Yunanistan ve Türkiye arasında, ABD’nin açık kışkırtmasıyla ipler her gün biraz daha geriliyor. Uluslararası diplomasi pratikleri mevcut durumun bu D -1 safhası olduğunu, başka deyişle sıcak çatışmanın bir gün öncesi olduğunu yüksek sesle konuşmaya başladılar.

Şimdi son dönemde tarafların gerginlik arttırıcı söylemlerine bir göz atalım;

Atina yönetimi Türkiye’yi Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya şikâyet etti. Türkiye’nin resmen kınanması gerektiğinin vurgulandığı mektupta, iki ülke arasında artan tansiyonun Avrupa’da yeni bir Ukrayna doğurabileceği öne sürüldü.

Associated Press in (AP) haberine göre, Yunanistan, gönderdiği mektuplarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözlerine karşılık olarak, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin son yarım yüzyılda üç kez savaşın eşiğine geldiğini ifade etti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, uluslararası kuruluşlara iletilen mektuplarda, NATO müttefiki Türkiye’nin AB, NATO ve BM kurumları tarafından kınanması gerektiğini söyledi.

Dendias ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşını örnek göstererek, “Bu zamanında yapılmazsa ya da durumun ciddiyeti göz ardı edilirse kıtamızın bazı bölgelerinde gelişmekte olan duruma benzer bir duruma şahit olma riskiyle karşı karşıya kalırız” dedi.

Dendias, Erdoğan’ın sözlerini, “Yunan halkına yönelik kabul edilemez tehdit” olarak niteledi ve uluslararası kurumlardan derhal Türkiye’yi kınamalarını talep etti.

NATO Genel Sekreteri Jen StoltenbergAB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e hitaben yazılan mektuplarda ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Anlaşılan Türk lider, gelecekte sergileyecekleri saldırganlığa şimdiden hazır olduklarını göstermeyi seçti ve daha da önemlisi bunu makul bir eylem olarak görüyor […] Türk tavrı, bölgemizde ve kriz zamanında NATO’nun güney kanadında istikrarı bozabilir.”

Ege’de Türk jetlerini taciz eden Yunanistan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözleri üzerine harekete geçti. Türkiye’yi NATO, BM ve AB’ye şikâyet eden Yunanistan son mektubunda bir skandala daha imza attı. Türkiye’yi Rusya’ya benzeten Atina hükümeti, “Türkiye’yi kınayın yoksa Avrupa, Ukrayna’nın ardından yeni bir savaş riskiyle karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın Türkiye’yi Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), NATO’ya şikâyet ettiği skandal mektubun detayları ortaya çıktı. Atina S-300’leriyle NATO görevinde olan Türk jetlerine radar kilidi takmış, bölgede gerilimi tırmandırmıştı. Yunanistan’ın tacizlerine sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Samsun’da düzenlenen TEKNOFEST’te konuştu. Erdoğan, “Ey Yunan, tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur. Yunanistan’a tek cümlemiz var, İzmir’i unutma” ifadeleriyle uyardı.Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözleri Yunan’ı endişelendirdi

Türkiye, Yunanistan’ın Ege’de ağır tahriklerini karşılıksız bırakmadı. Çavuşoğlu’nun imzasıyla 25 AB ülkesine AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’e, BM Güvenlik Konseyi Daimî Üyeleri ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, Ege sorunlarının çözümüne ilişkin Türkiye’nin tutumunu ve görüşlerini açıklayan mektuplar gönderdi.

Politico sitesinde Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias imzasıyla gönderilen son mektupta Avrupa’nın “yeni bir Ukrayna” riskiyle karşı karşıya kalacağı iddia edildi. Erdoğan’ın sözlerini “Yunan halkına yönelik kabul edilemez tehdit” olarak niteleyen Yunanistan, uluslararası kurumlardan derhal Türkiye’yi kınamalarını istedi. Mektupta, “Bunu zamanında yapmamak ve durumun ciddiyetini hafife almak, bizi kıtamızda yaşanan benzer bir olayı yeniden yaşama tehlikesiyle karşı karşıya getirir. Bu hiçbirimizin görmek istemeyeceği bir şey” ifadeleriyle Türkiye’nin söylemi Rusya’nın Ukrayna işgaline benzetildi.

Şimdi bütün bu saçma ötesi söylemleri bir kenara bırakarak can alıcı noktaları ayıklamak zorundayız. Bilindiği gibi hiçbir diplomatik cümle yazıldığı gibi okunmaz.

Dünyadaki en hassas bölgeden birinde bulunan Türkiye her şeyden önce diplomatik gelgitleri ile ünlüdür. Hiçbir şeye Uzun süre evet veya hayır demez. Konjonktür değişti gerekçesi ile anında karar ve pozisyon değiştirebilir. Bu aslında yazıldığı ve okunduğu kadar kötü değildir sadece Türkiye’yi öngörülemez ülkeler sınıfına sokar hepsi o kadar.

ABD’nin 10 bin km mesafeden, bölgede vazgeçilemez çıkarları vardır. Ancak Bu Türkiye işine hep engel olmaktadır. Bölgedeki alması gerekli aslan payını cosi fan tutte diplomasisi uygulayan bir Ülkeyle yapamamaktadır. Bu nedenle ya bu ülke dediklerini yapacak hale sokulacak veya varlığı sonlandırılacaktır.

Yunanistan kurulduğu günden beri hiç devlet olamamıştır. Hep kendisine bir payanda aramış ve her Zaman bulmuştur. Bu son olaylarda da durum aynıdır. Bu seferki payanda ABD dir. Eni iki boyu üç karış olan ülkede şu anda aktif 9 ABD üssü vardır.

Türkiye ve Yunanistan çatışmaya karar verirlerse bunun nasıl olacağı konusunda pek çok rivayet muhteliftir. Ancak en doğru lafı muhtemelen Henry Kissinger söylemiştir

               “İlk kurşunu atan kim olursa olsun yanar”

Bu sıradan garibin hesaplarına göre çatışma olacaksa bunu Yunan deniz kuvvetleri başlatır ve hava kuvvetlerinde de ege denizine yakın bölgelerde bir intihar hücumuna kalkışır. Bu operasyonun Türkiye’ye maliyeti 1 trilyon dolar civarında olur ve Yunanistan askeri hedefleri tümüyle yok olur ekonomisi bir daha belini doğrultamaz ve muhtemelen ABD işgalinde kalır.

Türkiye’nin savunma sanayi roket bölümündeki hızlı gelişmesine gelince,hiç şüphe yokki içlerinden biri olarak gelinen nokta gurur vericidir ancak basının ilginç bir bölümünün satmaya .alıştığı gibi ilk defa türkiye tarafındqn icat edilmiş de değildir.1945 sonrası oluşan dengede ABD hava kuvvetlerinin hızla gelişip büyümesine karşı Sovyetler birliği ,her kademeden hava savunma sistemlerine , kıtlararası balistik füzelere öncelik vermiştiv ve bu doğru bir tercihtir.Yunanistan pazardan sebze alır gibi uçak almaktadır ve bu kadar çeşitli uçağın lojistik desteğinin sağlanması ise teknik açıdan mümkün görülmemektedir..Bir çatışmada yunan uçakları kalkacak ancak inecek meydan bulamıyacaktır.Meseleye bu açıdan baktığınızda vuruş kabiliyeti yüksek roket sistemlerine öncelik verilmesi ,son icra komitesi toplantısında araştırmaları ve test atışları tamamlanan roketlere seri imalat izni verilmesi de doğru karardır. Yanlış olan ise onbin kilometre uzaklıktaki bir ülkenin kendince vazgeçilmez çıkarları için iki komşu NATO üyesi ülkeyi savaşa zorlayacak siyasi ve askeri adımların ard arda adımların atılmasıdır.

Son soru Şudur

“Bu kadar yıkıma ,ölüme ve yıllar süren yoksulluğa değecek mi hanımlar beyler.Ukrayna da değdi mi…”