Hukuk Karmaşası
Türkiye uzunca bir zamandır, siyasi temelli bir hukuk karmaşası içerisinde sürükleniyor. Kimse elini ovuşturmasın, bu konunun siyasi boyutu bu yazının kapsamı dışında ve değinilmeyecek. Hukuki boyutuna gelince en iyisi baştan başlamak;
Gezi Parkı davasında tutuklu bulunan Can Atalay’a, İstanbul 13 üncü ağır ceza mahkemesi tarafından, 18 yıl hapis cezası verilmiş yargıtay 3üncü ceza dairesi kararı hızla onaylamıştır. Bu arada 14 Mayıs 2023 deki seçimlerde Can Atalay, TİP den Hatay milletvekili seçilmiş avukatları kanalıyla mazbatasını almış ancak tahliye edilmediğinden yemin edip göreve başlayamamıştır.
Can Atalay’ın avukatları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış, Yüksek mahkeme hak ihlali olduğuna karar vererek Can Atalay’ın tahliye edilmesine hükmetmiştir. Tuhaflıklar komedyası bu noktadan sonra başlamıştır. Dosya sahibi olan İstanbul 13 ağır ceza mahkemesi yeniden yargılamaya ilişkin prosedürü başlatmamış dosyayı onanmak üzere Yargıtay’a göndermiştir.
Bundan sonrası büsbütün karışıktır. Yargıtay üçüncü ceza dairesi anayasa mahkemesinin kararına uymamış üstüne üstlük cumhuriyet tarihinde ilk defa karar için olumlu oy kullanan anayasa mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
Yargıtay 3’üncü ceza dairesinin karar uymama gerekçesi nedir, Adalet bakanı ne demiştir anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı nedir gibi konular, garip ve sıradan insanlar için ayrıntıdır. Ancak Atalay anayasa mahkemesine hak ihlali için ikinci kez başvurmuş,23 aralık 2023 de ve ayni karar çıkmış, her nedense son sözü söyleyen yargıtay 3üncü ceza dairesi ikinci sefer karar uymayarak anayasa mahkemesini Jüritokrası ile suçlayarak kararın hukuki değer taşımadığını belirtmiş ilk kararda ısrar etmiştir.
Meseleye farklı hukuki yorumlarla bakıp işin içinden hiç çıkamaz hale geleceğimize, T.C. Anayasası böyle durumlar için ne der ona bakmak gerekli
Madde 153: Anayasa mahkemesi kararları kesindir ve Yasama, Yürütme ve Yargı organları ile İdare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri, bağlar
Madde158Diğer mahkemelerle anayasa mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa mahkemesi kararı esas alınır.
Bunlara ek olarak T:C. Anayasasının 83 üncü maddesi var;
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.
Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
Buradan çıkarılacak net sonuç Anayasa mahkemesinin verdiği karaların Mutlaka uygulanması gerektiğidir. Bazı anayasa hukukçularına göre kararlara uymamak bir anayasayı ihlal suçudur Ayrıca, T.C Anayasası bu ve benzeri konuların çözümü için bir hakem belirlememiştir. Bu nedenle mesele kendi hukuki prosedürü içerisinde çözümlenip sonuçlandırılmalıdır.
Sonuçları anayasanın ihlali olan bir konunun ortada bırakılıp gündem değiştirme manivelası olarak kullanılması mümkün olmadığı gibi kabul de edilemez
.