ADIMLARINIZA DİKKAT EDİN
SAYIN BÜYÜKELÇİ
Başlıkla ilgili kısa bir notla başlayalım: “Watch your steps” ifadesi Amerikan siyasi dilinde sıkça kullanılan bir uyarıdır. Anlamı nettir: Davranışlarınıza dikkat edin, sınırlarınızı bilin.
Diplomatik ilişkileri düzenleyen çerçeve, tek bir metinden ibaret değildir. Ancak bu çerçevenin en temel dayanaklarından biri olan Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi (1961), diplomatik temsilcilerin görev tanımını açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde belirlemiştir.
Bir büyükelçinin görevi; bulunduğu ülkenin iç siyasetini yorumlamak, yönlendirmek ya da aşağılamak değildir. Görevi; gözlemlemek, raporlamak ve iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmektir.
Sözleşmenin ilgili maddesi bunu açıkça ortaya koyar:
Bulunduğunuz ülkedeki gelişmeleri hukuki sınırlar içinde tespit etmek ve kendi hükümetinize bildirmek sizin görevinizdir. Bu görev, yorum yapma veya siyasi yön tayin etme yetkisi içermez.
Aynı şekilde bir diğer temel göreviniz, iki ülke arasında dostane ilişkileri geliştirmektir. Kamuoyu önünde yapılan ve doğrudan siyasi sistem tartışmasına giren açıklamalar bu görevle bağdaşmaz.
Türkiye’nin anayasal düzeni ise tartışmaya açık bir alan değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası açık ve nettir:
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.
Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir.
Bu düzenin temel nitelikleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Dolayısıyla, bu ülkenin yönetim biçimini farklı kavramlarla tanımlamaya çalışmak ya da alternatif bir yönetim modeli ima etmek, yalnızca siyasi bir görüş değil, doğrudan anayasal çerçeveyi yok saymaktır.
Daha açık ifade edelim:
Siz, Türkiye’de egemenliğin kullanımına dair söz söyleme yetkisine sahip bir aktör değilsiniz. Böyle bir yetkiniz yoktur, böyle bir alanınız da yoktur.
Diplomatik dokunulmazlık, hukukun üstünde bir serbestlik alanı değildir. Sadece belirli koşullar altında görev yapabilmenizi sağlayan bir güvencedir. Aynı sözleşme, bu sınırların ihlal edilmesi durumunda uygulanabilecek tedbirleri de tanımlar.
Bir devlet, gerek gördüğü takdirde herhangi bir açıklama yapmaksızın bir diplomatı “istenmeyen kişi” ilan edebilir. Bu en ileri adımdır. Ancak bunun dışında da diplomatik ilişkiler çerçevesinde uygulanabilecek çeşitli sınırlamalar vardır ve bu seçenekler her zaman masadadır.
Özetle:
Türkiye’nin anayasal düzeni, 1923’te kurulan ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından şekillendirilen bir siyasi iradenin ürünüdür. Bu düzen, dışarıdan yapılan tanımlamalarla değiştirilebilecek bir yapı değildir.
Yapılan açıklamalar, hukuki sınırların dışına çıktığı anda artık bir görüş değil, bir ihlal haline gelir.
Bu nedenle uyarı nettir:
Diplomatik görev tanımınızın dışına çıkan her adım, karşılıksız kalması beklenmemesi gereken bir sonuç doğur
Formun Üstü
,
Formun Altı