Siyasetçiler ilginç insanlardır. Her şeyi bilirler, her şeyi söylerler ve her şeyi vaat ederler. Ne dillerinin kemiği ne kantarlarının topuzu vardır. Tek koşulları insanların, onu dinlemek üzere veya tamamen duygusal sebeplerden, toplanmalarıdır.
Önceliği tartışılır çok milyar dolarlık devasa alt yapı eserleri hakkında ağzı olan herkes konuştu, devletleştirileceği vaatlerinde bulundu hatta o şekilde tasarruf edilecek paranın nasıl dağıtılacağı bile siyasetçiler tarafından defalarca açıklandı.
İktidar partisi milletvekilleri ve sayın Cumhurbaşkanı Bunların hiçbirini kabul etmedi ve devlette devamlılık esastır diyerek konuyu kapattı. Ana muhalefet partisi bu açık ifade karşısında bile bazı şeyleri görebilmeli, sezebilmeliydi. Ancak yapamadı, her şey bittiğinde ise artık yapabilecekleri bir şey kalmamıştı ancak dillerinin kemiği olmadığından, konuyu sadece siyasi malzeme olarak kullanabildiler.
Türkiye gibi siyasi istikrarı tartışmalı olan ülkelerde yatırım yapmak beraberinde bazı riskleri de getirir. Yapacağınız yatırımın sözleşmesi işler başladıktan sonra bile Danıştay tarafından iptal edilebilir. Bu ise yatırımcı açısından kabul edilemez durumdur. 90 lı yıllarda benzer durumların engellenmesi için sözleşmeler, uluslararası hakeme gitmeyi içermeye başladı ancak Türk hukuk sisteminde hiçbir yerde tanımı yapılmadığından, bu madde uygulanmıyordu.
BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN, YAP İŞLET, DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN, Haziran 1994 resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Kamuoyuna satılana göre yasanın amacı özel hukuk ve sözleşmelerinin devreye girmesi ve tahkim mekanizmasının çalışmaya başlamasıdır.
Haziran 1994 de yürürlüğe giren 3996 sayılı yasa Anayasa Mahkemesi tarafından iki sene sonra Haziran 1995 de iptal edilmiştir.
Dört sene sonra 4446 sayılı yasa ile Anayasanın 47,125 ve 155 inci maddelerinde düzenlemeye gidildi ve 155 inci maddeye bir de ek yapıldı buna göre
“Kamu hizmetleri ile ilgili, imtiyaz ve sözleşmelerde ve bunlardan doğan Milli veya Milletlerarası uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası Tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan sözleşmeler için gidilebilir. Anayasadaki bu hükümlerin uygulamaları için kanunlar gerekir.
Milletlerarası Tahkim yasası bu Anayasa değişikliğinden dört sene sonra Haziran 2001 de kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.
Doğal olarak bu büyüklükteki alt yapı projeleri için mutlaka kredi gerekecektir. Bu krediler bir kamu bankasından alınacaktır ve bir şekilde bunun da devletleştirmeye gidildiği zaman garantiye alınması şart olacaktır. Bu nedenle ödeme garantisi veren maliye ve hazine bakanlığı tarafından söz konusu projeler için BORÇ ÜSTLENİMİNE TABİ KREDİ ANLAŞMALARI kalemi icat edilmiştir.
Bu maksatla 2020 yılında 7 proje için 17.200 milyar USD,2021 yılındı7 proje için 17.200 Milyar USD,2022 yılında 16.529 Milyar USD ve 2023 yılında 8 proje için 16.528 milyar USD, bütçeye konmuştur. Buradaki tek amaç ani devletleştirme sonucu proje kredilerinin yüklenici firmalara geri ödenmesinin sağlanmasıdır ve kamu bankasına geri dönmesidir.
Bu ihalelerin tamamı ayni holdinglerin kurduğu konsorsiyum şirketlerine 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu nun 21/b maddesine göre yapılmıştır. Bu madde ye göre ihale yapılması aşağıdaki koşullarda mümkündür
“Madde 21- Aşağıda belirtilen hallerde pazarlık usulü ile ihale yapılabilir;
21/b: Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden veya yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerekliliği idarece belirlenen hallerde veyahut idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması
2014’ten bu yana yapılan ihalelerde yukarıdaki koşullardan hangisi oluşmuştur konusu, doğal olarak ayrı bir inceleme konusudur. Bu inceleme bundan sonraki yazının konusu olacaktır