Arjantin Güney Amerika’nın ikinci büyük ülkesidir ve bu ancak bu sadece yüzölçümü ile ilgilidir. Ekonomik açıda en altlarda ayakta durmaya çalışmaktadır.

İyide bu kadar uzak ve problemli bir ülkenin bizimle ne ilgisi olabilir, Örneğin Bizim TÜİK in önce 7 ye bölüp sonra karekökünü alarak açıkladığı enflasyon rakamı yaklaşık %64 ken, Arjantin’de %211 dir.

Arjantin’de federal bir yapı benimsenmişken bizde cumhuriyetle birlikte üniter yapıyı tercih edilmiştir.

O zaman oturup bu yazıyı yazmanın mantığı ne olabilir;

 Dikkatli bakıldığında bu iki uzak ülkenin gerek yönetim tarzında gerekse ekonomik zorluklarında benzerlikler vardır ve bu iki ülke birbirlerini yakından izleyerek aynı yanlışları sürekli tekrarlamaktan vaz geçmeyi öğrenebilir.

Kısa bir süre önce Arjantin zor ve oldukça tuhaf bir adayın da katıldığı seçimlerden çıkmıştır. Adaylardan Javier Milei, önce her şeye karşı olduğu söylemiyle, ki bunların arasında peso yu kaldırıp Amerikan dolarını para birimi olarak da kabul etmek de vardır sonrada seyirci karşısında yaptığı tuhaf hareketlerle dikkati çekmiştir, ona göre her şey değişecek ve bunun doğal soncu olarak ekonomi düzlüğe çıkacaktır. Arjantin seçmeni bir de bu tuhaf adamı deneyelim demiş olacak ki Milei seçimi kazanmış ve birinci günden seçim kampanyasında söylediklerinin tam tersini yapacağının sinyallerini vermeye başlamıştır

Ülkeler, özellikle Başkanlık sistemi ile yönetilenler, ara sıra sistemin düzene uyumunu devam etmek amacıyla her şeyin tam tersini söylemeye ve uygulamaları topluma dayatmaya başlarlar. Hele yakın gelecekte seçim varsa istenen vasat da hazır demektir. Yapılacak ilk iş teknik olarak uygulama kabiliyeti olmayan söylemler geliştirmektir. Örneğin Hitler bu şekilde iktidar olmuştur.

Başkan Milei de benzer uygulamaya söylediği bütün aykırı söylemlere karşın koyu neoliberal maliye bakanına ayni göreve getirmiş ve hemen arkasından Buram buran IMF kokan bir programın işaretlerini vermeye başlamış, hatta hiç para yokken 43 milyar dolar IMF borcunu ödeyeceğini bile söylemeye başlamıştır. Doğal olarak bu borç henüz ödenmemiştir.

Bir tesadüf olsa başkan ile ayni masaya oturup bu u dönüşünün hesabını sorsanız alacağınız cevap aynıdır ve standarttır

“Ne yapalım bizden önceki yönetimler bizi zaten batırmışlardı, biz sadece ekonomik savrulmaların bir plan içerisinde yapılmasını öngördük”

Ayrıca bir zamanlar sahnede dans etmesini pek seven eksantrik başkan, İki koyu liberal bakanı yönetime almanın açıklamasını ise her sorulduğunda bir öncekine benzemeyen şeyler söyleyerek yapmıştır. Başka deyişle bir şey söylememiştir.

Elde mevcut her şeyi satarak, devleti sosyal politikalardan tümüyle çekerek yapılması gerekenleri büyük tavizlerle Kamu Özel sektör ortaklığı kanalıyla yaparak uygulamaya çalışılan bir ekonomik program şok uygulamalar olmadan sonuç vermez, tersi hiç görülmemiştir. Bu nedenle başkan ve ekibi radikal tedbirler almak zorundaydı ve almıştır;

İlk iş olarak bütçede GSYH nın %5 i, kimseye herhangi bir gerekçe göstermeden kriz karşılığı olarak kesildi. Bu kadarla kurtulacağını düşünenler on gün sonra yanıldıklarını acıtıcı bir şekilde anladılar. Başkan on gün sonra ülke genelinde ticaret ve hizmetlerde serbest piyasa rejimini hedefleyen 366 kararname imzaladı adı ise

“Gereklilik ve aidiyet kararnamesi” idi

Bu kararnameyle ekonomi üzerindeki bütün devlet kontrolleri kaldırılmış her şey serbest olmuştu.

Hizmetlerde ve ekonomide liberalizasyonun özellikle halka şokla verilmesini açıklamasını Başkan

“Bu uygulamaları ya şokla ya da kademeli uygulamalarla yapabilirdik. Ancak kademeli uygulama yapacak zamanımız ve de paramız yoktu.

 Hayaller içerisinde, kendini Arjantin’in kurtarıcısı olarak görürken ve tuğla kalınlığında kararname kitaplarını imzalarken Parlamento’da işler hiç de iyi gitmiyordu. Yapılan seçimlerde Başkanın partisi temsilciler meclisinde %15 senatoda %10 alarak bütün etkinliğini kaybetmişti. Durum merkez sağ bir gurup olan ılımlı peronistler le koalisyona doğru gidiyordu. Unutulan ise Başkanın hiçbir koşulda yetkilerini devretmemeye kararlı oluşu idi. Herkes yılbaşında nerede eyleneceğini konuşup tartışırken bir başka kararnameler gurubu ile 2024 sonuna kadar olağanüstü hâl ilan edildi. Artık Arjantin Parlamentosu yoktu.

Adına Şok uygulamalar dediği bu saçmalığı halka yutturabilmek için, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin tanımını ve cezaları gösteren bir kararname daha yayınladı. Artık üç kişinin bir araya gelmesini gösteri yapma olarak tanımladı ve önceden izin alma kuralını koydu. Eğer izinli olarak gösteri yapan üç kişi nin kamu hizmetlerini aksattığına güvenlik güçleri tarafından karar verilirse altı yıl hapis cezası alabilecektir

Türkiye’de onca problem ve yoksulluk varken güney Amerika’nın bilmem neresindeki bir ülkenin problemleri bizi ne ilgilendirir sorunu makul ve sorulması gereken bir sorudur. Atılan bütün adımlar, uygulamalar halka yutturma çabaları aynı olmakla birlikte tek fark Bizde %65(!) olan tüfe nin Arjantin’de %211 olmasıdır .Geriye kalan ve adı değiştirilerek farklı uygulamalarla yutturulanlar ise hep aynıdır