Cemal Abdülnasır’ın iktidara geldikten sonra SSCB ile kurduğu yakın ilişkilere karşılık Türkiye’nin NATO’da yer almasıdır.

967 savaşının doğurduğu hezimet ile Mısır’ın bölgesel liderlik iddiasından vazgeçmesi ve İsrail’le imzaladığı anlaşma sonrasında Arap dünyasında yaşadığı yalnızlık, yukarda tasvir edilen düzlemi de ortadan kaldırmış oldu. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise ikili ilişkilerde olumlu ya da olumsuz anlamda önemli bir değişiklik yaşanmadı. 1998’de Türkiye’nin PKK -dolayısıyla Suriye- ile yaşadığı krizde Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek arabulucu oldu ve krizin çözülmesine katkı sağladı.

Müslüman Kardeşler’in lideri Muhammed Mursi, 2012 de yapılan seçimlerde açık ara Cumhurbaşkanı seçilince,durum ABD nin her zamanki gibi hoşuna gitmemişti.Kısa sürede General Abdülfettah el -Sisi yapılacak darbenin Lideri olarak seçildi ve her zamanki senaryo uygulanmaya başladı.Kahire de yoğun protesto gösterileri gittikçe şiddete dönüştü.  Neticede,2013 de Mursi devrildi ve el- Sisi Cumhurbaşkanı oldu ve ilk iş olarak müslüman kardeşler topluca tutuklanmaya ve yargılanmak üzere hapse atılmaya başladı .

AKP yönetimi, el-Sisi yi Cumhurbaşkanı olarak hiç tanımadı ve sonuçta Mısır ile ipler tamamen koptu ve iki ülke arasında diplomatik ilişki kalmadı, Büyükelçilik personeli ve Sefir geri çekildi. Geçtiğimiz yıllar boyunca ilişkiler tarihi dip seviyesinde kaldı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 Temmuz’da gerçekleşen askeri darbeye karşı direnişin merkezi haline gelen Adviye Meydanı’nda ortaya çıkan ve 4 parmakla yapılan ‘Rabia işaretini kendi siyasi ideolojisinin de işareti haline getirdi.

Resmi bir siyasi temas olmadan geçen uzun yıllar boyunca, Türkiye ve mısır tam anlamıyla birbirlerinin aleyhine çalışmayı sürdürdüler. Ancak diplomasi ince işti gerek mısır gerekse Türkiye’den birileri mevcut durumu sürdürmenin her iki ülkenin de çıkarı olmadığını tespit ettiler ve her zamanki gibi istihbarat örgütleri düzeyinde temas başladı .Amerika ve İsrail’in bölgeyi temizlemesinden sonrada adım  adım dışişleri seviyesi bakanları seviyesine çıkarıldı ve her iki dış işleri bakanı ilk görüşmelerinde olağan prosedürleri işleterek karşılıklı Büyükelçi atamaya karar verdiler Görüşmeler sürdükçe ortak çıkarlarda açıkça masaya konmaya başladılar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz ay yaptığı bir açıklamada, ilişkilerin seyrine göre Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Mısır arasında deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzalanabileceğini, daha sonra yaptığı bir açıklamada ise diplomatik temasların başladığını ifade etti. Bir hafta arayla yapılan bu açıklamalar Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin yumuşamaya başladığına işaret ediyor. İlişkilerin normalleşme eğilimi göstermesinde küresel ve özellikle bölgesel gelişmelerin etkisi yadsınamaz.

Dondurulmuş ilişkilerin yeniden başlatılmasında mutlaka ve her zaman aykırı sesler çıkar. Bu seferde gelenek bozulmadı Mısır’da hükümet yanlısı El Vatan gazetesi baş editörünün iddiasına göre Kahire, Ankara ile görüşmelere başlamak için 10 şart öne sürdü ve hemen ardından bu şartlar açıklandı;

Buna göre Kahire’nin 10 koşulu şöyle:

“1) İki taraf arasında uluslararası hukuk kuralları dışında deniz sınırı çizilemez. Türkiye’nin deniz sınırı uluslararası yasasına uyma sözü vermesi gereklidir. Ankara bu yasayı imzalamayı ve benimsemeyi şimdiye dek reddetmiştir.

2) Kahire Türk tarafının genel çerçeveye uymasından emin olana dek siyasi iletişim olmayacaktır. Mısır’a göre terörizmin sponsoru devletlerle siyasi iletişim olmayacağından herhangi bir iletişim sadece güvenlik düzeyinde kalacaktır.

3) Türkiye’nin Avrupalı müttefiklerle ve özellikle Yunan ve Kıbrıs tarafıyla kapsamlı anlaşması olmaması durumunda Doğu Akdeniz’de Mısır ile Türkiye arasında bir anlaşma olmayacaktır.

4) Türkiye’nin Libya dosyasını tamamen terk ederek ve Libya topraklarına getirdiği paralı askerleri çekme sözü vererek Libya’dan siyasi, askeri ve güvenlik anlamında çekilmesi.

5) Kuzey Suriye’den Türk askerlerinin çekilmesi için takvim oluşturulması ve Irak hükümetiyle Irak topraklarına asla müdahale etmeme konusunda bağlayıcı anlaşma imzalanması.

6) Müzakereler Suudi ve BAE taraflarını da kapsamalı ve Türkiye son yıllarda Körfez devletlerine karşı saldırılarından dolayı özür dilemelidir. Ankara Arap devletlerinin iç işlerine asla karışmayacağını ve Arap ulusal güvenliği çerçevesine uymayı taahhüt etmezse Kahire Türkiye ile anlaşmalara devam etmeyecek.

7) Özelde Mısır’a ve genelde Körfez ülkelerine saldıran Müslüman Kardeşler ‘in tüm medya yayınlarının durdurulması. Aynı zamanda Türkiye’nin topraklarında Müslüman Kardeşlerin herhangi bir siyasi etkinliğine kucak açması yasaklanmalı.

8) Aranan ve Türk topraklarında olanlarla ilgili Interpol’e tam yetki verilecek ve bunlarla ilgili Avrupalı yetkililere itiraz edilmeyecek. 

9) Mısır güvenlik otoriteleri Türk rejiminin davranışlarını gözlemleyecek ve önümüzdeki süreçte bu koşullara uyulup uyulmadığını kontrol edecek. Başka herhangi bir temas öncesinde bu konuda Dışişleri Bakanlığı’nca hazırlanan rapor Mısır siyasi liderliğine sunulacak.

10) Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Akdeniz’de deniz sınırları konusunda anlaşmaya varmadan ve yukarıda belirtilen koşullar sağlanmadan Türkiye Doğu Akdeniz Forumu’na davet edilmeyecek

Bilen göz bu metni ilk görüşünde bunun devletler arasındaki yazışmalarda kullanılabilecek ve diplomatlarca hazırlanmış bir metin, bir belge olmadığını hemen anlar.

Şimdi birilerinin cevaplanması gerekli bir soru vardır

“Bu belge Mısırın resmi görüşü olarak Dışişleri bakanlığına evetse ültimatom tonundaki bu istekler kabul edilmiş midir” gönderilmiş midir?