Geçen yazıda Mısırdaki siyasi gelişmelerden bahsederken anlaşılamayan bir zamanlamayla Tunus’ta da benzer siyasi olayların olduğunu, her iki tarafta da Müslüman kardeşlerin tasfiye edildiğini söylemiştik.Mısırda Sisi Tunus’ta ise Kays, anayasada yaptıkları tek taraflı değişikliklerle, her gün biraz daha fazla tek adam rejimine kaymaktadırlar, ve her zaman olduğu gibi her iki ülkede ve orta doğu ülkelerinin tamamında olduğu gibi, bir gün biri çıkacak düdüğü çalacak ve maçı bitirerek yeni oyunun yeni kurallarını koyacaktır.
21. yüzyılın ilk çeyreğine damgasını vuran ve kimine göre ABD’nin Büyük Ortadoğu planının bir ayağı, kimilerine göre ise Saros’un bazı büyük finans odaklarının global planlamasının bir parçası olan Arap Baharı, Aralık 2010’da Tunus’ta başlamıştı. Bu hareket bazı siyasi yorumculara göre sivil itaatsizlik, bazılarına göre küçük çapta bir kalkışmaydı. Bir gurup göre ise çok iyi organize edilmiş bir halk hareketi idi. Her şey, ara sıra Meyve-sebze satan, genelde işsiz Muhammed Buazizi’nin, polisin satış arabasına el koyması sonucu kendini ateşe vermesiyle ülke çapında ve bir anda başladı. Kimine göre bu durum önceden planlanmış sadece yaratılacak bir sebebi bekliyordu, ancak kamuoyuna ve dünyaya anlatılan, işsizlik, enflasyon, yozlaşma, ifade özgürlüğü ve genel anlamda kötü yaşam koşullarıydı. Protestolar sonucunda 1987’den beri ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, bütün taşınabilir malını mülkünü uçaklara doldurarak Ocak 2011’de ülkeyi terk etti ve Suudi Arabistan’a taşındı…
2011 ekiminde ülkenin yeni anayasasının yapılması ve geçiş dönemi hükümetinin belirlenmesi için seçim yapıldı, Bin Ali döneminde yasaklı Raşid Gannuşi liderliğindeki siyasal İslamcı Ennahda birinci olarak 217 sandalyeli kurucu mecliste 89 sandalye kazandı. Seçimden önce “Tek başımıza iktidar olacak kadar sandalye kazansak dahi koalisyon yapacağız” diyen Gannuşi, partisi Ennahda meclis çoğunluğunu elde edemediği için laiklik yanlısı iki siyasi partiyle koalisyon kurdu. Ennahda liderliğindeki hükümetin kurulmasının ardından Bin Ali rejiminin muhaliflerinden, insan hakları aktivisti Munsif Merzuki cumhurbaşkanı seçildi.
Yeni anayasa yapım süreci pek kolay olmadı, ülkedeki laik-İslamcı bir damar vardı ve kolay teslim olacağa benzemiyorlardı, ancak tartışmalı konular ele alınmalıydı. Ülkenin resmi dininin İslam olduğu, Tunus’un kuruluşundan beri anayasada yer alıyordu. Ülkedeki Laik damar, devlet dininin İslam olduğunun anayasaya yazılmasına fazla karşı değildi, ancak meclis çoğunluğunun İslamcı bir partide olması nın yarattığı güven sorunu bir türlü aşılamıyordu.
Sonunda Ennahda partisinin bazı öne çıkan siyasetçileri, anayasada Tunus hukukunun kaynaklarından biri olarak şeriatın yer alacağını söylemeleri ile çanak çömlek patladı. Ülkede gergin ve kutuplaşmış ve sokağa yayılmaya eğilimli bir siyasi ortam ortaya çıktı. İşlerin kötüye gittiğini gören ve bu durumun onlara büyük zarar vereceğini hesaplayan Ennahda, böyle bir maddeyi anayasaya koymak gibi bir planlarının olmadığını ve Tunus’un laik yapısının korunacağını açıklamak zorunda bırakıldı. Ancak sokağa dökülen sorunlar bir türlü engellenemedi ve siyasi cinayetler başladı. İlk kurbanlar ülke de sol ve seküler kesimden iki politikacı Şükrü Belaid ve Muhammed Brahmi arka arkaya suikasta uğrayıp öldürüldü, gergin siyasi ortam iyice kontrolden çıktı. Ülkenin laik kesimleri Ennahda’ ya asla inanmıyor, Ennahda ise kendisine destek veren halk kitlelerini temsil ettiklerini söyleyerek çok büyük tavizler vermek istemiyorlardı. En sonunda krizi daha fazla tırmandırmamak amacıyla Ennahda liderliğindeki hükümet istifa etti ve bir teknokratlar hükümeti kuruldu.
Yeni hükümetin kurulmasının ardından ve 2014 yılının başında anayasa taslağı hazır hale getirildi. Kurucu mecliste 200 oyla kabul edilen taslak, Cumhurbaşkanı Merzuki tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.
Tunus’ta 2014 Anayasası’nın kabulü sonrası yapılan seçimlerde laiklik yanlısı “Nida Tunus” adlı parti, birinci olarak Ennahda ’yı geride bıraktı. Essebsi cumhurbaşkanı seçildi.
Essebsi’nin cumhurbaşkanlığı yılları, Tunus’u devrime götüren birçok sorunun aslında çözülmediği algısının Tunus toplumunda oldukça güçlendiği bir dönem oldu. Ekonomik kriz, işsizlik ve enflasyonun bir türlü çözülememesi partiler arası uzlaşmanın “demokratik” olarak değerlendirilmesine rağmen yozlaşmayı çözmekte yetersiz olduğu düşüncesini öne çıkardı. Essebsi’nin cumhurbaşkanlığı döneminde Tunuslu kadınların gayrimüslimlerle evlenmesine izin verilmesi ve erkeklerle aynı miras haklarına sahip olması gibi adımlar atıldı.
Kasım 2019’da Tunus’ta yapılacak bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden aday olmayacağını açıklayan Essebsi, 21 Haziran 2019’da “açıklanmayan rahatsızlığı” nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 25 Temmuz 2019’da 92 yaşında vefat etti.
Essebsi’nin ardından Ekim 2019’da yapılan seçimlerle siyasetin dışından gelen anayasa hukuku uzmanı Kays Said seçimlerin ikinci turunda yüzde 70’i aşan oyla cumhurbaşkanı seçildi.
Tunus, pandemi döneminde yüzde 9 küçüldü. Ülke ekonomisi genelde çok büyük oranda turizme bağlıydı ve kimse bir yere gidemiyordu, bu durum ülkenin ekonomik olarak en çok küçülen ülkelerden biri olmasına yol açtı. 25 Temmuz 2021’de ülkede artan yolsuzluklar ve artan koronavirüs vakaları sonrası başlayan gösterileri takiben Cumhurbaşkanı Said, parlamentoyu askıya alarak başbakan dahil tüm parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdı. Ennahda lideri Gannuşi’ ye göre Cumhurbaşkanı Said’in bu adımını tam tanımıyla bir sivil darbeydi
Cumhurbaşkanı, hükümeti kurmak için jeoloji profesörü Necla Buden’i görevlendirdi. Bir kadının başbakanlık makamına getirilmesini Ülkede ilk kez oluyordu Said, temmuz ayında başladığı olağanüstü dönemi, kendisini eleştirenleri tutuklatarak sürdürdü ve eylül ayından itibaren anayasada değişiklikler yapılabileceğinin sinyallerini vermeye başladı.
Kays planladığı tek adam yönetimine giden yolun taşlarını döşemeye devam ediyor ve nerde ne zaman duracağı ise henüz belli değil.
.
.