• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Monthly Archives: Temmuz 2024

NOTLAR 1 Suriye

19 Cuma Tem 2024

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

NOTLAR   1     Suriye

Suriye’deki pek çok olaya, patırtı ve gürültüye rağmen, her ne hikmetse bu ülkeyi yakın incelemeye almamıştım. Ancak sebebi nedendir bilinmez Sayın Cumhurbaşkanı ortaya Esad la tekrar görüşmeye başlamak için bir davet yollandığının açıklamasıyla bir anda olayın boyutu değişti ve Suriye ön sıraya yerleşiverdi.

Türkiye Suriye ilişkileri, hemen her zaman problemli olmuştur. Problemler kimi zaman çözülmüş kimi zaman akışa bırakılmış ancak hep bir şeyler yapma çabası görülmüştür.

Zaman içerisinde, yıllarca ülkeyi çelik yumrukla yöneten Hafız Esad bir gün ansızın ölüvermiştir. Hafız Esad ın kardeşleri ve kardeş çocukları çoktur ancak başkanlık İngiltere’de diş hekimliği tahsil eden ve bir İngiliz’le evli olan, en önemlisi İngiliz vatandaşı Beşer Esad ın üzerine kalmıştır. Beşer Esad Londra metrosunu ezbere bilmekte İngiliz bakanların adını hemen hatırlayabilmektedir. Ancak devlet Yönetimi, özellikle Ortadoğu’da bir devletin yönetimi hakkında en ufak bilgisi yoktur.

Mecburen durumu çabuk kavramak zorunda kalmış, kamu yönetimi ile ilgili her şeyi onun için görevlendirilen hocalarından öğrenmiştir.

Yönetimi devir aldıktan sonra artan sorunlarla baş etmesi zorlaşmaya başlamış ve çıkan isyanları bastırmak için orantısız güç kullanmaya başlamıştır. Sonuç olarak, düşmanların, dostlardan ayrılması becerilemediğinden kan dökülmeye ve sivil halk ölmeye başlamıştır. Bu nokta iç savaşın başlangıcıdır.

Sayın Cumhurbaşkanının, Başkan Esad ile ani olarak uyanan görüşme isteğinin gerçek sebebi, tam olarak bilinmemektedir. Bazı siyasi yorumculara göre Amerikalılar bazılarına göre Putin baskı yapmıştır. Rusya’nın bölgede üs kazanımlarından başka, vazgeçilemez çıkarları vardır bu nedenle Putin baskısı anlaşılabilir. Bu baskıyı Amerikalılar yapmıştır diyerek, bulduğu her mikrofona ve her kameraya uzun uzun anlatanlara söyleyecek hiçbir şeyim yoktur. Gerçekten bu işten hiç anlamamaktadırlar ve bir ihtimal bu saçma savunmayı tamamen duygusal nedenlerle (!) yapmaktadırlar.

Hükümet sözcüsü birkaç gün önce Başkan Esad la görüşme talebinin sözlü olarak iletildiğini söyledi. Henüz cevap alınmadı ancak muhtemelen Şam, Türk Büyükelçisi Bakanlığa çağrılacak, Kuzey Suriye’deki Türk birlikleri   tamamen çekilene kadar görüşme talebine cevap verilmeyeceği söylenecektir.

Diplomasi pratikleri açısından yapılan yanlışları tekrar incelersek;

   Komşu da olsa, pek çok açıdan iyi ilişkiler içerisinde olsa bile iki ülke Ortak bakanlar Kurulu toplantısı yapmaz. Suriye’nin durumunu bilemem ancak mevcut Anayasaya göre bakanlar kurulu Yürütmenin bir aparatıdır.

   Seviyesi ne olursa olsun iki ülkenin her kademedeki Bürokratları, Bakanları ve devlet başkanları bir saat önceden telefon edip birader bugün sana uğrayacağım birlikte bir kahve içelim demez. Yapılacak toplantının yeri ve konu başlıkları üzerinde mutabakata varılır ondan sonra tarafların görüşmeleri başlar,

   Ülke devlet başkanları veya başka bir yönetim kademesi, birlikte tatile çıkmaz. Örneğin Başkan Esad Türki’de tatil yapmak istiyorsa, Bu Başkanın önceden belirlenmiş bir programa göre özel bir ziyaret yapma talebi iletilir. Başkan Esad ın özel ziyaret programı dışişleri tarafından Not Edilir ve seyahat sırasında belirtilen yerlerin dışına çıkmaması sağlanır gerekirse Dışişleri bakanı tarafından nazikçe uyarılır

Devlet başkanı düzeyinde kurulmuş ikili ilişkiler bazen gerilebilir. Burada yapılacak iş gerilimin başladığı anda birbirlerini arayan her iki ülke dışişleri bakanlığının ilgili daire başkanları işin nasıl çözüleceğine ilişkin görüşmelere başlarlar ve genelde bundan kimsenin haberi olmaz

   Güvenliği gerekçe göstererek bir ülkenin topraklarına giremez orada üsler ve tesisler oluşturamazsınız Türkiye Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de bu işi yapmıştır ve yüzde yüz haklıdır. Bölgedeki PKK/PYD hareketliliği doğrudan bu ülkeni bekası ile ilgilidir. Beşer Esad açıkça m4 kara yolunun kuzeyini koruyamadıklarını ve düzenli birliklerini bölgeden çektiğini söylemiştir. Ve PKK/PYD ABD’nin yüzlerce TIR lık lojistik desteğini bu kanaldan almaktadır. Sonra da o silahlar ilk fırsatta bize dönmektedir. Şartlar bu kadar açıkken durumun sürdürülmesi diplomasi pratikleri uygulanacak diye göz ardı edilemez. Biri o bölgede tüm kontrolü ele almalı veya o bölge olduğu gibi kaosa terk edilmelidir. Türkiye bu yaklaşımı kabul edemez. Bunlara ilaveten bölgede düzeni sağlayacak ordu veya kolluk gücü olmaması m4 karayolunun kuzeyinin Irak’a kadar olan bölümü “No Man’s Land olarak düşünülmeye başlanmalıdır. Bu durumda Başkan Esad topraklarımdan çık diyemez zaten o toprakları terk etmiştir.

İşin acı tarafı bir zamanlar neredeyse karşılıklı ev ziyareti yaptığımız Beşer Esad son zamanlarda bölgeyi pkk ya terk ederek bir Kürt devleti kurulmasına ılık bakar olmuştur en azından bende uyandırdığı izlenim budur.

Peki Başkan Esad ve Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesi yapılabilir mi? Her şeye rağmen bu sorunun cevabı evettir bu görüşme yapılır ancak ne siyasine askeri hiçbir sonuç elde edilmez sadece bir kısım medya günlerce bu görüşmenin başarısını köpürte köpürte anlatır ve ne kadar başarılı olduğumuz algısını oluşturur hepsi bu…

FRANSADA SEÇİMLER

13 Cumartesi Tem 2024

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Her şeyin başlangıcında hayat, Fransa’da normal gibi gözüküyordu. Eski bir bankacı olan Cumhurbaşkanı Macron, biraz beceri ve birazda sağdan soldan aldığı akılla Ege de ve doğu Akdeniz’de sürekli bayrak gösteriyor ve bensiz bir cacık olmaz havasını yaymaya çalışıyordu.

Ve seçim zamanı geldi;

İlk turda Le PEN in Ulusal Birlik Partisi oyların % 33,4’ünü almış, Sol birleşik cephesi, Yeni Halk Cephesi, %27,9 oyla ikinci olmuş, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ‘un Rönesans Partisi’nin liderliğini yaptığı, merkez partilerin ittifakı, Cumhuriyet İçin Hep Birlikte, oyların ancak % 20,7 ‘sini alabilmişti.

İlk turda, sadece %50 nin üzerinde oy alanlar parlamentoya girebildikleri için, Ulusal Meclis’in 577 milletvekilinin 76’sı belli olmuş; aşırı sağ 39, sol ittifak 32, merkez sağ 3, Macron’ un ittifakı ise 2 milletvekili çıkarmıştı.

Ne olmuştu da 1972’de Ulusal Cephe adıyla kurulan partinin bugün Ulusal Birlik adıyla, İlk turda en çok oy alan parti haline gelmişti. Bu konudaki başrol Marine Le PEN ve ekibinindir.

55 yaşındaki Marine Le PEN, partinin kurucusu olan Babasını devirerek, Yönetimi 2011’de ele geçirmesinin ardından bir imaj yenileme çalışması başlattı.

Partinin kurucusu Jean Marie Le PEN’in kendi kızı tarafından yönetimden uzaklaştırılmasında en büyük etken, Holokost’u reddeden sözleriydi.

Baba Le PEN, Yahudi soykırımında kullanılan gaz odalarının “tarihin bir detayı” olduğunu söylediği için yargılandı ve kendi partisinden atıldı

Marine Le PEN, “Cumhuriyetin şeytanı” ve “Holokost inkarcısı” olarak anılan babası ile eski bir Nazi olan Pierre Bousquet gibi hareketin kurucusu isimlerle parti arasında mesafe kurmaya çalıştı. 2018’de partinin ismini de Ulusal Birlik olarak değiştirdi.

Geçmişe değil geleceğe bakan bir parti imajı çizmesinde en kritik adımlardan biri de yönetimi 1995 doğumlu Jordan Bardella’ya devretmesi oldu. Bu Tuhaf ayni ölçüde beklenmedik bir karardı. Ulusal Birlik in 2027’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adayı atık belli olmuştu. “Marine Le PEN”

 Ulusal Birlik son dönemde en azından kamusal söylemlerinde Yahudi karşıtı ifadelerden kaçınmaya özen gösteriyor.

Buna karşılık İslam karşıtı açıklamalar partinin en üst düzey kademelerinden de gelmeye devam ediyor.

Anlaşıldığı kadarıyla dün olduğu gibi bugün de Fransız seçmeni Ulusal Birliğin şartlar ne olursa olsun ülkenin tam kontrolünü almasını istememektedir. Çok fazla uzlaşmaz ve aykırı çıkışları olmaması kaydıyla oyları belirli bir noktaya kadar yükseltmekte ancak hiçbir şeyin çözümünü ikinci aşamaya bırakmak istememektedir.

Jordan Bardella da geçen Nisan’da yaptığı bir açıklamada, “Bugün ulusumuzun karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin radikal İslam, siyasal İslam olduğunu düşünüyorum. Fransa ve Fransız toplumunu fethetmek ve kendi yasaklarını tüm Fransız halkına dayatmak istiyor. Bazı insanlar buna razı oluyor, ben olmuyorum” diyordu.

 Marine Le PEN de 2022’de, İslami başörtüsünü “Nazizm kadar tehlikeli” bir ideolojinin göstergesi diye tanımlıyordu.

Başörtüsünü kamusal alanda yasaklamak partinin vaatleri arasında yer alıyor.

Ancak Bardella geçen ay, bunun kısa vadedeki öncelikleri arasında olmadığını açıkladı.

Kampanya vaatleri arasında göçmenlerin sosyal hizmetlere erişimini kısıtlamak, çifte vatandaşlığı olanların bazı kamu görevlerine gelmesini engellemek ve “İslamcı ideolojilerle savaşmak” da var.

Anket şirketi Verian’ın geçen yıl sonunda yayımladığı bir araştırmaya göre, son 40 yıldır ilk kez Ulusal Birlik ’in bir tehlike oluşturmadığını düşünen Fransızların oranı %45 tehlike oluşturduğunu düşünenlerin %41 üzerine çıktı.

Gelecek pazar günü yapılacak 2. tur seçimler de bu soruya yanıt verecek bir referanduma dönüşebilir. Ancak siyaseti bilen bir siyasetçi bu durumu daha farklı okuyabilir

Her şeyden önce Siyasal İslam, Radikal İslam gibi kavramlar gerçekte yokturlar, ya bazı ülkelerin istihbarat servisleri tarafından kurgulanmışlar ve farklı ideolojilerden kopya çekilmişlerdir.

Genel seçimin 7 Temmuz’da yapılacak ikinci tur oylamasından sonra, üç muhtemel seçenek ortaya çıkacaktır diye söze başlamalıydım ancak olmadı Fransız seçmeni ir kez daha aşırı sağ politikalara sıcak bakmadığını belli etti ve Bardella kaybetti. Sol ittifak birleşerek çoğunluğu aldı. Bu arada Makronun partisi ikinci sırada kaldı. Hazret her halde sıralamayı yanlış görmüş olacak ki kendini kazanan zannediyor, Başbakana istifa etme diyebiliyor.

Sonuç olarak şu ana kadar anlaşamamış görünen sol ittifak anlaşır ve bir başbakan adayı çıkarır. Fransız Anayasasına göre Macron onu atamak zorundadır.2027 ye kadar kör topal idare ederler. Sonramı ? Kimse bilemez

AMBARGO ve RUS EKONOMİSİ

05 Cuma Tem 2024

Posted by hulkiergun in Uncategorized

≈ Yorum bırakın

Ambargo ve Rus Ekonomisi

Gerçek sebebi nedir bilinmez, Rusya ve Ukrayna tarihin hiçbir döneminde barış içerisinde yaşayamamışlardır. Slav ve Ortodoks bu iki ülke, her dönemde kriz çıkarmak için bir sebep bulmaya çalışmışlar bulamazlarsa icat etmişlerdir. Doğal olarak bu kapışmaların sonuçları da olmuştur. Her iki ülkenin kâr zarar tablosuna baktığınızda, iki tarafta da fazla artı görülememektedir. Tarih boyunca yüzbinlerce insan boşuna ölmüş her iki toplumun çıkarlarına kullanılabilecek altyapı ve yer altı zenginlikleri, savaşı finanse etmek için çöp olmuştur. Bu kayıkçı kavgasından Rusya’nın veya Ukrayna’nın kazançlı çıktığını söylemek ise hiç mümkün görülmemektedir

Temelde bu iki ülke çatışmak için fazla araştırma yapmazlar, hatta hiç yapmazlar. Peki bu seferki savaşın taraflara göre ortak sebebi ne olabilir. Uluslararası siyaset açısından ise, bu karmaşanın cevabı oldukça basittir. Rusya, batıya, özellikle ABD ye, entegre olmuş, bir yakın komşuyu üstelik NATO ya ve AB ye üye bir Ukrayna’yı istememektedir. Hedef Kırım ve Donbass ı tamamen ele geçirip kalan bölgede onun tanımladığı sanayi ile üretim yapan ve tek alıcının Rusya olduğu bir düzene geri dönmektir.

Mevcut Şartlar, AB’nin özellikle de ABD’nin oyun planına aykırıdır. Yönetimdeki avanjelistlerin ve saha ajanları Neo Con’ların istediği, krizin boyutlarını büyüterek kendi tanımları ile tanrıyı, bölgede çıkacak bir nükleer savaş ile, Kıyamete zorlamaktır. Bu kadar saçma ve sapkın bir sebep pek çok ülkede homurtulara sebep olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ancak bazıları hedefe kitlenmiştir ve hızla planlarını uygulamaktadır. Eski KGB li olan Başkan Putin bütün bu seçenekleri görmüş ve mutlaka ilk adımı kendisinin atması gerektiğine karar vermiştir.

Ukrayna devlet başkanı Zelenski ise çok ilginç bir kişiliktir. Eski bir tiyatrocu ve komedyendir. Teatral yeteneklerini özellikle bir ülkeden para veya silah isterken çok yoğun olarak kullanmaktadır. Beş dakika önce Başkan Bidenle kahkaha atarken görülür, beş dakika sonra ise ayni adam ayni odada hüngür hüngür ağlayarak yardım istemektedir.

İki ülke arasında “soğuk” ilişki 2014 yılında kritik eşiğe geldi. Ukrayna’da yaşanan otorite boşluğundan yararlanan Rusya Mart 2014’te Kırım’ı ilhak etti. Ukrayna’nın doğusundaki, Rusya sınırındaki Donetsk’te de Rusya’dan destek alan Rus yanlısı ayrılıkçılarla Ukrayna ordusu arasında da çatışmalar yaşandı. Konumu Avrupa ile Rusya arasında olan Ukrayna’da yaşayan vatandaşlar da Rus ve Batı yanlıları olarak kutuplara bölündü.

Siyasi ortam gerildikçe her gün bir başka ülkeyi programsız olarak ziyaret eden Başkan Zelenski, gördüğü herkesten bir şeyler istiyordu. Önce ABD’den Polonya’da konuşlu 82’nci hava indirme Tümeni nin hemen Ukrayna’ya gönderilmesini istedi ve ABD bu isteği hemen reddetti.

Anlaşılamayan bir sebepten Rusya tüm çatışma boyunca çok az hava Kuvvetleri kullanmıştı. Ancak Zelenski ayni inatla hava savunma sistemleri istedi. Hatta tüm NATO için bir tür standart olan Patriot sisteminin yeni ve gelişmiş modelini ve bu model SkyCeptor, ABD Ordusu tarafından Kısa ve orta menzilli balistik füzelere, seyir füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı kullanılmak üzere Raytheon tarafından geliştirilmektedir. Ancak eski komedyen, Başkan Zelenski mutlaka bu modeli isterim diyerek bilinmeyen bir sebepten aşırı ısrarcı olmuştur.

Ukrayna’nın bitmek tükenmek bilmeyen silah talepleri, ayrı bir inceleme konusu olduğundan, artık burada bırakılmalıdır.

ABD ve İngiltere, kriz tırmanmaya başladığında NATO şemsiyesi altında askeri güç kullanımının mümkün olup olamayacağını incelediler. Görünen, bu iki ülke, hava üstünlüğünü ellerinde tutmakla beraber kara birliklerinin sonuç alıcı darbesinden yoksundurlar. Aslında NATO nun 32 üyesi içerisinde sadece Türkiye sisteme angaje olacak kara birliklerini sağlayabilir, Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hiç de böyle bir niyeti yoktur. Öncelik terörle mücadeleye verilmiştir. Bu durumda Ekonomik yaptırımlar ve ambargolar tek çıkış yolu olarak görülmüştür. Mühimmat takviyesi ise her zaman yapılabilmelidir.

Ukrayna’ya NATO gücü sevk edilmeyeceği ekonomik yaptırımlar seçeneğinin benimsendiği Başkan Zelenski ’ye söylendiğinde, hazret sahneden gelen kolaylıkla hüngür hüngür ağlamaya başlar. Ukrayna’mı yok edecekler sizde bunu seyredeceksiniz der. 

Ekonomik yaptırımların uygulanacağı söylentisi yayılmaya başladığı anda, beklendiği gibi, en zayıf halka olan Moskova borsası hemen çöktü. Hemen ardından bazı Rus bankalarının ki toplam yedi banka idi, swift operasyonları durduruldu. Amaç Rusya’yı dolar ile ticaret yapamaz hale getirmekti. Ancak, Swift operasyonları durdurulan bankalardan bazıları A sınıfı bankalardı ve siyasilerin bilmediği, bunların batıdaki muhabir bankaları ile arka kapı görüşmeleri başladı sonuçta her iki tarafı memnun edecek bir çözüm yolu bulundu. Sorun petrol satışının ana para birimi olarak kabul edilen dolar üzerinden yapılmasını gerektiriyordu. Çin Rusya ve Hindistan uzunca bir zamandır buna karşı çıkıyorlar Ülke paralarından biriyle bu ticaretin sürdürülebileceğini savunuyorlardı. Neticede bu üç ülke ticaretin en güçlü para olarak Yuan ile sürdürülmesine karar verdi. Swift engellemesinden çok şey bekleyen ABD ve İngiltere büyük hayal kırıklığına uğradılar.

ABD,OPEC başta olmak üzere, petrol üreten ülkelere uzun süre ham petrol varil fiyatını 60 USD ın altında tutun baskısı yapmayı sürdürdü, ayrıca boru hatlarındaki bütün operasyonların durdurulmasını istedi.  Rusya Çin ve Hindistan spot piyasanın az üzerinde bir fiyatla anlaşmışlardı. Ve bu fiyat bu günlerde 80 USD/Varil olarak devam ediyor. Nakliye konusunu ise Putin çok önceden olacakları hesaplayıp çözmüştü. İkinci el az kullanılmış yüzlerce tanker aldılar veya kiraladılar ve ambargonun başından beri hiç aksamadı.

2022 yılının İlk baharında ruble artık dayanamadı ve çöktü. Gazprom ve Sberbank gibi dev şirketlerin Londra’daki değeri yüzde 97 düştü. Moskova’daki bankamatiklerde kuyruklar oluşmaya başladı. Putin bunun olacağını en başından hesaplamıştı ve hemen Büyük Rus şirketleriyle yapılacaklar konusunda önceden mutabakata varılan plan uygulamaya alınıverdi. Çatal dilli batılı finans kaynakları bir kez daha kaybetmişti. Büyük Şirket yöneticilerinin yatlarına, futbol takımlarına, malikanelerine ve hatta kredi kartlarına el konuldu. ABD ve İngiltere’nin önayak olduğu ekonomik yaptırımların bazı sonuçlar vermeye başlaması yeni sevinç çığlıklarının atılmasına sebep oldu. Dokunulamaz Rusya ya silah olmadan dokunulmuş ve çökmeye yakın hale getirilmişti.

Batı dünyası sevinçli, mutlu günler geçirirken Putin Çok uluslu Rus şirketlerinin Rusya’da tutmak zorunda oldukları nakit de bankada bloke edildi. Toplam 750 milyar dolar olan Rus varlığının yarısı bir hamlede kurtarılmıştı. Batı bankalarında tututulan diğer yarısı da şimdilik izlenmekle yetinilecekti.

Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Batı’nın bu ülkeyi mali olarak kontrol altına alma girişiminin sonucu olarak Rusya resesyona girdi.

Aradan yaklaşık iki yıl geçti ve bu ekonomik arka planda bazı değişiklikler vardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta verdiği röportajda Rusya’nın Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğunu sevinçle dile getirdi.

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) 2024 büyüme tahminini %1,1’den %2,6’ya yükselterek Rus ekonomisinin dayanıklılığının altını çizdi.

IMF rakamlarına göre Rus ekonomisi geçen yıl G7 ülkelerinin hepsinden daha hızlı büyüdü ve 2024’te de böyle devam edecek.

Bu sadece rakamlardan ibaret de değil. Geçen yıl Ukrayna savaşındaki üstünlük kuramama hali bu yıl boyunca da devam edecek görünüyor.

Rusya, ekonomisini, ordu için üretime, özellikle de Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki savunma hatlarının inşasına yöneltiyor.

Batılı liderler bu modelin orta vadede sürdürülemez olduğunu savunuyor. Ancak asıl soru şu: Bu model ne kadar süre devam edebilir?

Rusya, ekonomisini mobilize bir savaş ekonomisine dönüştürdü. Devlet, Sovyet sonrası dönemde rekor düzeyde harcama yapıyor

Bütçenin %40’ına varan askeri ve güvenlik harcamaları, Sovyetler Birliği’nin son dönemindeki seviyelere karşılık geliyor.

Tank, füze sistemleri ve Ukrayna’da işgal edilen bölgelerin savunması için yapılan harcamaları finanse edebilmek için kamu hizmetleri daraltıldı.

Ayrıca Batı’nın Rus petrol ve doğalgazına getirdiği kısıtlamalara rağmen, hidrokarbon gelirleri devlet kasasına girmeye devam etti.

Tankerler artık Hindistan ve Çin’e gidiyor ve ödemelerin çoğu dolar yerine Yuan ile yapılıyor.

Rusya’nın petrol üretimi günde 9,5 milyon varil ile neredeyse savaş öncesi düzeye yakın seyrediyor. Zamanında teslim Putin in hayalet filosu sayesinde, her zaman sağlanıyor.

.

Geçtiğimiz hafta maliye bakanlığı Ocak ayında hidrokarbon vergilerinin Ocak 2022 seviyesini aştığını bildirdi.

Rus petrol, gaz ve elmasları ile devam eden döviz akışı da rublenin değeri üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı oldu.

Batılı liderler bu durumun uzun sürmeyeceği kanısında ancak etkisinin de farkındalar.

Bir dünya lideri yakın zamanda özel bir konuşmada şunları söyledi: “2024 Putin için düşündüğümüzden çok daha olumlu olacak. Kendi endüstrisini düşündüğümüzden daha verimli bir şekilde yeniden organize etmeyi başardı.”

Peki bu iş nerede ve nasıl bitecek sorusunun şimdilik cevabı yok

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle