Son günlerde NATO’daki siyasi gerilim aniden yükseldi. Rusya’yı çevreleme planının bir parçası olarak Finlandiya ve İsveç’in örgüte kabulü uzun zamandır planlanan genişleme politikasının ilk adımıydı ve bunu Gürcistan Ermenistan ve Azerbaycan takip edecekti ancak sayın Cumhurbaşkanının bu genişleme etabına önce olumlu bakmadıklarını, ertesi günde kabul etmeyeceklerini açıklaması üzerine tam deyimiyle çanak çömlek patladı.
İlk tepki Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinisto’ dan geldi
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık bir ay önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve benden önce inisiyatif alarak ‘NATO’ya başvuruyorsunuz ve biz bunu olumlu değerlendireceğiz dedi. Bundan sonraki açıklamaların tamamında Türkiye’nin fikrini değiştirdiğinin altını çizdi.
İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, meseleyi diplomatik zeminden çıkararak küstah bir açıklamayla Türkiye’yi tehdit etmeyi tercih etti:
“NATO’daki bütün ülkelerin desteğini istiyoruz. NATO’nun önemli ülkeleri bizim arkamızda. Bizimle ve o ülkelerle iyi geçinmek, Türkiye’nin çıkarına olur.”
Bu açıklama daha çok Türkiye’ye sokak üslubuyla sataşmaktan ziyade yerine oynadığı Başbakan Andersson’u sıkıştırmak amacı güdüyordu. Siyasi çarklar derhal işledi Bakan Linde geri plana çekilerek Başbakan Andersson inisiyatif aldı. Dışişleri Bakanına ise görevi gereği imzalamak zorunda olduğu İsveç in NATO’ya müracaat protokolünün imza törenini canlı yayınlatarak TV de poz vermek kaldı.
Peki bundan sonra ne olacak, Türkiye bu genişleme etabını veto edebilecek mi yoksa her seferinde olduğu gibi ikna edilerek vetosunu kaldıracak mı? Önce NATO sözleşmesinin 10 uncu maddesine bir göz atalım;
Madde 10 – Taraflar, bu Antlaşma’nın ilkelerini geliştirebilecek ve Kuzey Atlantik Bölgesinin güvenliğine katkı yapacak durumda olan herhangi bir Avrupa devletini bu Antlaşma ‘ya katılmaya oy birliği ile davet edebilirler. Davet edilen Devlet katılım belgesini Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti’ne vererek bu Antlaşma ‘ya taraf olabilir. Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti aldığı her bir katılma belgesinden tüm Tarafları haberdar edecektir.
Burada açıkça belirtildiği gibi Kuzey Atlantik bölgesinin güvenliğine katkı yapacak Avrupa devleti, sadece oy birliği ile anlaşmaya katılmaya davet edilebilir. Bu durumda Türkiye’nin bu iki ülkeyi veto etmesi durumunda davet prosedürü ileri işlemez. Durdurulur ve veto eden ülke üzerinde baskı kurularak ikna edilmeye çalışılır. NATO genel sekreteri seçiminde, Türkiye Rasmussen i veto etmiş ancak baskılar üzerine Genel sekreterin, Türkiye’ye gelerek özür dilemesi koşuluyla vetosunu kaldırmıştı. Rasmussen Türkiye’ye gerçekten geldi ve kırılan kolu için özür diledi ve gitti.
Türkiye, birazda seçimlere yönelik iç politika manevrası kokan bu konuda, gerçekten iki ülkeyi veto ederse, yapılan müracaatlar askıya alınır ve talepler ortaya konur. Türkiye, ABD’den F16 paketine senato onayı nın çabuklaştırılmasını isteyebilir. Başkan Biden ve Dışişleri olumlu görüş belirttiğinden bu isteğin karşılanması kolay olabilir. Ancak ABD dış politikası bu türden baskıcı talepleri pek kabul etmez ancak f16 paketini de askıya almaz bunu devamlı Demokles’in kılıcı gibi gündemde tutmayı tercih eder.
İsveç ve Finlandiya özellikle YPG ile olan ilişkilerini bir süre için askıya alabilir. Özetle başta Türkiye olmak üzere kimse tam olarak istediğini elde edemez. Buna karşılık, bak istediğini yaptık hadi vetonu kaldır baskısı artar. Beş paramızın olmadığını hiç hesaba katmıyorum bile.
Bir başka politik manevra olarak Türkiye alabildiğini aldıktan sonra vetosunu kaldırır ve iki ülkenin kabulünü onaylar ancak sonraki prosedürü geciktirmeye milli onay aşamasını ertelemeye başlar. Bu türden alaturka manevralar NATO sözleşmesinin 11’inci maddesi tarafından engellenmektedir;
Madde 11- Bu Antlaşma Taraflarca kendi anayasal süreçleri uyarınca onaylanacak ve hükümleri uygulanacaktır. Onay belgeleri en kısa zamanda Amerika Birleşik Devletleri Hükümetine teslim edilecek, bu Hükümet de aldığı her belgeden tüm Tarafları haberdar edecektir. Antlaşma, Belçika, Kanada, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere imzacıların çoğunluğu tarafından onaylanır onaylanmaz, onaylayan Devletler arasında yürürlüğe girecektir; diğer Devletler açısından ise onaylarının verildiği tarihte yürürlüğe girecektir.
Burada açıkça yazıldığı gibi bu tür engellemeler kolaylıkla aşılabilecek durumdadır. Anlaşmanın çoğunlukta olan devletler tarafından milli kabulleri hızla yapılır ve İsveç ve Finlandiya NATO bünyesine alınır. Artık sıra Rusya’yı çevreleyecek diğer ülkelerdedir. Bunun anlamı Türkiye hiçbir şey elde etmeden veto kartını kullanmıştır. Doğal olarak bunun siyasi bir bedeli olur ve zamanı geldiğinde ödetilir.
Sonuç olarak, şartların en kötüsünün olmamasını ummalıyız. İsveç ve Finlandiya’nın NATO ya alınmasına karşı çıkılmasına gerçek nedeninin, seçimler için iç politikada bu olayı kullanarak prim yapma çabası olduğu ortaya çıkarsa, sonuçta ödenecek faturanın kime kalacağı önem kazanacaktır ve doğal olarak bu AKP olamayacaktır. Biz ise, böyle başarısız dış politika manevralarına ümit bağlayarak çıkacak büyük problemleri ülkenin sırtına yıkıp gitmeyi hazmedebilmek için, şimdilik, sadece dişlerimizi sıkıp yazık diyebiliriz.
Yılların tecrübesi Ne yaparsak yapalım kaybeden biz olacağız. Kazandığını sansak bile. Kimlerle dans ettiğimizi bilemiyoruz.
BeğenBeğen
Haklısın bu tam kör kimi tutarsa ondan makas alır a benziyor
BeğenBeğen