Panik

Çok partili yönetime geçiş için hazırlıklar sürdürülürken, bir fikrin peşinden gitmeyi kabul etmeyen parçalı seçmen oylarının konsolide edilerek seçim kazanılacağı fikri de ortaya atıldı. Ancak, kitleleri hareketlendirecek fikir ve slogan arayışları, dönemin siyasi planlamacılarının zamanlarının hızla tüketmeye başladı.

Bugün,1945-1950 yılları arasında bu araştırmalara, dönemin seçmen profilini de dikkate alarak bir kez daha bakmak gerekir ve doğal olarak Cumhuriyetin İlan edildiği yıllarda, Atatürk’ ün büyük bir sürat ve kararlılıkla yaptığı devrimlere, özellikle demokratik laik ve sosyal hukuk devleti anlayışına önce ufak tefek bireysel homurtular başladı ,sonra seviyeler hızla arttı ve İzmir suikastına kadar ulaştı.

Bazı siyasi gözlemciler,1940 larda başlayan Cumhuriyetin temel niteliklerine özellikle Laik devlet ilkesine karşı çıkan bu görüş ve hareketlere “karşı devrim” demeye başladılar. Devlet kavramını yok ederek yerine önce milleti sonra ümmeti koymaya çalışmak, Özellikle Türk Ceza kanununa ve Medeni Kanun’a karşı çıkıp şimdilik dini motiflerle süslü bir cumhuriyet inşa etmeye çalışmanın neresinin devrim olduğunu hiç anlayamamışımdır

1950’den sonra iktidara gelen istisnasız bütün siyasi partiler sanki ayni odada eğitilmiş gibilerdi. Ekonomi yönetiminde devletin etkinliği ve mal varlığı zaman içerisinde sıfırlanmaya başlamış ve her şey satılıp savılmıştı. Günlük yaşamda akıllardaki yapıya uygun davranmayan, giyinip kuşanmayanlar yoğun bir mahalle baskısı görmeye başladılar ,Milli eğitim ise içinden çıkılmaz hale gelip dini bilgilerin kimi doğru kimi yanlış verildiği bir platform oldu ve bu şartların en kötüsüydü.

Bu arada neredeyse yetmiş beş yıldır Ana Muhalefet partisi olan CHP genelde Tüzük kurultayları ve genel başkan seçimleri ile uğraştı ve doğal olarak hiçbir seçim kazanamadı.

Bu arada Ekonomi her üç beş senede bir krize girdi. Bunun nedenlerini kendimizde arayacağımıza, meselenin sadece naslarda belirtildiği gibi faiz indirimiyle çözüleceğini zannettik doğal olarak olmadı Paranın çoğunu elinde tutan uluslararası finans kapital ayni görüşte değildi ve çıkarları düşük faizi desteklemiyordu.

Faizlerin kontrolsüz düşürülmesi ekonominin büyük bir hızla bozulmasına sebep oldu ve her zamanki gibi yana döne bir kurtarıcı arandı. Sonuçta İngiliz vatandaşı tekrar göreve çağrıldı.

Bakan şimşek orta vadeli program adı altında bir uygulama icat etti. Bu adı konmamış bir İMF programı uygulamasıydı ve doğal olarak fakirlik yoksulluğa dönüştü. Özellikle sabit geliri emekliler iyiden iyiye geçinemez oldular. Mucize olarak nitelendiren bu programın sonuçları henüz belli değil. Birkaç makro göstergede iyileşme olması ekonominin düzeldiği anlamına gelmiyor.

Bütün bu olanlardan daha acısı toplumun bir bölümünün suç makinesi haline gelmesi herkesin silah taşımaya başlayıp birbirine ateş etmesi, bunun engellenememesi ciddi sorun olarak büyümekte ve bu da şu anda kontrol edilemez durumda. Bir ülkenin sokaklarında her allahın günü iki gurup silahlı çatışmaya girerse, tesadüfen göz altına alınanlar ise adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlarsa bu suç işlemeye devam ettikleri anlamı taşır .Tesadüfen yargılanan tecavüz sanıklarının karar duruşmasında elbise giyip ceza indirimi almaları ise kahkaha ile gülünecek kadar komiktir.

Her şeyin her alanda ve kontrolsüz kötüleşmesi sonucu, Büyük iddialarla 20 yıldır iktidarda olan AKP iktidarı, hızla taban kaybetmeye başladı ve son yerel seçimlerde CHP ye geçilerek ikinci parti durumuna düştü. Esasen siyasetin istişarelerle yürütülebileceğini zanneden bir kadro tarafında ilçe bazına kadar yönetilen Parti siyasetçilerine adabı muaşeret dersi vererek CHP ile arasındaki farkı kapamaya çalışıyor. Doğal olarak tabanın büyükçe bir bölümünde panik havası hakim ve aradıkları çözümü bulabilmek için buldukları bütün düğmelere basıyorlar ve doğal olarak netice alamıyorlar.

Cambridge Üniversitesinden Doçent Dr. Özge Bilge AKP tabanının artık bölünmeye başlaması hakkında şöyle söylüyor;

Geçmişte Ümmet bilincini   kullanarak bir arada tutulan toplum yapılan yanlışlıklar sonucu çıkarların zedelenmesi nedeniyle bugün dört ayrı menfaat gurubuna bölünmüştür;

         Birinci Gurup

Sıcak para nedeniyle büyük bir rant gelirine sahiptirler. Bu gurup sistemde en küçük değişiklik istemez, bulabildikleri her fırsatta vergi ödemezler ara sırada ödeyecekleri vergi affedilir nedeni bilinmez. Para politikası dışında hiçbir şey ile ilgilenmezler. Milleti bir arada tutan vatan sevgisi yoktur olan sadece daha fazla para kazanma tutkusudur.

            İkinci Gurup

Bu gurup bir zamanlar kendilerine kaplanlar adı takan Anadolu sanayicileridir. Kur üzerindeki yoğun baskı nedeniyle ne üretim yapabilmekte ne de ürettiklerini satabilmektedirler. Enerji fiyatları üzerindeki anlamsız artışlar vergilerin devamlı artması bu gurup insanı hızla tabandan koparamaya başlamıştır ve ihtimal arkası gelecektir.

           Üçüncü Gurup

Bu gurup bir kısmı ulufe olarak dağıtılan Anadolu’daki bürokratik kadrolara, yerleşmiş olanlardır. İstekleri maaşların artmasıdır ve bu sayın hazine ve Maliye bakanının hiç yanaşmadığı bir konudur.

              Dördüncü gurup

Bu gurupta tarımla uğraşan lar vardır. Sürekli olarak pahalıya üretip tüccara ucuza satmaya zorlanmaktadır. Mazot gübre su ve benzeri girdiler için devletin bazı şeyleri sübvanse etmesi gerekirken kimse o taraftan gelmemektedir.

Sonuç olarak siyaseten atılan her adımın genelde yanlış sonuçlara çıkması nun yerine yapılan nında ayni akıbete uğradığı bir taban haline gelmiştir ve toparlanması kim ağzı ile hangi kuşu yakalarsa yakalasın, mümkün gözükmemektedir