Hindistan gerçekten çok tuhaf aynı zamanda çok ilginç bir ülkedir. 3.3milyon metrekare yüzölçümüne 22 si resmi 780 ayrı dil konuşan 1,4 milyar insan yerleşmiştir. İnanların bir bölümü çok iyi eğitimli her türlü ileri teknolojiyi kullanırken, bir başka bölümü sokakta doğmakta büyümekte yaşamakta ve ölmektedir.

Bu karmaşaya rağmen GSYİH sı 3,5 trilyon dolardır. Kaynakların paylaşılması adil değildir ve sadece çok sınırlı bir gurup insan, milli gelirin neredeyse %90 nı nı almaktadır. Hindistan’ın demografik yapısı o kadar karmaşıktır ki bu yazıda incelenemeyecektir. Ayni yorum Din için de yapılabilir. Ancak en azından bu ülkede yaşayanlar Hindu veya Müslüman olarak ki ana gurupta net çizgilerle ile birbirinden ayrılmışlardır.

T.C. Dış İşleri Bakanlığı verilerine göre;

Çok partili parlamenter demokrasiyle yönetilen Hindistan’da Parlamento’nun Eyaletler Meclisi ve Halk Meclisi olmak üzere iki kanadı bulunmaktadır.

Halk Meclisi 543 sandalyeye sahiptir ve seçimleri her beş yılda bir yapılmaktadır.

Eyaletler Meclisi ise 250 sandalyeye sahiptir. Üyeleri genel seçimlerle değil, Eyalet Parlamentoları ve Birlik Toprakları tarafından seçilmektedir. Üyelerinin üçte biri her altı yılda bir yenilenmektedir. Eyaletler Meclisi’nin 12 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. Hindistan’da seçme yaşı 18, seçilme yaşı Halk Meclisi için 25, Eyaletler Meclisi için 30’dur.

Federal devlet yapısına sahip olan Hindistan, 29 Eyalet ile 7 Birlik Toprağından oluşmakta olup, eyaletler kendi Hükümetlerine ve Parlamentolarına sahiptirler. Yönetim Merkezi Hükümet ve Eyalet Hükümeti arasında bölünmüştür. Birlik Toprakları ise Merkezi Hükümet’in yönetimi altında olup, Cumhurbaşkanı tarafından atanan valilerce yönetilmektedir.

Hindistan’da 11 Nisan-19 Mayıs 2019 tarihleri arasında 7 aşamada gerçekleştirilen seçimlerde 543 sandalyeli Halk Meclisi’nde, Başbakan Narendra Modi’nin mensubu olduğu iktidardaki Bharatiya Janata Party (BJP-Hindistan Halk Partisi)) liderliğindeki ittifak 349, ana muhalefetteki Rahul Gandhi’nin liderliğindeki Kongre Partisi’nin teşkil ettiği ittifak 83 sandalye elde etmiştir.

Son seçimlerde partisi Parlamentoda ezici bir çoğunluk elde eden ve doğal olarak başbakan seçilen Narendra Modi son derece ilginç bir siyasal kişiliktir. Başbakan seçilmesinin hemen ardından ülkeyi hızla etnik milliyetçilik tabanlı otoriter bir yönetime geçirmiştir. Bu siyasi manevranın arka planı hala tartışılmaktadır ancak başlangıcının 1925 yılında Müslümanlara karşı kurulan gönüllü örgütlenmeye kadar uzandığı düşünülmektedir

Hindu Milliyetçiliğine girmeden önce bu ülke insanlarının inançlarına bakmak gerekecektir;

Resmî rakamlara göre halkın %79’u Hinduizm’e, %14,2’si İslam’a, %2,3 Hristiyanlığa, %1,7’si Sihizm’e, %0,4’ü Caynizme ve kalan %2,4’lük kesimi de farklı yerel dinlere inanmaktadır. Nüfus dikkate alındığında Hindistan’daki kavga aslında 1.1 milyar Hinduizm inançlısı Hintliler ile 300 milyon dolayında Müslüman Hintlinin çatışmasıdır, ve sayılar dikkate alındığında çok tehlikeli olaylara da da gebedir. Ne türden baskı rejimi uygularsanız uygulayın hangi bilimsel baskı metotlarını kullanırsanız kulanın 300 milyon insanı toplum dışına itemezsiniz. Anlaşıldığı kadarıyla Başbakan Modi ya tutarsa arayışı içerisindedir.

Gandi nin kurduğu Hindistan seküler, çoğulcu ve demokratik bir yapıya sahipti; fakat Gandi’nin de suikasta uğramasına neden olan Hindutva ideolojisi, Hindistan’da Müslümanları ötekileştirerek toplumsal bir bölünmenin başlamasına yol açtı.

2014’e kadar Müslümanlara karşı örgütsel bir şekilde gerçekleştirilen şiddet eylemleri, BJP’nin iktidara gelmesiyle artık hükümetin aygıt ve organlarıyla ve devlet eliyle yapılmaya başlandı. İlk yapılan sokak tabelalarında Urduca yazılanlar kaldırmak oldu.

Başbakan Modi, Gücerat eyaleti doğumludur ve bu eyalette Hinduva hareketleri çok yaygındır. Başbakan ise bu harekete daha çocuk yaşta iken katılmaya ve eylemlerde rol almaya başlamıştır. Bu inançlı yükseliş daha sonra meyvalarını vermiş ve 2001 eyalet seçimlerinde Modi eyalet Başbakanı olarak seçilmiştir. Eğitildiği yöne uygun olarak başbakanlığının ilk yılında RSS desteği ile eyalette 2000 Müslüman öldürülmüştür.

2002’deki yerel seçimlerde etnik milliyetçiliğin bütün parametrelerini kullanarak tekrar seçilmiştir ve bu durum 2014’teki genel seçimlerde partisinin çoğunluğu almasına kadar devam etmiş ve yeni Başbakan, Gücerat eyaletinde kullandığı bütün baskı metotlarını Tüm Hindistan’a uygulayabileceğini hesaplamıştır. Aslında baskıcı rejimlerde uygulanan yöntemlerle bire bir benzerdir. Önce bir televizyon istasyonu satın alınmış ardından basının büyük bir bölümü o ne söylerse onu yazacak hale getirilmiş, sosyal ağlarda geniş biçimde tek taraflı olarak kullanılmaya başlamıştır.

Ne kadar ileriye gidildiği ise Hindistan yüksek mahkemesinin üye seçim yönteminin değiştirilmesiyle ölçülmüştür. Atanacak üyeleri yargıçlar arasında kendi seçen yüksek mahkeme yapılan siyasi manevralarla seçim işini Başbakanın seçtiği beş kişilik bir kurula devretmiştir.

Bir sonraki aşama Üniversite rektörlerinin seçimidir. Üniversite senatolarınca yapılan bu seçim artık bizzat Modi tarafından yapılmaktadır.

Sonuç olarak bu yazının amacı otoriter yönetimlere övgüler veya yergiler düzmek değildir. Anlatılmaya çalışılan bütün otoriter rejimlerin ayni yollardan geçerek büyüdüklerini ve Seçmen denilen karmaşık kişiliğin her seferinde bunu nasıl yediğini bir kez daha vurgulamaktır.