Her şeyin başlangıcında hayat, Fransa’da normal gibi gözüküyordu. Eski bir bankacı olan Cumhurbaşkanı Macron, biraz beceri ve birazda sağdan soldan aldığı akılla Ege de ve doğu Akdeniz’de sürekli bayrak gösteriyor ve bensiz bir cacık olmaz havasını yaymaya çalışıyordu.
Ve seçim zamanı geldi;
İlk turda Le PEN in Ulusal Birlik Partisi oyların % 33,4’ünü almış, Sol birleşik cephesi, Yeni Halk Cephesi, %27,9 oyla ikinci olmuş, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ‘un Rönesans Partisi’nin liderliğini yaptığı, merkez partilerin ittifakı, Cumhuriyet İçin Hep Birlikte, oyların ancak % 20,7 ‘sini alabilmişti.
İlk turda, sadece %50 nin üzerinde oy alanlar parlamentoya girebildikleri için, Ulusal Meclis’in 577 milletvekilinin 76’sı belli olmuş; aşırı sağ 39, sol ittifak 32, merkez sağ 3, Macron’ un ittifakı ise 2 milletvekili çıkarmıştı.
Ne olmuştu da 1972’de Ulusal Cephe adıyla kurulan partinin bugün Ulusal Birlik adıyla, İlk turda en çok oy alan parti haline gelmişti. Bu konudaki başrol Marine Le PEN ve ekibinindir.
55 yaşındaki Marine Le PEN, partinin kurucusu olan Babasını devirerek, Yönetimi 2011’de ele geçirmesinin ardından bir imaj yenileme çalışması başlattı.
Partinin kurucusu Jean Marie Le PEN’in kendi kızı tarafından yönetimden uzaklaştırılmasında en büyük etken, Holokost’u reddeden sözleriydi.
Baba Le PEN, Yahudi soykırımında kullanılan gaz odalarının “tarihin bir detayı” olduğunu söylediği için yargılandı ve kendi partisinden atıldı
Marine Le PEN, “Cumhuriyetin şeytanı” ve “Holokost inkarcısı” olarak anılan babası ile eski bir Nazi olan Pierre Bousquet gibi hareketin kurucusu isimlerle parti arasında mesafe kurmaya çalıştı. 2018’de partinin ismini de Ulusal Birlik olarak değiştirdi.
Geçmişe değil geleceğe bakan bir parti imajı çizmesinde en kritik adımlardan biri de yönetimi 1995 doğumlu Jordan Bardella’ya devretmesi oldu. Bu Tuhaf ayni ölçüde beklenmedik bir karardı. Ulusal Birlik in 2027’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adayı atık belli olmuştu. “Marine Le PEN”
Ulusal Birlik son dönemde en azından kamusal söylemlerinde Yahudi karşıtı ifadelerden kaçınmaya özen gösteriyor.
Buna karşılık İslam karşıtı açıklamalar partinin en üst düzey kademelerinden de gelmeye devam ediyor.
Anlaşıldığı kadarıyla dün olduğu gibi bugün de Fransız seçmeni Ulusal Birliğin şartlar ne olursa olsun ülkenin tam kontrolünü almasını istememektedir. Çok fazla uzlaşmaz ve aykırı çıkışları olmaması kaydıyla oyları belirli bir noktaya kadar yükseltmekte ancak hiçbir şeyin çözümünü ikinci aşamaya bırakmak istememektedir.
Jordan Bardella da geçen Nisan’da yaptığı bir açıklamada, “Bugün ulusumuzun karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin radikal İslam, siyasal İslam olduğunu düşünüyorum. Fransa ve Fransız toplumunu fethetmek ve kendi yasaklarını tüm Fransız halkına dayatmak istiyor. Bazı insanlar buna razı oluyor, ben olmuyorum” diyordu.
Marine Le PEN de 2022’de, İslami başörtüsünü “Nazizm kadar tehlikeli” bir ideolojinin göstergesi diye tanımlıyordu.
Başörtüsünü kamusal alanda yasaklamak partinin vaatleri arasında yer alıyor.
Ancak Bardella geçen ay, bunun kısa vadedeki öncelikleri arasında olmadığını açıkladı.
Kampanya vaatleri arasında göçmenlerin sosyal hizmetlere erişimini kısıtlamak, çifte vatandaşlığı olanların bazı kamu görevlerine gelmesini engellemek ve “İslamcı ideolojilerle savaşmak” da var.
Anket şirketi Verian’ın geçen yıl sonunda yayımladığı bir araştırmaya göre, son 40 yıldır ilk kez Ulusal Birlik ’in bir tehlike oluşturmadığını düşünen Fransızların oranı %45 tehlike oluşturduğunu düşünenlerin %41 üzerine çıktı.
Gelecek pazar günü yapılacak 2. tur seçimler de bu soruya yanıt verecek bir referanduma dönüşebilir. Ancak siyaseti bilen bir siyasetçi bu durumu daha farklı okuyabilir
Her şeyden önce Siyasal İslam, Radikal İslam gibi kavramlar gerçekte yokturlar, ya bazı ülkelerin istihbarat servisleri tarafından kurgulanmışlar ve farklı ideolojilerden kopya çekilmişlerdir.
Genel seçimin 7 Temmuz’da yapılacak ikinci tur oylamasından sonra, üç muhtemel seçenek ortaya çıkacaktır diye söze başlamalıydım ancak olmadı Fransız seçmeni ir kez daha aşırı sağ politikalara sıcak bakmadığını belli etti ve Bardella kaybetti. Sol ittifak birleşerek çoğunluğu aldı. Bu arada Makronun partisi ikinci sırada kaldı. Hazret her halde sıralamayı yanlış görmüş olacak ki kendini kazanan zannediyor, Başbakana istifa etme diyebiliyor.
Sonuç olarak şu ana kadar anlaşamamış görünen sol ittifak anlaşır ve bir başbakan adayı çıkarır. Fransız Anayasasına göre Macron onu atamak zorundadır.2027 ye kadar kör topal idare ederler. Sonramı ? Kimse bilemez