• About

hulkiergun

~ Politika

hulkiergun

Category Archives: Öykü

ELLİ YIL SONRA

29 Perşembe Eyl 2022

Posted by hulkiergun in Öykü

≈ Yorum bırakın

                                                         Elli yıl sonra

Televizyona çıkıp hergün yalan söyleyenler,ertesi gün bir gün önce söylediği yalanı unutup bir başkasını söyleyenler,Her işten komisyon almadan kılını dahi oynatmayan bazıları,aç insanlar,altı ay uyumayı kuran birileri,ve benzer yüzlerce problem. Herşeyden ve hepinizden çok sıkıldım

İhtiyar adam yaklaşık elli yıl sonra bir sosyal paylaşım sitesinden adını gördüğü yazışıp selamlaştıktan sonra buluşup bir kahve içmeye karar verdikleri eski Arkadaşını bekliyordu. ODTÜ’den aynı yıl mezun olduktan sonra her ikisi de kendi yoluna gitmiş ve bir daha hiç karşılaşmamışlardı. İhtiyar adam, burslu olarak okuduğu askeriye de çalışmaya başlamış, ayni yerde 45 yıllık evli olduğu karısıyla karşılaşmış, evlenmiş ve birlikte çocuk yapmamaya karar vermişler, aile içerisinde büyük patırtı çıkaran bu karara, önce alışılmış, daha sonra kabul edilir hale gelmişti.  Bugün neredeyse yalnız, orta yaşın üst sınırında iki yaşlı olarak sakin ve basit bir yaşam sürdürüyorlardı. Arkadaş ODTÜ iken sıkı devrimci idi, devletle başı pek çok kez derde girdiği için kamu da iş bulamamış ilk günden özel sektörde çalışmaya başlamıştı. İyi bir makine mühendisi olduğundan zaman içerisinde işlerini geliştirmiş eski devrim sloganlarını unutup evlenip çoluk çocuğa karışmıştı. 2015 de artık çalışmaktan vazgeçmiş işlerini ODTÜ li ve MİT mastırlı ve birkaç yerden doktoralı, makine mühendisi olan oğluna devretmiş, karısı da öldüğünden iyice yalnız kalıp kendini siyasete vurmuştu. Eski devrimcilik günlerinden tek arta kalan sıkı bir siyasi parti karşıtlığı olduğundan, kendi deyimiyle bağımsız siyasetçi olarak kalmış başka bir deyişle 1968 lerde olduğu gibi derdini gene kimseye anlatamamış, siyasi görüşleri gene havada kalmıştı. Birden kulağının dibinden gelen kalın ve boğuk sesle irkildi, birisi;

” Ne oldu ihtiyar derinlere dalmışsın midyemi çıkarıyorsun”

Kafasını çevirdiğinde yıllar sonra görebildiği Arkadaşına

”Ne midyesi bu saatte diye homurdandı midye sabah çıkarılır, sen nerelisin Eleşkirt’li mi, bu arada iyice yaşlanmışsın” yüksek egosunu ağır basarak, bana bak diye devam etti aramızda yirmi yaş fark var gibi duruyor neredeyse sana ağabey diyeceğim

El sıkışıp sarılırken, Arkadaş

” Hadi orada ihtiyar diye söylendi Arkadaşların Partiye ye girip ihaleler aldı üç beş kere hacca gitti, sen hala bıraktığım gibi gariban oturuyorsun”

İhtiyar adam adeti olduğu gibi cevap dahi vermeyip, sarılmak la yetindi.

Bir süre oturup birbirlerini inceleyip hangisinin daha yaşlı ve çökmüş olduğuna karar vermeye çalıştılar. Sonunda İhtiyar Adam,

”Kabul et diye homurdandı, ikimiz de birbirimizden boktan görünüyoruz artık bunu içimize sindirmemiz lazım”

Kısa bir sessizlikten sonra Arkadaş kafasını salladı haklısın dedi mal meydanda

Bu arada sipariş almak için bekleyen garsona da tepemizde dikilip durma biz seni çağırırız diye söylendi.

Arkadaş

”Çok huysuz adamsın diye homurdandı Okuldayken de böyleydin devrimci fikirlerin ateşlendiği o 60 lı yıllarda baba kitapların hepsini ilk sen okumuştun, biz ise hala devrimi spor sahasına yağlı boya ile yazıp ara sıra polisle çatışmak zannediyorduk, çok iyi bilmene rağmen hiç bir toplantımıza katılmadın hiç bir eylemde bulunmadın , 68 lerde senin ajan olduğuna inanmaya başlamıştık hatta bazıları seni temizlemeyi bile düşündü karşı çıkanlar ise  Hüseyin, Yusuf ben idik bu arada şehir dışında olan Sinan da duyunca kıyameti kopardı, böylece yırttın ihtiyar, sevildiğini bil”

İhtiyar adam omuzlarını silkti ve

” Çok umurumdaydı sanki diye homurdandı. Doğru, baş yapıtlarınızı sizden önce okudum çünkü insanların beni siyasetin arkasına saklanarak kandırmalarından hoşlanmam. Eylem ve toplantılarınıza gelince, biliyorsun ben askeriye hesabına okuyordum ve devamlı takip altındaydık. Ailem, büyük ihtimalle bursum kesilirse beni okutamayacaktı, anlayacağın okulu bitirememekten korktum açıkçası. Doğal olarak bu sizin fikirlerinizi desteklemediğim anlamına gelmez, rahmetli Sinan la da Hüseyin ile de Yusuf’la da defalarca bunu konuşup tartıştık, özellikle Sinan ın telkiniyle beni geniş cephe içerisinde bırakmayı kabul ettiler, geniş cephe o dönemde işçi köylü sınıfına bürokratları ve sıradan insanları katmak için Mao nun bulduğu bir yöntemdi. Sen bunları bilmiyor musun ki bana anlattırıyorsun, ne lüzumsuz adamsın

Arkadaş huysuzlanma dedi ve ilave etti sana kalsak biz kahvede içemeyeceğiz ve gülümsedi, senin şimdi üç aylık bitmiştir bırak da ben ısmarlayayım

İhtiyar adam terslendi

“Haddini bil diye homurdandı ben senden hem bir yaş büyüğüm hem de burası benim evime yakın, edepsizliği bırakta şu dikilip duran adama ne istediğini söyle”

Arkadaş inadına

“Hay Allah dedi bari ucuz bir şey seçeyim de bütçen zorlanmasın. Gelen garsona İrlanda kahvesi istiyorum dedi Bailey ile hazırlayın, sakın başka bir şey koymayın hemen anlarım ve sana zorla içiririm sonra sordu; sen ne içiyorsun

“Duble espresso, yanında Konyak Napolyon vsop olsun. Sıradan konyak getirirsen hemen anlarım ve seni ona teslim ederim sakın deneme.

Garsonun, bu iki tuhaf ihtiyarın davranış biçiminden ödü kopmuştu, en iyisi siparişleri getirip görünmemek diye düşündü.

Arkadaş

”Seninle görüşmeyeli zevklerin incelmiş ve iyice rafine olmuş bunları karşılayabilecek misin ihtiyar ancak bu sefer homurdanmadan cevap ver senin ağzından homurtudan başka bir şey çıkmaz mı?”

İhtiyar adam

“Bailey li İrlanda kahvesi sipariş etmeden bunları düşünecektin homurtulara gelince senin orta kulakta bir problemin var galiba, bütün konuşmaları homurtu olarak algılıyorsun.”

Kısa bir sessizlikten sonra Arkadaş,

İstersen sana görüşmediğimiz 50 yılda sana ne yaptığımı anlatayım. İhtiyar adam sokuşturdu doğru dedi devrim için nasıl büyük kapitalist olduğunu dinlemek enteresan olacak

Arkadaş aldırmadı ve devam etti

” ODTÜ’den mezun olduğumuz gün, devrim olacağına kesin inandığımızdan diploma törenini engelledik seni dahi o gün göremedim. Sonra iş aramaya başladım polisteki kaydım nedeniyle hiçbir devlet kurumuna beni almadılar ben de ata sanayide bir torna atölyesinde çalışmaya başladım Ustam iyi adamdı bana bildiği her şeyi öğretti ancak çıraklara ödediği parayı ödedi, tipik sömürü düzeni anlayacağın. Bir gün dükkâna çalışmayan çok eski bir motor getirdiler ve çalışması için o güne göre epeyce para teklif ettiler usta bana baktı ne dersin dedi bu motoru daha önce görmüştüm yavaşça işi al usta dedim ben hallederim. Ustam, bak mühendis dedi beceremezsen itibarım mahvolur ben de seni bir temiz döverim. Al usta yaparız dedim ve usta bir süre tereddütten sonra motoru aldı. Ben üç gün hiç uyumadan motoru dağıtıp kırılan parçayı buldum ve ustaya gösterdim, baktı ben bu parçayı yaparım dedi, yaptı da. Sonra motoru toplayıp işi teslim ettik. Usta belli etmiyordu ama o gün beni oradaki kebapçıya götürüp döner ısmarladı ancak beş kuruş para vermedi. Daha sonra bu tip işler hep geldi ve her seferinde hallettim. Usta bana ufaktan para da vermeye başlamıştı. Bir sabah tuhaf bir şekilde bana çay ısmarladı ve artık kendi işini kurmalısın evlat dedi. İyi de usta dedim verdiğin parayla ben on beş gün geçinebiliyorum bir de iş nasıl kurarım. Usta devam etti arka sokakta İsmail’in torna atölyesi var, ölümünden beri kapalı karısıyla konuştum o dükkânı sana tutacağız tezgâhları iyidir, bakımlarını da beraber yaparız. Motor işinden epey para kazandım bunların yarısını senin için bir kenara ayırmıştım o parayla altı aylık kiranı ödedim yarın sabah beraber gider dükkânı açarız bu arada dün bir motor daha geldi oda senin ilk işin. Ustayı hayretle dinlemiştim benim bildiğim o beni sömürecekti ben ona çırakları ayartıp başkaldıracaktım ve kendi düzenimi kuracaktım, kitaplarda böyle yazıyordu, işte ihtiyar o gün devrimci söylemleri daha farklı anlamaya başladım.

İhtiyar adam dayanamadı,

 ”Bu kapitalist olmaya başladığın tarih herhalde dedi, keşke bir yere kaydetseydin”

Arkadaş

 ” Kopasıca sivri dilin bunca seneye rağmen yuvarlanmamış, edepsizlik etme de dinle; Çalışmaya başladıktan sonra dükkânda işler çok iyi gitti artık Ankara’daki tüm eski makinelerin tamircisi olmuştum, bu arada Ustam öldü bana bunca iyilik yapan adamın ailesini çaresiz bırakmak istemedim, piyasaya olan bütün borçlarını ödedim ve kızının da düğününü yaptım, dükkanını ve tezgahlarını çok iyi bir fiyatla satın aldım. Biliyor musun ihtiyar bunları ilk kez birine anlatıyorum ve bu hayatımda tanıdığım en huysuz ancak en ketum adam, inanılır gibi değil. Her neyse ustamın dükkanını, son model cnc tezgâhları olan bir imalathaneye çevirdim ve işler daha da gelişti ve 2000 başına geldik. İhtiyar ben şimdi bir mola vereyim biraz da sen öt bakalım.

Pekâlâ dedi İhtiyar Adam ve devam etti

” Biliyorsun ben askeriye hesabına okudum. Mezun olunca tayinimi staj için Kara Kuvvetlerine çıkardılar burada uzun süre kimyasal silahlara karşı korunma tedbirleri ile uğraşan ancak bu işi hiç yapmayan bir bölüme verdiler. O bölümün Başkanı oldukça titiz ve ayni ölçüde geçimi zor bir insandı, ondan çok şey öğrendim, en azından bir bürokratın eğer isterse bir işi nasıl sürünceme de bırakıp, yapmayacağını öğrendim bu da bir şey çünkü sonraları çok kullandım. Derken günün birinde Dairenin başkan yardımcısıyla aramızda çok sert bir tartışma geçti ve ilk tayin listesinde ben Konya’ya sürüldüm. Zor günlerdi, eşim de çalışmayı bıraktığından ciddi para sıkıntısı çekiyorduk. Bir gün ziyaretime Tukaş ın genel müdür yardımcısı eski bir mühendis subay geldi. Bizlerden çok eski olduğu için gereken hürmeti gösterdim ve yardım ettim. Laf arasında artık askeriyedeki işin sonuna geldiğimi ve ayrılarak ABD ye yerleşeceğimi söyledim. Gerçekten karısı Amerikalı olan bir yedek subay yardımıyla oradaki işleri halletmiştim sadece istifa zamanı olan ocak ayını bekleyip ayrılmam gerekiyordu. Adam çok üzüldü ve hemen harekete geçmemem için bana adeta yalvardı ve gitti. Çok kısa bir süre sonra Ankara KKK’den bir telefon aldım, beni Daire Başkanı aramıştı ve acele görüşmek istediğini söyledi. Gittim tabii, bana söylenen; çalıştığım yerde hizmet süremi tamamladığım ve beni Ankara’ya almayı düşündüklerini, bunu isteyip istemediğim idi. Bende kartları açık oynamayı tercih ettiğimden ocak döneminde istifa edeceğimi söyledim. Kapıyı kapattırdı ve içeri girişi önleyen kırmızı düğmeye bastı. Bak, ben Amerika’dan mezun oldum ve okurken de orada çalıştım seni tanırım ve Amerikalılarla yapamayacağını biliyorum gel bu işten vazgeç ve seni buraya alalım beraber çalışalım dedi. Neticede bilinmeyen bir maceraya atılmaktansa düzenimi bozmayıp bir süre daha kalmaya karar verdim. İş de benim de anlatacağım bu kadar şimdilik sen devam et bakalım.

Arkadaş;

” Seni de dinleyen bir bok anlattığını zanneder, askeriye maceralarını hep kısa geçiyorsun, arada bana anlatmadığın bir dolu şey olduğunu adım gibi biliyorum, hadi öt bakalım ayrıntıları”

İhtiyar adam bir süre Arkadaşına uzun uzun baktı ve kafasını salladı

” Bak dedi sana her şeyi anlatamayacağımı buraya gelmeden anlamışsındır diye düşündüm, ancak gördüğüm kadarıyla tipik kapitalist taktiği ile ne kaparsam kardır diyorsun. Avucunu yalarsın ihtiyar aynı yollardan beraber geçtik, bana yediremezsin. Ayrıca sen hiç Amerikan filmi seyretmedin mi, bunları sana anlatırsam seni öldürmem gerek.

“Bana bak dedi Arkadaş kültür emperyalizminin sömürü parçalarından alınmış sloganlarla karşıma gelme külahları değişiriz. Tekrar ediyorum ayrıntıları öt.”

İhtiyar adam bir süre daha baktı, ancak gözlerinde şaka göremedi, gerçekten bir şeyler öğrenmek istiyor gibiydi ve devam etti

” Bak ihtiyar, beni hiçbir biçimde ve hiçbir yöntemle korkutamayacağını biliyorsun, ben yaşamım boyunca o kadar ölüme dokundum ki artık ne o bana aldırıyor ne de ben ona. Anladın mı, bir daha anlatayım mı? ”

Arkadaş iyi diye homurdandı ne bok yersen ye bütün keyfimi kaçırdın. Şimdi benim kalkmam gerekiyor arayı uzatmadan tekrar görüşelim bir sürü şey konuşmalıyız.

İhtiyar adam ” Hangi Bakan la iş bağlamaya gidiyorsun sana anlatmadılar mı ölünce insanı birkaç metrelik beze sarıyorlar ve cebi yok”

Arkadaş kahkahayı patlattı sen ayda mı yaşıyorsun, bazı giysilerin de cebi ve düğmeleri yok ama millet bir yolunu buluyor, yeryüzüne in oğlum yukarılarda fazla yaşayamazsın.

İhtiyar adam Arkadaşına sarılırken defol git artık diye homurdandı buluşmak için sen beni ara, benim vaktim bol

Kapıdan çıkarken Arkadaş bir direğin arkasına saklanmaya çalışan garsonu gördü;

“Bana bak dedi İrlanda kahvesi yerine filtre kahvenin üzerine Bailey karıştırıp getirdiğini anlamadığımı sanma gene geleceğim ve bunun hesabını vereceksin, senin konyak nasıldı ihtiyar

” Sıradan konyaktı vsop değildi, tekrar geldiğimizde giderken bunu da götürelim de bir soralım bakalım”

Rengi iyice beyazlaşan garsona aldırmadan, Gülerek ayrıldılar

Abone Ol

  • Entries (RSS)
  • Comments (RSS)

Arşivler

  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021

Kategoriler

  • Öykü
  • Uncategorized

Meta

  • Hesap oluştur
  • Giriş

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • hulkiergun
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • hulkiergun
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle