Oturduğum evin arka tarafında bir ağaçlık var, genelde kavak ağaçlarından oluşmuş aralarına nereden katıldığı belli olmayan adını bile bilmediğim, öğrenmek için çaba da sarf etmediğim bir sürü başka ağaç. Çevresinde yükselen, adına her nedense Site denilen günün modası çok katlı binalara, buralarda yaşayan duyarsız umursamaz ve sadece o günü yaşamaya çalışan insanlara, inadına ve en azından şimdilik yaşama tutunan bir ağaçlık işte.
Bu ağaçlıkta yaşayan saksağan kolonisi, eve taşındığımda benim ilk dikkatimi çeken şey olmuştu. Kendilerine özgü kuralları vardı. Her şeyden önce tek eşliydiler, yuvalarını ulaşılması zor yerlere bazen de tam tersi yerde çalılıkların arasına yaparlardı.
Koloninin çok ilginç bir nöbet sistemi vardı, birbirine yakın olan yuvalarında en az bir yetişkin, doğal olarak bir erkek, gece ve gündüz nöbetçi olurdu. Kendilerine göre düşman belledikleri türler yaklaştığında iğrenç sesle haykırarak herkesi ayağa kaldırırlar ve nasıl planladıklarını hiç anlayamadığım savunma düzenine geçerlerdi.
Biraz da hırsızdı keratalar, ortada, balkon kenarında hiç yiyecek bir şeyler bırakmaya gelmezdi. Hemen organize olurlar, bir şekilde ama mutlaka o yiyeceği çalarlardı. Bu işi o kadar doğal yollarla yaparlar ve kendilerinde o derece hak görürlerdi ki sanki birini yakalayıp ne yapıyorsun sen diye sorsanız sanki, ne yapalım ağabey ekmek parası evde çoluk çocuk aç ,yemek beklerler zaten iş de yok, diyeceklermiş gibi gelirdi bana.
Yetişkinleri, genelde neredeyse tavuk kadar iri olduklarından çevrede pek düşmanları yoktu. Ara sıra çevrede daha az sayıdaki kumru kolonilerinden birini iki saksağan kıstırır, bağırta bağırta tüylerini yolarlar sonra serbest bırakırlardı. Sanki bizden birine bulaşırsanız başınıza gelecek budur gibilerden bir mesaj ileterek…
Ara sıra bazı kediler koloninin yaşadığı ağaçlıktaki yavru saksağanları gözlerine kestirirlerdi. Bunu aniden kopan cayırtıdan anlardım. En irilerinden iki saksağan kedileri havadan takip etmeye başlar, kedi kaçarak kurtulacağını zannederdi, halbuki bilmezdi ki arazi üstünlüğü ve hava hakimiyeti saksağanlardaydı. Zavallı kediyi orada burada sıkıştırıp orasından burasından tüylerini yolarlar ve bunu zavallı hayvanı canından bezdirip kapalı bir yere kapağı atana kadar sürdürürlerdi.
Bir gün gene civarda yaşayan bir karga kolonisi, o ağaçlığa göz koydu. Ağaçlar yüksek ve çevrede yiyecek boldu. Çevredeki insanlar tuhaf yuvalarının camlarına yiyecek falan bırakıyorlardı, doğadaki en zeki yaratıklardan birini reisi olan koloni lideri, o ağaçlığa girip saksağanları oradan kovmaya karar verdi.
O sabah ağaçlıktan alışılmadık sesler gelmeye başladı. Ağaçların sıkça hareket etmesi olup bitenleri anlatıyordu. Kargalar birazda iriliklerine güvenerek ufak sürüler halinde saldırıya başladılar. Ağaçlıkta kıyamet kopuyordu ve bana sıkı eğlence çıkmıştı. Kendi kendime, kargalar benim bildiğim kargalar ise bu akşam ağaçlıkta yönetim el değiştirir diye düşündüm. Doğal olarak da yanıldım. Saksağanlar kuvvetlerini derhal bölerek, ağaç ağaç bölgelerini savunmaya başladılar. Bu durum kargaları da sayıca bölünmelerine yol açtı ve gün sonunda kaybettiler. Ertesi gün tahmin ettiğim oldu ve kargalar büyük sürüler halinde gelerek sayı üstünlüğünü ele geçirdiler, daha doğrusu öyle zannettiler. Saksağanlar gece bütün yavrularını daha emniyetli bir yere taşımışlar başlarına yaşlı ama deneyimli dişilerden birkaç tane nöbetçi bırakmışlardı. Geriye kalanlar sabah erkenden ağaçlara dağılmış yuvaları boş bırakmış ve kargaların girmesi için bir kapıyı da açık bırakmışlardı. Ve kargalar bu tuzağa düştü bütün güçleriyle o kapıdan geçip yuvalara saldırdılar ondan sonra ise olanlar oldu artık ağaçlıktan sadece tüyleri yolunan kargaların sesi geliyordu.
Ancak ,Kargalar pes etmedi kuvvetleri geri çekip dinlenip yenileri ağaçlara yolladılar, ancak saksağanlar küçük guruplar halinde ağaçlıktan çıkıp dinlenen kargaları kovup içerde kalan kargaların lojistik desteğini kestiler ve sonunda kargalar tamamen taktik değiştirip bölgeyi terk ettiler. Bu günlerde ara sıra ve ağaçlığın nispeten boş olduğu saatlerde saldırıp yuvalardaki yavruların ve o arada kıstırdıkları dişilerin tüylerini yolmakla meşguller. Ancak bölge hala saksağanların
Peki, ben bu kadar şeyi neden anlattım, eskilerin dediği gibi kıssadan hisse ne (şimdikiler önermesi nedir diyorlar galiba). Onu da oturup kendiniz bulun. Bu ağaçlık nerededir, saksağanlar kimlerdir, kargalar kimlerdir hadi oturup düşünün biraz… Sakın yanılıp kendinize vazife icat etmeyin ben sadece iki kuş kolonisinin bölgenin kontrolü için yaptıklarını anlattım o kadar…
Tam da yeni sansür yasasına uygun bir masal olmuş Hulki Ağabey. Bir solukta okudum. ÖMER
BeğenBeğen
Harikasin degerli agabey’cim, bir yasam sekli, duzeni bu denli anlatilabilirdi. Ellerine saglik. Saygi, sevgi ve saglik dileklerimle…
BeğenBeğen