Narendra Modi nereye Koşuyor

Yazının başlığını görenlerin itirazları, geçen seferki gibi olacaktır. Kimine göre bu Ülkenin onca problemi varken ve onca yoksulluğuna rağmen, Hint siyaseti ile uğraşmanın akıllıca olmadığını söylenecektir. Bu görüşte olanlara saygı duyar önlerinde eğilirim. Ancak, çoğu zaman gerçek hiç de satılmaya çalışıldığı gibi olmaz. Şimdi biraz geçmişe dönerek bu tuhaf politikacının siyasi seyrine kısa bir göz atalım;

Narendra Modi kendisinin ve partisinin tanımına göre Hindu milliyetçisidir ve Müslümanlar baş düşmanıdır. 3.3 Milyon metrekare büyüklüğünde alana 1.1 milyarın üzerinde Hintli yerleşiktir. 22 si resmi 780 ayrı dil konuşan bir ülkede kim nasıl ve neyin milliyetçisidir bilinmez.

 Daha önce yazdığım gibi Hindistan gerçekten çok ilginç bir ülkedir. Kastlar sistemi, yaygın ve acımazsızca kullanılır. Aşağı kast tan olup da sokakta doğup, yaşayıp ölenler ve orada kalanlar, hayatta iken” bu sefer olmadı gelecek sefer daha yukarı kastlara geçeceksin” diyerek uyutulur.

İngilizlerin ülkeyi her şeyi ile sömürdükleri dönemde, bazı iyi şeylerde yapılmıştır. Örneğin bizde, 650 parlamenter ’in yaklaşık on saat süren seçim ve sayım sürecinde her türlü hilenin yapıldığı iddia edilirken, Hindistan 543 üyeli Halk Meclisini yedi aşamada ve bir ayda seçebilmektedir ve seçimde hile yapıldığı hiç duyulmamıştır.

Önceki seçimlerde, Başbakanın genel başkanı olduğu Bharatiya Janata Party BJP, bir önceki seçimlerde Halk Meclisindeki 349 sandalye kazanarak mutlak çoğunluk elde etmiş ve ülke etnik tabanlı milliyetçi yönetime geçmiştir. Bu dönemde hayat, baş düşman Müslümanlar içim her gün biraz daha zorlaşmıştır. Aslında burada da bir başka tuhaflık daha vardır. Hindistan’da 1,1 milyar Hindu yaşarken 350 milyon da Müslüman yaşamaktadır ve sayısal olarak kolay lokma sayılmazlar. Ancak Narendra Modi nin parlamentodaki mutlak çoğunluğu ve kaynağı belirsiz para Hindu toplumunun bütün katmanlarını, özellikle radikal unsurları Müslümanlara karşı harekete geçirebilmiştir.

BJP, halen birinci parti konumunda. Fakat 542 sandalyeden yalnızca 240’ını kazandı Şimdi koalisyon hükümetinin kurulabilmesi için daha küçük partilerin desteğine ihtiyacı var. Modi koalisyon hükümetinin başına geçecek ve hiç alışık olmadığı şekilde başkalarıyla birlikte çalışmak zorunda kalacak, bu ise hiç hesapta olmayan bazı siyasi tavizlerin verilmesine sebep olacak

2014 yılına kadar Gujarat’ta geçen 23 yıllık siyaset hayatında Modi başkalarıyla ortak hareket etme arzusuna dair pek bir emare göstermedi. Daha ziyade her fırsatta Hindu fanatiklere göz kırptı, onları birer asker bildi ve işledikleri suçlar için tutuklanmayacakları ya da ivedilikle serbest bırakılacaklarına dair gizli güvenceler verdi.

İnsan hakları ve demokrasiyi önemseyen Müslümanlar için son 10 yıl hatırlanmaması gereken, zor bir dönemdir. Sivil itaatsizlik gösteren binlerce Müslüman, sorgulanmadan, yargılanmadan hapse atılmış ve masumiyet karinesi hiçbir zaman dikkate alınmamıştır.

Hapse atılan 16 direnişçi yazar, insan hakları savunucusu, avukat ve akademisyenin sekizi halen hapiste ve işlerini imkanlar elverdiği ölçüde hapishaneden yapmaya çalışıyorlar yargılanmayı bekliyor. Bu tür keyfi tutuklamalardan birine maruz kalan 80 yaşındaki bir Cizvit rahibi gözaltında yaşamını yitirdiği de gözden kaçırılmamalıdır.

Bir başka problem ise, özellikle gençler arasında çok yaygın olan işsizliktir. Bu gençler huzursuz ve öfkeli ve büyük sokak hareketlerine hazırlanmaktadırlar. Modi’nin olayları yatıştırmak için onlara sunduğu ise sadece daha fazla polis şiddeti ve daha büyük nefret. Başlangıçta sivil itaatsizlik görüntüsü veren gençler ve kolluk kuvvetlerinin çatışması artık sokak savaşlarına   dönmüştür.

Elde ettiği büyük güce rağmen Modi’nin unuttuğu, ünlü çember teorisi idi. Bilindiği gibi siyasi ihtirasları büyük olanlar, siyaset yapmaya bir çemberin üzerinde başlarlar ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar neticede çember biter siyaset de biter. Siyasi tarihte her nedense çember üzerinde iki tur atan görülmemiştir herkesin ancak bir hakkı vardır.

 Son seçimlerdeki yenilgiden sonra Modi ve kadrosu çemberi tamamlamak üzeredirler

Son olarak bazı Hintliler, Modi iktidarına yakınlıkları nedeniyle, neredeyse bütün devlet ihalelerini almışlar akrabalık ve yandaşlığın her türü, bütün incelikleri ile uygulanmış Liyakate hiç aldırılmamıştır. Ancak, bir buçuk   milyar Hintlinin hepsinin elleri yağın balın içerisinde değildir ve geniş bir yoksul kitlede vardır ve bu seçmen gurubu Modi’nin zengin sömürü gurubunu son seçimlerde sandığa gömüvermiştir.

Bazı karamsar analistlere göre Modi’nin tüm iktidarı boyunca transfer edilen servetin yeni sahipleri kolay vazgeçmeyeceklerdir. Gelecekteki yeni dönemde de eski düzenin devamını isteyecekler bunun için her türlü siyasal kışkırtıyı kullanacaklardır. Ancak bu hep tekrarlanan bir söylemdir ve hiç doğru çıktığı görülmemiştir. Önünde veya sonunda yoksul kitleler sandıkta bir şekilde bu yağmayı da durduracaklardır.

İktidar değişikliklerinde eşe, dosta akrabaya yapılan servet transferi artık kanıksanmış bir yöntemdir ve doğal olarak Hindistan’a özgü değildir. Büyük devlet ihalelerinin hep aynı kişilere verilmesi, vergi afları ve dış kredilere ödeme garantisi verilmesi de yeni rastlanan işGerçek sebebi nedir bilinmez, Rusya ve Ukrayna tarihin hiçbir döneminde barış içerisinde yaşayamamışlardır. Slav ve Ortodoks bu iki ülke, her dönemde kriz çıkarmak için bir sebep bulmaya çalışmışlar bulamazlarsa icat etmişlerdir. Doğal olarak bu kapışmaların sonuçları da olmuştur. Her iki ülkenin kâr zarar tablosuna baktığınızda, iki tarafta da fazla artı görülememektedir. Tarih boyunca yüzbinlerce insan boşuna ölmüş her iki toplumun çıkarlarına kullanılabilecek altyapı ve yer altı zenginlikleri, savaşı finanse etmek için çöp olmuştur. Bu kayıkçı kavgasından Rusya’nın veya Ukrayna’nın kazançlı çıktığını söylemek ise hiç mümkün görülmemektedir

Temelde bu iki ülke çatışmak için fazla araştırma yapmazlar, hatta hiç yapmazlar. Peki bu seferki savaşın taraflara göre ortak sebebi ne olabilir. Uluslararası siyaset açısından ise, bu karmaşanın cevabı oldukça basittir. Rusya, batıya, özellikle ABD ye, entegre olmuş, bir yakın komşuyu üstelik NATO ya ve AB ye üye bir Ukrayna’yı istememektedir. Hedef Kırım ve Donbass ı tamamen ele geçirip kalan bölgede onun tanımladığı sanayi ile üretim yapan ve tek alıcının Rusya olduğu bir düzene geri dönmektir.

Mevcut Şartlar, AB’nin özellikle de ABD’nin oyun planına aykırıdır. Yönetimdeki avanjelistlerin ve saha ajanları Neo Con’ların istediği, krizin boyutlarını büyüterek kendi tanımları ile tanrıyı, bölgede çıkacak bir nükleer savaş ile, Kıyamete zorlamaktır. Bu kadar saçma ve sapkın bir sebep pek çok ülkede homurtulara sebep olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ancak bazıları hedefe kitlenmiştir ve hızla planlarını uygulamaktadır. Eski KGB li olan Başkan Putin bütün bu seçenekleri görmüş ve mutlaka ilk adımı kendisinin atması gerektiğine karar vermiştir.

Ukrayna devlet başkanı Zelenski ise çok ilginç bir kişiliktir. Eski bir tiyatrocu ve komedyendir. Teatral yeteneklerini özellikle bir ülkeden para veya silah isterken çok yoğun olarak kullanmaktadır. Beş dakika önce Başkan Bidenle kahkaha atarken görülür, beş dakika sonra ise ayni adam ayni odada hüngür hüngür ağlayarak yardım istemektedir.

İki ülke arasında “soğuk” ilişki 2014 yılında kritik eşiğe geldi. Ukrayna’da yaşanan otorite boşluğundan yararlanan Rusya Mart 2014’te Kırım’ı ilhak etti. Ukrayna’nın doğusundaki, Rusya sınırındaki Donetsk’te de Rusya’dan destek alan Rus yanlısı ayrılıkçılarla Ukrayna ordusu arasında da çatışmalar yaşandı. Konumu Avrupa ile Rusya arasında olan Ukrayna’da yaşayan vatandaşlar da Rus ve Batı yanlıları olarak kutuplara bölündü.

Siyasi ortam gerildikçe her gün bir başka ülkeyi programsız olarak ziyaret eden Başkan Zelenski, gördüğü herkesten bir şeyler istiyordu. Önce ABD’den Polonya’da konuşlu 82’nci hava indirme Tümeni nin hemen Ukrayna’ya gönderilmesini istedi ve ABD bu isteği hemen reddetti.

Anlaşılamayan bir sebepten Rusya tüm çatışma boyunca çok az hava Kuvvetleri kullanmıştı. Ancak Zelenski ayni inatla hava savunma sistemleri istedi. Hatta tüm NATO için bir tür standart olan Patriot sisteminin yeni ve gelişmiş modelini ve bu model SkyCeptor, ABD Ordusu tarafından Kısa ve orta menzilli balistik füzelere, seyir füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı kullanılmak üzere Raytheon tarafından geliştirilmektedir. Ancak eski komedyen, Başkan Zelenski mutlaka bu modeli isterim diyerek bilinmeyen bir sebepten aşırı ısrarcı olmuştur.

Ukrayna’nın bitmek tükenmek bilmeyen silah talepleri, ayrı bir inceleme konusu olduğundan, artık burada bırakılmalıdır.

ABD ve İngiltere, kriz tırmanmaya başladığında NATO şemsiyesi altında askeri güç kullanımının mümkün olup olamayacağını incelediler. Görünen, bu iki ülke, hava üstünlüğünü ellerinde tutmakla beraber kara birliklerinin sonuç alıcı darbesinden yoksundurlar. Aslında NATO nun 32 üyesi içerisinde sadece Türkiye sisteme angaje olacak kara birliklerini sağlayabilir, Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hiç de böyle bir niyeti yoktur. Öncelik terörle mücadeleye verilmiştir. Bu durumda Ekonomik yaptırımlar ve ambargolar tek çıkış yolu olarak görülmüştür. Mühimmat takviyesi ise her zaman yapılabilmelidir.

Ukrayna’ya NATO gücü sevk edilmeyeceği ekonomik yaptırımlar seçeneğinin benimsendiği Başkan Zelenski ’ye söylendiğinde, hazret sahneden gelen kolaylıkla hüngür hüngür ağlamaya başlar. Ukrayna’mı yok edecekler sizde bunu seyredeceksiniz der. 

Ekonomik yaptırımların uygulanacağı söylentisi yayılmaya başladığı anda, beklendiği gibi, en zayıf halka olan Moskova borsası hemen çöktü. Hemen ardından bazı Rus bankalarının ki toplam yedi banka idi, swift operasyonları durduruldu. Amaç Rusya’yı dolar ile ticaret yapamaz hale getirmekti. Ancak, Swift operasyonları durdurulan bankalardan bazıları A sınıfı bankalardı ve siyasilerin bilmediği, bunların batıdaki muhabir bankaları ile arka kapı görüşmeleri başladı sonuçta her iki tarafı memnun edecek bir çözüm yolu bulundu. Sorun petrol satışının ana para birimi olarak kabul edilen dolar üzerinden yapılmasını gerektiriyordu. Çin Rusya ve Hindistan uzunca bir zamandır buna karşı çıkıyorlar Ülke paralarından biriyle bu ticaretin sürdürülebileceğini savunuyorlardı. Neticede bu üç ülke ticaretin en güçlü para olarak Yuan ile sürdürülmesine karar verdi. Swift engellemesinden çok şey bekleyen ABD ve İngiltere büyük hayal kırıklığına uğradılar.

ABD,OPEC başta olmak üzere, petrol üreten ülkelere uzun süre ham petrol varil fiyatını 60 USD ın altında tutun baskısı yapmayı sürdürdü, ayrıca boru hatlarındaki bütün operasyonların durdurulmasını istedi.  Rusya Çin ve Hindistan spot piyasanın az üzerinde bir fiyatla anlaşmışlardı. Ve bu fiyat bu günlerde 80 USD/Varil olarak devam ediyor. Nakliye konusunu ise Putin çok önceden olacakları hesaplayıp çözmüştü. İkinci el az kullanılmış yüzlerce tanker aldılar veya kiraladılar ve ambargonun başından beri hiç aksamadı.

2022 yılının İlk baharında ruble artık dayanamadı ve çöktü. Gazprom ve Sberbank gibi dev şirketlerin Londra’daki değeri yüzde 97 düştü. Moskova’daki bankamatiklerde kuyruklar oluşmaya başladı. Putin bunun olacağını en başından hesaplamıştı ve hemen Büyük Rus şirketleriyle yapılacaklar konusunda önceden mutabakata varılan plan uygulamaya alınıverdi. Çatal dilli batılı finans kaynakları bir kez daha kaybetmişti. Büyük Şirket yöneticilerinin yatlarına, futbol takımlarına, malikanelerine ve hatta kredi kartlarına el konuldu. ABD ve İngiltere’nin önayak olduğu ekonomik yaptırımların bazı sonuçlar vermeye başlaması yeni sevinç çığlıklarının atılmasına sebep oldu. Dokunulamaz Rusya ya silah olmadan dokunulmuş ve çökmeye yakın hale getirilmişti.

Batı dünyası sevinçli, mutlu günler geçirirken Putin Çok uluslu Rus şirketlerinin Rusya’da tutmak zorunda oldukları nakit de bankada bloke edildi. Toplam 750 milyar dolar olan Rus varlığının yarısı bir hamlede kurtarılmıştı. Batı bankalarında tututulan diğer yarısı da şimdilik izlenmekle yetinilecekti.

Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Batı’nın bu ülkeyi mali olarak kontrol altına alma girişiminin sonucu olarak Rusya resesyona girdi.

Aradan yaklaşık iki yıl geçti ve bu ekonomik arka planda bazı değişiklikler vardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta verdiği röportajda Rusya’nın Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğunu sevinçle dile getirdi.

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) 2024 büyüme tahminini %1,1’den %2,6’ya yükselterek Rus ekonomisinin dayanıklılığının altını çizdi.

IMF rakamlarına göre Rus ekonomisi geçen yıl G7 ülkelerinin hepsinden daha hızlı büyüdü ve 2024’te de böyle devam edecek.

Bu sadece rakamlardan ibaret de değil. Geçen yıl Ukrayna savaşındaki üstünlük kuramama hali bu yıl boyunca da devam edecek görünüyor.

Rusya, ekonomisini, ordu için üretime, özellikle de Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki savunma hatlarının inşasına yöneltiyor.

Batılı liderler bu modelin orta vadede sürdürülemez olduğunu savunuyor. Ancak asıl soru şu: Bu model ne kadar süre devam edebilir?

Rusya, ekonomisini mobilize bir savaş ekonomisine dönüştürdü. Devlet, Sovyet sonrası dönemde rekor düzeyde harcama yapıyor

Bütçenin %40’ına varan askeri ve güvenlik harcamaları, Sovyetler Birliği’nin son dönemindeki seviyelere karşılık geliyor.

Tank, füze sistemleri ve Ukrayna’da işgal edilen bölgelerin savunması için yapılan harcamaları finanse edebilmek için kamu hizmetleri daraltıldı.

Ayrıca Batı’nın Rus petrol ve doğalgazına getirdiği kısıtlamalara rağmen, hidrokarbon gelirleri devlet kasasına girmeye devam etti.

Tankerler artık Hindistan ve Çin’e gidiyor ve ödemelerin çoğu dolar yerine Yuan ile yapılıyor.

Rusya’nın petrol üretimi günde 9,5 milyon varil ile neredeyse savaş öncesi düzeye yakın seyrediyor. Zamanında teslim Putin in hayalet filosu sayesinde, her zaman sağlanıyor.

.

Geçtiğimiz hafta maliye bakanlığı Ocak ayında hidrokarbon vergilerinin Ocak 2022 seviyesini aştığını bildirdi.

Rus petrol, gaz ve elmasları ile devam eden döviz akışı da rublenin değeri üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı oldu.

Batılı liderler bu durumun uzun sürmeyeceği kanısında ancak etkisinin de farkındalar.

Bir dünya lideri yakın zamanda özel bir konuşmada şunları söyledi: “2024 Putin için düşündüğümüzden çok daha olumlu olacak. Kendi endüstrisini düşündüğümüzden daha verimli bir şekilde yeniden organize etmeyi başardı.”

Peki bu iş nerede ve nasıl bitecek sorusunun şimdilik cevabı yokler değildir. Bizlere özgürlük demokrasi diye yutturulmaya çalışılan vahşi kapitalizmin uygulamalarından sadece bir tanesidir. Ne diyelim diğerlerinden Allah saklasın…